AYM'den kritik enerji ve maden kararları: Enerjiye iptal, madene onay
AYM, enerji ve madencilik yasasına karşı açılan davada karar verdi. Karara göre, doğal gaz piyasası ve yenilenebilir enerjiye ilişkin bazı düzenlemeler anayasaya aykırı bulunarak iptal edildi.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP milletvekilleri Murat Emir, Gökhan Günaydın, Ali Mahir Başarır ve 126 milletvekilinin başvurusu üzerine enerji ve madencilik alanlarında önemli değişiklikler getiren 7501 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali davasını karara bağladı. Resmi Gazete’de bugün (10 Mart 2026) yayımlanan karara göre, doğal gaz piyasası ve yenilenebilir enerjiye ilişkin bazı düzenlemeler anayasaya aykırı bulunarak iptal edilirken; madencilik ve nükleer enerji ile ilgili bazı kritik maddelerin ise yürürlükte kalmasına karar verildi.
Enerji ve doğal gazda idari yetki sınırlandırıldı
Mahkeme, doğal gaz ve yenilenebilir enerji alanlarında yürütmeye geniş takdir yetkisi veren bazı kuralları iptal etti. Yüzen LNG tesislerinin işletilmesi ve yer değişikliğine ilişkin istisnaların belirlenmesi yetkisinin, temel ilkeler çizilmeden Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) bırakılması “yasama yetkisinin devredilmezliği” ve “teşebbüs özgürlüğü” ilkelerine aykırı bulundu.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Benzer şekilde, yenilenebilir enerji kaynak alanları (YEKA) yarışmalarına ilişkin usul ve esasların kanunla çerçevesi çizilmeksizin Bakanlıkça belirlenmesi de hukuk devleti ilkesine aykırı görülerek iptal edildi. On yıllık lisanssız üretim süresini dolduran yenilenebilir enerji tesislerinin lisanslı üretime geçebilmeleri şartına bağlanan "lisans alma bedeli" uygulaması anayasaya aykırı bulundu. Mahkeme, resim ve harç niteliğindeki bu tür mali yükümlülüklerin miktar ve oranlarının kanunla net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, kuralda bu bedelin kanunilik unsurundan yoksun bırakıldığını vurguladı.
Maden ruhsatlarındaki taksir yaptırımı kaldırıldı
Yüksek Mahkeme, IV. grup dışındaki maden işletme ruhsat sahalarında, muhtemel rezervlerin beş yıl içinde belirlenmiş koda (UMREK) göre kaynak haline getirilmemesi durumunda uygulanan alan daraltma (taksir) yaptırımının kaldırılmasını Anayasa’ya aykırı bulmadı. Kararın gerekçesinde, bu madenlerin genellikle yüzeye yakın olduğu ve detaylı arama gerektirmediği belirtilerek, raporlama maliyetlerinin düşürülmesinin kamu yararına olduğu ileri sürüldü. Ayrıca, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) bulduğu madenler için özel rapor şartı aranmaksızın "buluculuk hakkı" kazanmasına imkan tanıyan düzenleme de eşitlik ilkesine aykırı görülmeyerek onaylandı.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Nükleer sorumluluk devrine onay
Nükleer Düzenleme Kanunu’nda yapılan değişiklikle, nükleer maddelerin taşınması sırasında sigorta yaptırma veya teminat gösterme yükümlülüğünün, Nükleer Düzenleme Kurumunun onayıyla taşıyıcıya devredilebilmesine olanak sağlayan madde Anayasa’ya uygun bulundu. Mahkeme, bu devrin ancak kurum onayı ve tarafların muvafakatiyle mümkün olabileceğini, bu durumun zarar görenlerin haklarına halel getirmeyeceğini belirtti.
İptal kararları dokuz ay sonra yürürlüğe girecek
Anayasa Mahkemesi, iptal edilen hükümlerin derhal yürürlükten kalkmasının doğuracağı hukuksal boşluğu kamu yararına aykırı bularak, bu kararların Resmi Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti. Bu süre zarfında yasama organının iptal gerekçelerini dikkate alarak yeni düzenlemeler yapması bekleniyor. Karar, özellikle enerji yatırımlarında idari işlemlerin kanuni dayanaklarının netleştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
“Anayasaya aykırı normun uygulanması meşruiyet sorunu yaratır”
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararında, iptal edilen hükümlere ve iptal kararlarının yürürlüğe girme süresinin ertelenmesine yönelik farklı üyeler tarafından karşı oy (muhalefet şerhi) kullanıldı. Karşı oy gerekçeleri şu şekilde:
Mahkemenin, iptal edilen kuralların doğuracağı hukuki boşluğu gerekçe göstererek iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmesi eleştirildi. Üyeler, Anayasaya aykırılığı tespit edilmiş bir normun 9 ay daha yürürlükte kalmasının "geçici meşruiyet" sorunu yarattığını ve hukuk devleti ilkesini ciddi biçimde zayıflattığını dile getirdiler. Karşı oy gerekçelerinde “Anayasaya aykırı bir kanunun uygulanmaya devam etmesi, anayasanın üstünlüğü ilkesini tersyüz etmekte ve kurumsal bir tolerans alanına dönüştürmektedir” denildi.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Hukuki boşluk mu, geçici meşruiyet mi?
Karşı oy kullanan üyeler Anayasa'nın 153. maddesi gereği iptal kararlarının anında yürürlüğe girmesinin esas, ertelenmesinin ise istisna olduğuna dikkat çekerek, erteleme yetkisinin sadece kamu düzenini tehdit edecek, anayasal dengeyi sarsacak çok ciddi "boşluk doğması" hallerinde kullanılması gerektiğini belirttiler. Üyeler görülen davada kuralların derhal iptal edilmesinin, devleti veya kamu düzenini tehdit edecek derecede ağır bir hukuki boşluk doğurmayacağı ifade ettiler.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et