Van kitlesel bir göçe hazır değil
Van’da İran’dan gelecek mülteci akımına dair büyük bir tepki yok ancak vatandaşlar, ekonomi nedeniyle kentin bu krizi kaldıramayacağını söylüyor.
Fotoğraf: Özlem Temena
Özlem Temena
[email protected]
Van – Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının altıncı günü geride kalırken dünyanın gözü Tahran’da. İran’la en uzun kara sınırlarından birine sahip Van’da ise günlerdir olağanüstü bir tedirginlik ya da gerginlik yok. Kentte sessiz bir bekleyiş hakimken, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve AKP hükümeti arasındaki mülteci diplomasisi hızlanmış durumda.
Ursula von der Leyen ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşme sosyal medyada geniş yankı buldu. Von der Leyen’in açıklamaları, olası bir göç dalgasında Türkiye’nin yeniden merkez ülke olacağı yorumlarına yol açtı.
Kentte çok sayıda gazeteci, olası bir mülteci krizine dair ipuçları ararken yerel halk Van’ın kitlesel bir göçe hazır olmadığını söylüyor. Bunun başlıca nedeni ekonomi ve işsizlik. Kentte şu an için İranlıların varlığından endişe duyulmuyor ancak kente binlerce mültecinin gelmesi durumunda Suriye krizine benzer görüntüler yaşanabileceği ifade ediliyor. Çünkü adım adım yaklaşan savaşa rağmen hükümet kanadından “Sınırlardaki geçişler normal düzeyde” açıklaması dışında bir değerlendirme gelmedi. İstanbul’da yer alan mülteci örgütleri ise durumu uzaktan takip etmeye ve anlamaya çalışıyor.
Ramazan nedeniyle gündüzleri kepenkler yarı kapalı. Akşam ezanıyla birlikte çarşı canlanıyor, kafeler doluyor. Kilometrelerce ötede süren savaşa rağmen sokakta görünür bir tedirginlik yok. İnsanlar alışveriş yapıyor, gençler kahve içiyor, taksiler çalışıyor. Sınır kenti beklenmedik ölçüde sakin.
Oysa yılın bu döneminde Van başka bir yoğunluğa alışkın. Newroz öncesi ve sonrasında binlerce İranlı turist gelir, oteller dolar, kuyumcular ve alışveriş merkezleri hareketlenirdi. Bu yıl o kalabalık beklenmiyor. Savaş, turizm sezonunu daha başlamadan gölgelemiş durumda.
Market ürünleri, oyuncaklar ve çorapların sergilendiği, cam kapılı bir büfe dış görünümü, POS cihazı kabul edildiğine dair tabela ve üzerinde Farsça ile Türkçe yazılar bulunan tabelalar.
‘Farsça yazıları bilerek astım’
Kent merkezinde Farsça tabelalar asılı küçük bir bakkal işleten 40 yaşındaki Yunus Gönül, ekonomik tabloyu açıkça anlatıyor:
“İranlılar piyasaya nakit sokuyor. Buradaki halk yoksul. Kimsede nakit yok, herkes kart kullanıyor. Farsça yazıları özellikle astım. Çünkü nakit para İranlılarda. Herkes beni İranlı sanıyor ama değilim.”
Gönül, sınırdaki hareketliliği yakından izliyor. Olası bir kitlesel göç durumunda İranlıların çoğunun Van’da kalmayacağını düşünüyor: “Burada durmak istemezler. Çoğunun Avrupa’da akrabası var.”
Türkiye’nin İranlıları ülkede tutacak bir anlaşmaya gitmesi ihtimalini sorduğumuzda ise temkinli: “O zaman işler değişir. Van’ın binlerce mülteciyi kaldıracak kapasitesi yok. Ekonomi zaten zayıf. İşsizlik yüksek. Rekabet artarsa halkın tepkisi de artar.”
Farsça tabelaların şimdilik sorun yaratmadığını söylüyor ancak kültürel mesafeye dikkat çekiyor: “İranlılar işletme açsa bile daha kapalı çalışır. Tepki çekmemek için görünür olmak istemezler. Onların gittiği yerlere Türkler gitmez, Türklerin gittiği yerlere de onlar pek gelmez. Burada bir alışveriş var ama kültürel yakınlık yok.”
Mustafa Çiftçi | Fotoğraf: Özlem Temena
‘Zenginler gelirse sorun olmaz’
Kent merkezinde tatlı dükkanı işleten Mustafa Çiftçi, göçe karşı değil. Savaş nedeniyle gelenlere kapıların açılması gerektiğini savunuyor: “Savaş var, bu durumda gelebilirler elbette. Bizim için zor olmaz ama onlar için zor olur; evinden, ülkesinden ayrılmak kolay değil. Ancak ekonomi kötü. Binlerce kişi gelirse altyapı yetmez. Düzenleme yapılmalı.”
Aynı sokakta konuştuğumuz, adını vermek istemeyen 45 yaşındaki bir diş protezcisi ise göçün ekonomiyi daha da kötüye götüreceğini söylüyor: “Zaten zor geçiniyoruz. İnsanlar 20 bin lirayla beş çocuk büyütüyor burada. Hayal bile edemeyeceğiniz paralarla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu durumda yükü nasıl kaldıracağız?”
Kentin uzun yıllar çatışmalar ve kayıplar yaşadığını hatırlatıyor: “Biz zaten savaştan çok çektik. Şimdi bir süreç var ama ne olduğunun farkında değiliz. Kimse bize danışmıyor. Eskiden vekiller sokakta olurdu. Şimdi ne halk vekili tanıyor ne vekiller halkı. Dış destekli bir savaşı nasıl kaldıralım?”
‘Van bir göç rotası ve bu yeni değil’
Kentte göç üzerine çalışan, özellikle göçmen kadınlarla saha araştırmaları yürüten Gazeteci ve “Göçmen Kadınlar Anlatıyor” adlı STK’nin Yöneticisi Şenol Bali’ye göre Van toplumu göçmene karşı dışlayıcı bir refleks üretmiyor. Uzun yıllar savaş nedeniyle empati kurma refleksi gelişmiş bir şehir olduğunu belirtiyor.
“Van uzun yıllardır bir göç rotası. Bu hiç değişmedi. Zaman zaman azaldı, arttı ama hiç değişmedi. Ortadoğu’dan, hatta Afrika’dan Avrupa’ya gitmek isteyen göçmenlerin kullandığı temel bir rota burası. Van’ın sosyolojisi bugüne kadar gelen göçmenleri iten, nefret söylemi üreten ya da fiziksel olarak karşı duran bir sosyoloji olmadı. ’90’larda göçle büyümüş bir kent burası. O deneyimi yaşamış insanlar, dışarıdan gelenlere empatiyle bakabiliyor.”
Bali’ye göre bu durum sağlıklı ilerletilebilir; kapsamlı bir entegrasyon planıyla göçmenlerin gelişleri güvence altına alınabilir:
“Ya uluslararası insani standartlarda projelendirilmiş bir tampon bölge olur ya da kentte yığılmalara neden olmayacak bir yönetim planı hazırlanır. Hem mevcut yaşamın tıkanmaması hem de gelen insanların insani koşullarda yaşayabilmesi için. Duvarlar, hendekler, polisiye önlemler göçü bitirmedi. Hatta göç sırasında yaşanan trajedileri artırdı. Mesele yalnızca İran’daki son gerilim değil. Son 50-60 yılın değişmeyen gerçeği bu göç hattı. Eğer bir hazırlık yapılacaksa yalnızca İran’a endeksli değil, genel insan akışına karşı yapılmalı. Kent şu an buna hazır değil.”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2 Mart sabahı İran ve Türkiye arasındaki üç sınır kapısında ticari yük taşımacılığının kontrollü olarak devam ettiğini, ancak günübirlik yolcu geçişlerinin karşılıklı olarak durdurulduğunu söylemişti.
Öte yandan Bloomberg ve Middle East Eye’da yer alan haberlerde, Türkiye’nin İran’dan olası bir mülteci akınını önlemek için ülkenin batısında bir “tampon bölge” kurabileceği iddiaları gündeme gelmişti. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise 25 Şubat’ta yaptığı paylaşımda bu iddiayı yalanladı.
Evrensel'i Takip Et