Michael Adufu’nun hastane-emniyet-adliye üçgeninde ölümü: 'Yaşam hakkını ihlal edenlerin peşindeyiz'
İzmir Barosu, Gana vatandaşı Michael Adufu’nun gözaltı ve tutuklama sürecinde yaşamını yitirmesine ilişkin yaptığı açıklamada, 'takipsizlik' kararını eleştirdi: “Bu ülkenin yeni Adufular ülkesi olmaması için tüm gücümüzle çalışacağız" dedi.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir- İzmir Barosu, hastane, emniyet, adliye üçgeninde göz göre göre ölüme sürüklenen Gana’lı Micheal Adufu için yaptığı açıklamada, “Yaşanan ne hukukla ne vicdanla bağdaşmaktadır. Bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.
İzmir Barosu Av. Tahir Elçi Konferans Salonunda yapılan basın açıklamasında Gana vatandaşı Michael Adufu’nun gözaltı, tutuklama ve hastane sürecinin ardından yaşamını yitirmesine ilişkin süreç anlatıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Açıklamada konuşan İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, 2025 yılı Kasım ayında gerçekleşen basın toplantısında da yaşanan olaya dair iddiaları gündeme getirmiş ve suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatarak süreci şöyle kaydetti:
“28 Mart 2016’da yasal pasaportuyla Türkiye’ye giriş yapıp uzun süre Türkiye’de yaşayan Gana vatandaşı Michael Adufu, 13 Haziran 2024’te İzmir İl Göç İdaresi Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne alınmış ve 8 ay tutulduktan sonra 13 Şubat 2025’te serbest bırakılmıştı. Serbest kaldıktan kısa süre sonra rahatsızlanan Adufu tedavi için gittiği Alsancak Devlet Hastanesi’nde hakkında mala zarar verme iddiası ile şikayette bulunulmuş, daha sonra polis tarafından gözaltına alınarak karakola götürülmüştü. Adliyeye sevk edildiğinde sağlık durumu ağırlaşan buna rağmen tutuklanarak İzmir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilen Adufu’nun burada bilincinin kapalı olduğu görülünce yeniden hastaneye gönderilmiş ancak 20 gün süren tedavinin ardından hayatını kaybetmişti.”
‘Yaşananlar, insan hakları ihlalidir’
Yılmaz, İzmir Barosu olarak gerçeklerin ortaya çıkması adına vermiş oldukları şu şekilde aktardı;
- 2 gün boyunca tedavi bekleyen Adufu’yu mala zarar verdiği iddiasıyla şikayet edip gözaltına alınmasına sebep olan doktor aynı zamanda gözaltı çıkışında Adufu’yu muayene edip herhangi bir sağlık problemine rastlamamıştır şeklindeki raporu neye dayanarak vermiştir? Yine aynı soruşturma dosyasında Kantar Polis Merkezi Amirliği’nde sorulan hiçbir soruya cevap veremeyecek halde bulunan Michael Adufu’nun “ifade vermek istemediği ve susma hakkını kullandığı” tutanaklara geçmiştir. Bu tutanak nasıl tutulabilmiştir?
- Tıbbi destek almak için sağlık kuruluşuna başvuran Adufu etkin bir sağlık hizmetinden yaralanabildi mi? Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi’ne tedavi olmak için 5 Mayıs günü başvurup 8 Mayıs günü tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu sebebiyle bilinci kapanan ve neticesinde yaşamını yitiren Adufu’ya hangi sağlık işlemleri yapılmıştır? Hastane odasından gözaltına, gözaltından adliyeye, adliyeden cezaevine gönderilen Adufu talep ettiği sağlık hizmetinden yararlansaydı ölmeyebilir miydi?
- Konuşamayan, tepki veremeyen, ayakta duramayan hatta oturamayan Adufu’nun polis merkezinde ve adliyede bulunduğu süre boyunca siyah poşet içinde insanlık onuruna aykırı şekilde taşıyan kolluk görevlileriyle ilgili herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? İşkence suçunu işleyen kolluk görevlileri açığa alındı mı?
- Aynı gün içinde bilinci bir daha açılmamak üzere kapanan Adufu’nun, sağlıklı tepki verememesine ve oturamamasına rağmen ifadesini alan, bu ifadeye dayanarak mala zarar verme suçlamasıyla tutuklama talebiyle sevk eden Cumhuriyet Savcısı ve müdafiinin sağlık kuruluşuna sevk edilmesi talebine rağmen bu şartlar altında sorgu yapıp hakkında tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakimi hakkında herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? Anılan Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi görevine devam etmekte mi?
‘Bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağız’
Michael Adufu’nun ölümüne ilişkin dosyada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini eleştirerek bunun “tek kelimeyle skandal” olduğunu söyleyen Yılmaz, “İnsanı ölüme götürecek derecede ilerlemiş olan tüberküloza karşı gerekli tıbbi müdahale yerine kolluk görevlilerine şikayette bulunan ve yürüme yetisini kaybetmesine rağmen araçtan inmeyi reddetti diyerek gözaltı çıkış raporunu düzenleyen bir doktor, bilincini kaybeden kişinin ifadesini alan ve susma hakkını kullandı diye tutanak tutan polisler, yine aynı şekilde artık yürüme yetisini ve bilincini kaybederek idrarını tutamaz hale gelen kişiyi çöp poşetine geçiren kolluk, bilinci yerinde olmayan kişinin ifadesini alan ve o haldeki bir insanı mala zarar verme suçundan ölçüsüz bir şekilde tutuklayan hakim hakkında verilen takipsizlik kararı ülkemizde insan haklarının, yaşam hakkının en temel ihlallerinden birisidir” diye vurguladı.
‘İddianame yok, etkin soruşturma yok’
Tüm iddialara, delillere, tutanaklara ve şikayetlere rağmen hiçbir görevli hakkında herhangi bir iddianame düzenlenmediğini ve etkin bir soruşturma yapılmadığını söyleyen Yılmaz, “Yaşanan ne hukukla ne vicdanla bağdaşmaktadır. İzmir Barosu olarak bu ülkede yaşayan her canlının yaşam hakkını koruma ve geliştirme mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi, bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı tüm yasal yolları kullanacağımızı bildirir, bu ülkenin yeni Adufular ülkesi olmaması için tüm gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha duyururuz” dedi.
(Evrensel)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et