Foça’da COP31 ön buluşması: Halkların İklim Zirvesi her yere yayılmalı
Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu’nun düzenlediği COP31 buluşmasında konuşan çevreci Ecehan Balta, Akdeniz'de fosil enerji arama faaliyetlerinin yeni yükler getireceğini belirtti.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31'incisi 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleşecek. Zirve öncesi Foça Tarih ve Doğa talanına Hayır Platformu Foça’da bir buluşma gerçekleştirdi. Buluşmanın kolaylaştırıcılığını Platform Yürütme Kurulu üyesi Mevlüt Ülgen yaparken, buluşmanın konuğu Hakların İklim Zirvesi (HİZ) Türkiye Koordinasyonu üyesi çevreci Ecehan Balta, Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30 zirvesini ve COP31 zirvesine yönelik gelişmeleri katılımcılara aktardı.
Alternatif zirve
10-21 Kasım 2025 tarihleri arasında Brezilya'nın Belém kentinde düzenlenen COP30 (30. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı) zirvesine alternatif olarak düzenlenen COP30 Halkların Zirvesine katılan Balta, iklim adaleti savunucuları ve yerli Amazon halklarının,
ormansızlaştırmaya karşı, biyolojik çeşitlilik, yerli halkların haklarını koruma ve iklim adaleti mücadelesini katılımcılarla paylaştı. Balta; “Üniversite kampüsüne yayılan yüzlerce etkinlik yapıldı. Bin 100’den fazla örgütün imza verdiği bir bildirge yayınlandı. Onlarca ülkeden gelen toplam 23 bin kişilik heyet ve her gün kampüste dolaşan binlerce (çoğu genç ve kadın) insanla adeta geçici bir “karşı-kent” kurulmuş gibiydi. Halkların Zirvesi yıllardır ‘alternatif zirve’, ‘halk zirvesi’, hatta fiilen ‘karşı zirve’ olarak gerçekleşiyor” dedi.
Sahne Antalya, reji aynı
Ecehan Balta Halkların İklim Zirvesi 31 (COP31 Halklar Zirvesi) hazırlıkları hakkında görüşlerini paylaştı. Antalya’da yapılacak olan zirveyi değerlendiren Balta, “Aynı kararda, Türkiye ile Avustralya arasında bir ‘düzenleme’ yapıldığı ve müzakerelerin yürütülmesinde Avustralya’nın belirleyici rol üstleneceği de açıkça kayda geçirildi. Yani sahne Antalya’da kuruluyor, rejiyi paylaşan bir düzen var. İşte bu yüzden, konuyu ‘Türkiye’nin ev sahipliği prestiji’ diye daraltmak, Akdeniz’in meselesini bir turistik broşüre sıkıştırmak olur. Akdeniz, kartpostal değil, bir havza, bir ortak yaşam alanı, bir dolaşım sistemi. Cebelitarık’tan Levant’a uzanan yarı kapalı bir deniz. Kıyıların birbirine bu kadar yakın, akıntıların bu kadar iç içe olduğu bir yerde ‘Ben yaptım, bana kaldı.’ diye bir denklem yok. Risk de yük de sonuç da sınır çizgilerini umursamıyor” diye konuştu.
“Çöp diplomasisi”
Enerji politikalarını da değerlendiren Balta, “Fosil arama meselesi ‘enerji politikası’ başlığının içinde steril bir teknik tartışma olmaktan çıkıyor. Isınan bir havzada, yeni fosil arama ve çıkarma hamleleri, denizin yükünü daha da ağırlaştıran bir siyasi tercihtir. Türkiye, Akdeniz operasyonlarında kullanmak üzere yeni bir derin deniz sondaj gemisinin filoya katıldığını ve Akdeniz’de görevlendirileceğini bizzat Enerji Bakanlığı üzerinden duyurdu.. Antalya’da iklim zirvesi kurulurken, Akdeniz’in altına doğru bir başka hikâye de kazınıyor" dedi.
Akdeniz’in gündeminin fosille de bitmediğini belirten Balta; "İkinci düğüm, 'çöp diplomasisi', daha doğrusu; atığın sınır aşan siyaseti. Avrupa’nın atık akışlarının Türkiye’ye yönelmesi, uzun zamandır konuşulan bir gerçeklik. 2025 tarihli bir rapor, Türkiye’nin Avrupa plastik atığının en büyük alıcılarından biri olmaya devam ettiğini vurguluyor, bu akışın 'geri dönüşüm' etiketiyle meşrulaştırılmasını tartışıyor” dedi.
Foça COP31 buluşmasının ikinci bölümünde, katılımcılar zirveye yönelik düşüncelerini ve zirve öncesi yapılması gerekenleri dile getirdiler.
Halkların İklim Zirvesi Nedir?
Birleşmiş Milletler (BM), bilim insanlarının uzun yıllardır iklim değişikliğine acil önlem alınmasına dair yaptığı uyarıları 1992 yılında dikkate alarak toplandı. Bu ilk iklim zirvesinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), tüm dünya devletlerinin imzasına açıldı.
1994 yılında yürürlüğe giren bu anlaşmanın somut planlara dönüştürülüp, devletlerin gerekli adımları atması için her yıl toplanılmasına karar verildi. Böylece sözleşmeyi imzalayan yani ‘taraf' olan devletler, 1995 yılından başlayarak her yıl toplanmaya başladı. Bu toplantılara Taraflar Konferansı adı verildi. Her yıl başka bir ülkede yapılan Taraflar Konferansı, İngilizce adı “Konference of the Parties” kısaltması ile COP olarak anılıyor.
Bu zirveler, bağlayıcı uluslararası anlaşmaların (Paris Anlaşması gibi) müzakere edildiği temel forum ve taraf olan ülkelerin küresel iklim krizini görüşmek ve sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleri belirlemek üzere her yıl bir araya geldiği, en üst düzey iklim değişikliği zirvesi durumunda.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et