Bakırhan'dan Gürlek'e 'AİHM kararları' çağrısı: 'Uygulayın, Kobanê ve Gezi tutsakları birlikte Newroz halayına dursun'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ne İran'ın ne İsrail'in ne de Amerika'nın Federe Kürdistan topraklarını ve İran'daki Kürt kentlerini kendi savaş sahasına çevirmeye hakkı vardır" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ve Türkiye'ye düşen füzelere dair konuşan Bakırhan, "Dünyanın neresinde bir mermi patlasa gözü Kürtleri arayan viledalı analistler bir anda ekrana çıkıyor, andıç gibi açıklamalar yapıyorlar. Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler, Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmiş o viledalı analistler artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsin: 'Kürtler artık dış güçlerin kendilerine bir faydası olmadığını anlamalı… Kürtler kart olarak kullanılmaya izin vermemeli…'" ifadelerini kullandı.
"Gelin, Kürt halkına isyan, bölge devletlerine de bastırma ikilemini dayatan bu tuzağa son verelim. Kardeşçe ve eşitçe bir arada yaşayalım" çağrısında bulunan Bakırhan, "İran'daki savaş, Türkiye'de çözümü hızlandırmalı" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenen Bakırhan, "Meclisi bekleyecek bir şey yok. AİHM kararlarını uygulayın. Uygulayın ki bu Newroz'da Demirtaş Amed'de, Yüksekdağ İstanbul'da olsun. Kobanê ve Gezi tutsakları birlikte Newroz halayına dursunlar" diye konuştu.
Bakırhan, "15 milyonluk bir kentin belediye başkanını, Ekrem İmamoğlu'nu tutuklu yargılayarak, kayyımların görev süresini uzatarak, Barış Akademisyenlerine zulmederek, AİHM kararlarını uygulamayarak birliği nasıl sağlayacağız? Nasıl demokrasi getireceğiz" diye sordu.
"İran rejimi zulüm ekti, öfke biçiyor"
İran yönetimini eleştiren Bakırhan, "İran’da rejim halklardan ve inançlardan rıza almak yerine varlığını topa tüfeğe yatırdı. Kadınların her türlü özgürlüğünü yasakladı. Ekonomiyi yönetemedi. Kimliklere özgürlük tanımadı. Her gün onlarca Kürt ve muhalifi idam etti. İran halkıyla ilişkisinde zulüm ekti, şimdi öfke biçiyor" ifadelerini kullandı.
"Dış müdahalelerle rejim değiştirmek demokrasi getirmez"
Rejime yönelik eleştirilerine rağmen İran'a yönelik saldırıya karşı çıkan Bakırhan, "Dış müdahalelerle bir ülkede rejimi değiştirmek, o ülkeye demokrasi ve mutluluk getirmez. Bu savaştan çıkarabileceğimiz en önemli ikinci başlık budur" dedi.
Ülkeye demokrasi ve refah gelmesinin yolunun, halkın öz mücadelesinden geçtiğini söyleyen Bakırhan, "Savaş büyüdükçe sınırlar değil, acılar genişliyor; küresel ve bölgesel güçler tepişirken halklar eziliyor. Dış müdahaleler son bulmalı, inkarcı rejimler de değişmeli. Sadece dış müdahalelere karşı değiliz; bu inkarcı rejimin değişmesinden de yanayız" dedi.
"Kürtlere akıl vermekten vazgeçin"
Kürtlerin ve DEM Parti'nin bu yaklaşımı bilinmesine rağmen, ısrarla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar olduğunu ifade eden Bakırhan şöyle devam etti:
"Bakın, dünyanın neresinde bir mermi patlasa gözü Kürtleri arayan viledalı analistler bir anda ekrana çıkıyor. Bir anda, andıç gibi açıklamalar yapıyorlar. Bu vurguyu özellikle yapıyorum: Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler, Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmiş o viledalı analistler artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsin: 'Kürtler artık dış güçlerin kendilerine bir faydası olmadığını anlamalı… Kürtler kart olarak kullanılmaya izin vermemeli…' Bu boş hamaset ile gerçeği perdelemeyi bırakın, Kürtlere akıl vermekten vazgeçin."
"Kürtler bugün konuşuluyorsa sorumlusu Sykes-Picot ve bölge devletleridir"
Son bir haftadır tüm dünyanın İran üzerinden Kürtleri konuştuğunu söyleyen Bakırhan, şunları kaydetti:
"Bir ay önce de dünya Kürtleri konuşuyordu, odak Suriye'ydi. Dünya neden sürekli Kürtleri konuşuyor? Şapkanızı önünüze koyun. Eğer Kürtler yaşadıkları ülkelerde eşit ve özgür yurttaşlar değilse, kimliksiz, baskı ve zulüm altında yaşıyorsa elbette Kürtler konuşulacak. İran'da neyi konuşacağız? Tabii ki kimliksiz Kürtleri konuşacağız. Kürtleri kullanılmakla itham edenler, yüzyıldır inkar ve asimilasyon politikalarıyla Kürtleri görmezden geldiler. Kürtler bugün konuşuluyorsa bunun sorumlusu Sykes-Picot Anlaşması ve bölge devletleridir. Dünya neden Kürtleri konuşuyor diye dert yananlar, önce nerede hata yaptık diye kendilerine sormalı."
"Korkuyu gidermenin yolu belli"
Bakırhan, Kürtlerin konuşulmaması için yapılması gerekeni ise şöyle açıkladı: "Bir silah patladığında 'Aman, Kürtler ne yapacak' korkusu mu var? Bu korkuyu gidermenin yolu bellidir. Kürtlerin bir halk olmaktan kaynaklı haklarını, iradesini tanıyın. Kürtler dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşasın. Yaşadıkları ülkelerin üvey değil, eşit yurttaşları olsun."
"Kimsenin Kürt kentlerini savaş sahasına çevirmeye hakkı yok"
Kürtlerin ve Kürt liderlerinin çözümü dışarıda değil, yaşadıkları ülkelerde aradığını söyleyen Bakırhan, şöyle devam etti:
"Sayın Öcalan yıllardır çözümü bölge topraklarında arıyor. İran'ı demokrasiye davet etti, 'Halkları ve inançları tanıyın' dedi. Kürtlere de 'Bölgesel bir savaşın parçası olmayın ama sizi yok sayanlara karşı da birlik olun ve mücadele edin' dedi. Sayın Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin hiçbir komşuya tehdit oluşturmadığını açıkça söyledi. Sayın Bafil Talabani ise şu tarihi uyarıyı yaptı: 'Kürtlerin bu savaşta mızrak ucu olarak kullanılması büyük bir hata olur. Kürdistan bir savaş alanı değil, köprü olmalıdır.' Kürtlerin ve liderlerinin mesajı net ve onurludur: Kürtleri tehdit olarak görmeyin. Kürtleri, bölgesel barışa katkı sunacak bir halk olarak tanıyın ve kabul edin. Şunu net söylüyorum: Ne İran'ın ne İsrail'in ne de Amerika'nın Federe Kürdistan topraklarını ve İran'daki Kürt kentlerini kendi savaş sahasına çevirmeye hakkı vardır."
"Federe Kürdistan Bölgesi'ne dönük saldırıları kınıyoruz"
İran yönetiminin misillemeler kapsamında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne düzenlediği saldırıları kınayan Bakırhan, "İran rejimi tarafından Federe Kürdistan Bölgesi'ne dönük saldırılar var ve can kayıpları yaşanıyor. Bu saldırıları kınıyoruz, kabul etmiyoruz. İran, Kürtleri ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni tehdit etmeyi bırakmalı. Tehdit etmeden önce, idam sehpalarında katlettikleri binlerce insanın hesabını vermeli, Kürtlerin haklarını tanımalıdır" dedi.
"Gelin Kürt halkına isyan dayatan bu tuzağa son verelim"
Avrupa'nın kendi birliğini kurduğunu söyleyen Bakırhan, "Peki, Ortadoğu neden kendi birliğini kurmasın? Demokrasiye duyarlı, kültürel etkileşime açık ve ekonomik iş birliklerinin olduğu demokratik Ortadoğu Birliği'ni gelin birlikte kuralım. En temel sorumluluk burada bölge devletlerine düşüyor. İnanın, tek bir devlette yaşanacak demokratik dönüşüm bile adım adım tüm bölgeyi doğru temelde etkileyecektir. Bunun öncülüğünü Türkler ve Kürtler neden yapmasın? Bu oyunu neden Türkiye bozmasın? Neden Demokratik Ortadoğu Birliği’nin öncülüğünü Türkiye yapmasın? Bu süreç bir fırsattır. Gelin, Kürt halkına isyan, bölge devletlerine de bastırma ikilemini dayatan bu tuzağa son verelim. Kardeşçe ve eşitçe bir arada yaşayalım diyoruz" çağrısında bulundu.
"İran'daki savaş, Türkiye'de çözümü hızlandırmalı"
Suriye, İran ve Irak'ın hikayesinin çok şey söylediğini belirten Bakırhan, "Barışı, hakkı ve hukuku reddeden bir ülke, eninde sonunda savaşın girdabına çekiliyor. Ülkemizi yaklaşan bu fırtınadan korumak istiyoruz. Kürt meselesi yeniden bölgesel savaşın gerekçesine dönüşmemelidir. İran'daki savaş, Türkiye'de güvenlik refleksini büyütmeyi değil, tam tersine çözümü hızlandırmalı ve büyütmelidir. Türkiye'de yürüyen barış sürecinin kıymetini herkes bilmeli" dedi.
"İktidar hâlâ küçük hesapların peşinde"
Bir yıldır "Aman gecikmeyelim, elimizi çabuk tutalım" dediklerini hatırlatan Bakırhan, "Bir kasırga almış başını, tüm bölgeyi kasıp kavuruyor. Bugün adeta sırat köprüsündeyiz. Bu tarihi kavşağı ve tarihi fırsatı oyalayarak, erteleyerek heba etme lüksümüz yok. Artık kaybedecek zamanımız kalmadı. Türkiye, bölgesel türbülansa karşı stratejik bir istikrar merkezi olabilir. Tehlike büyük ama iktidar hâlâ küçük hesapların peşinde. Dünya neyi konuşuyor; onlar kayyımların süresini uzatma peşinde. Oysa bu zor zamanların güvencesi hukuktur" değerlendirmesinde bulundu.
"'Ahmetler göreve' sözü öylesine söylenmiş bir söz müdür?"
Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün yerine atanan kayyımın görev süresinin iki ay daha uzatıldığını hatırlatan Bakırhan, "'Ahmetler göreve' sözü öylesine söylenmiş bir söz müdür? Yine ne Ahmetler ne Devrimler görevine iade edildi. Kayyım süresi hangi akılla, hangi hukukla uzatıldı? Artık buna son verin. Kayyımları çekin, seçilmişler görevinin başına dönsün" çağrısında bulundu.
"Danıştay'ın Barış Akademisyenleri kararını kınıyoruz"
Danıştayın Barış Akademisyenleri hakkında verdiği karara da tepki gösteren Bakırhan, "Danıştay, 'Barış için imza atanlar suçlu' demeye devam ediyor. Biz de diyoruz ki sizin bu yanlışta ısrarınız asıl suçtur. Danıştayın, AYM'nin ihlal kararlarını fiilen yok sayan ve Barış Akademisyenlerini yeniden hedef hâline getiren bu kararını kınıyoruz. Barış talebi suç değildir. Önümüzdeki günlerde hazırlanacak yasal düzenlemeler, Barış Akademisyenlerinin uğradığı hukuksuzluğu gidermeyi de açıkça kapsamalıdır. Bu da sizin için bir fırsattır" dedi.
"Kobanê ve Gezi tutsakları birlikte Newroz halayına dursunlar"
Bakırhan, bir gazetecinin AİHM kararlarına dair sorusu üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek'in verdiği "Takdir yüce Meclisin" yanıtına da tepki gösterdi. Bakırhan, "Takdirlik bir durum yok Sayın Bakan. Görev sizindir, Meclisin değil. AİHM'nin aldığı kararlar var. Meclisi bekleyecek bir şey yok. Uygulayın. Uygulayın ki bu Newroz'da Demirtaş Amed'de, Yüksekdağ İstanbul'da olsun. Kobanê ve Gezi tutsakları birlikte Newroz halayına dursunlar" diye konuştu.
"İmamoğlu'nu tutuklu yargılayarak nasıl demokrasiyi getireceğiz"
Silivri'de görülen İBB davasına da değinen Bakırhan, "15 milyonluk bir kentin belediye başkanını, Ekrem İmamoğlu'nu tutuklu yargılayarak, kayyımların görev süresini uzatarak, Barış Akademisyenlerine zulmederek, AİHM kararlarını uygulamayarak birliği nasıl sağlayacağız? Nasıl demokrasi getireceğiz? Gün, sandık ve oy hesabı yapma günü değil. İktidara da muhalefete de sesleniyoruz. Bu topraklar bizim. Bu toprakların bereketi barıştadır ve birliktedir" dedi.
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et