Kazan’dan askeri sanayi işçisinin mektubu: NATO kime güvence, kime tehdit?
"Bu ülkenin işçisi, emekçisi kendi patronlarından mermi yemeye devam ettiği sürece topun, tüfeğin, tankın ne anlamı var?"
Fotoğraf: Pexels
Kazan’da askeri sanayiye üretim yapan bir fabrikada çalışıyorum. Hemen yanı başımızda olan savaş iş yerinde konuşuluyor, endişe yaratıyor. Son günlerde gündemi daha çok trafik cezaları oluştursa da sosyal medyadaki bazı sayfalar üzerinden gelişmeler, Trump’ın kimi açıklamaları takip ediliyor.
‘NATO üsleri var diye füzeler geliyor zaten’
Gazeteye yansıtılan kimi fabrikalardan işçilerin görüşlerinden farklı olarak iş yerindeki kimi arkadaşlar NATO’nun bizim için bir güvence olamayacağını söylüyorlar. Güvence olamayacağı gibi bir tehdit olduğu da düşünülüyor. Bir işçi arkadaşımın değerlendirmesi şöyle: “ABD, NATO üsleri var diye füzeler geliyor ya zaten. Bize gelen füzeyi de gidip İspanya engelliyor. İktidar da bu işin baş sorumlularından ABD ve İsrail ile düşüp kalkıyor. Askeri sanayi diye övünüyorlar ama tezgahlarda kullandığımız takımların çoğu İsrail’den geliyor. İzin almadan uçak uçuramıyor. Kendi siyasi çıkarları neyse onu yapıyorlar. Bizi düşünen yok”.
‘NATO’dan kesinlikle çıkılması lazım’
Aynı işi yapan OSTİM’den bir usta da benzer tepkisini dile getiriyor: “NATO’dan kesinlikle çıkılması lazım. ABD’nin planlarına alet olmamalıyız. Bedeli neyse göze almak gerekiyor. Yoksa durum bizim için iyice kötüye gidecek.” Haklı, savaşın esas sorumluları, emperyalist güçler ve onun savaş örgütleri doğal olarak işçi sınıfı ve halklar için bir güvence olamaz.
Üretim harıl harıl
Güvenlik endişelerinin yanı sıra ekonomik kaygılarla da bölgede yaşanan gelişmeler takip ediliyor. Halihazırda yapılan sefalet zamlarından dolayı milliyetçi olan kimi işçi arkadaşlarım tarafından dahi, yapılacak yeni savaş harcamalarının patronlar için daha fazla kâr, işçilere daha ağır koşullar getireceği hissediliyor.
Elbette ki bu harcamalar için milli duygular istismar edilerek yapılan aldatmacalar da karşılığını bulmuyor değildir. Ancak görünen köy kılavuz istemez. Üretim harıl harıl devam ederken yapılan son zamlarla işçiler iyice geçinemez oldu. Tankın, topun, tüfeğin, uçağın parçasının anlamı ikinci plana daha çok geçmeye başladı. Bu ülkenin işçisi, emekçisi kendi patronlarından mermi yemeye devam ettiği sürece topun, tüfeğin, tankın ne anlamı var?
‘Doyarız baba, sen ben doyarız da devlet doymaz…’
Savaşın bir etkisi olarak mazota gelen sürekli zamlar da endişe ve tepki yaratıyor. İşçiler çocuğu hastalandığında çocuğunu hastaneye götürmek için arabasına binmeyi bile iki kere düşünür hale gelirken devlet de durmuyor: Son trafik cezaları… İş yerinden bir arkadaşım servisle eve dönerken duruma şöyle tepki gösteriyor: “Doyarız baba, sen ben doyarız da devlet doymaz…”
(İşçi Sendika Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et