27.02.2026 18:01

Eğitim Sen'den Yusuf Tekin'in 1000. günü açıklaması: Laik ve bilimsel eğitimin tasfiye edildiği kara bir dönem

Eğitim Sen 4 Haziran 2023’te Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Yusuf Tekin’in 1000'inci günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Laik ve bilimsel eğitimin sistemli bir şekilde tasfiye edildiği kara bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir” denildi.

Eğitim Sen'den Yusuf Tekin'in 1000. günü açıklaması: Laik ve bilimsel eğitimin tasfiye edildiği kara bir dönem

Fotoğraf: Eğitim Sen

4 Haziran 2023 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Yusuf Tekin, görevindeki 1000. gününü doldurdu. Eğitim Sen, Bakan Tekin’in 1000. günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu 1000 günlük kesit, Türkiye eğitim tarihi açısından yalnızca bir "yıkım" dönemi değil; laik ve bilimsel eğitimin sistemli bir şekilde tasfiye edildiği, liyakatin yerini sadakate bıraktığı kara bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir” denildi.

Bakan Tekin’in, bu süre boyunca eğitim bileşenlerini yok saydığı, sendikanın uyarılarına kulak tıkadığı ve iktidarın siyasal-ideolojik ajandasını eğitimin merkezine yerleştirdiği vurğgulanan açıklamada. Bu 1000 günlük tahribatın ağır bilançosu sıralandı.

"Bakan Tekin, tarikat ve cemaatlerin “resmi” hamiliğine soyunmuştur"

Bakan Tekin’in TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunarak bu yapıları “Sivil Toplum Kuruluşu” (STK) olarak tanımladığı ve laik eğitim ilkesine açıkça meydan okuduğu ifade edilen açıklamada; “ÇEDES ve benzeri projelerle okullar, Diyanet başta olmak üzere, çeşitli tarikat ve cemaatlerin uzantısı olan yapıların temel faaliyet alanları haline getirilmiştir. Okullarda “manevi danışman” sıfatıyla Diyanet personelinin görevlendirilmesi, laik ve bilimsel eğitim ilkelerine yönelik en ağır saldırılardan biri olarak karşımıza çıkmıştır. Pedagojik formasyona sahip olmayan, çocuk psikolojisi ve gelişimi konusunda herhangi bir uzmanlığı bulunmayan kişilerin eğitim kurumlarına bu şekilde dahil edilmesi, öğrencilerin sağlıklı zihinsel gelişimini tehdit eden ve okulları dini yapıların faaliyet alanına dönüştüren ideolojik bir hamle olarak karşımıza çıkmıştır” denildi.

"MESEM projeleri ile çocuklar ucuz iş gücü haline getirildi"

Tekin döneminin, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) projeleriyle çocukların eğitim hakkının gasbedildiği ve çocukların “öğrenci kimliği” üzerinden devlet eliyle ucuz iş gücü haline getirildiği bir süreç olduğuna işaret edilen açıklamada; “Sermaye odaklı bu politikalarla çocuk işçiliği yasallaştırılmış, öğrenciler iş cinayetlerine ve ağır sömürü koşullarına mahkûm edilmiştir. MESEM projesi üzerinden patronlara milyarlarca lira kaynak ayrılmış, öğrencilere ödenen ücretler ise İşsizler için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmıştır. Sadece son iki yıl içinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 17 MESEM öğrencisi hayatını kaybetmiştir. Onlarca öğrenci yaralanmış, birçok öğrencide tacize uğramıştır” ifadelerine yer verildi.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”: Laik bilimsel eğitime karşı ideolojik barikat

Eğitim sendikalarının ve bilim insanlarının görüşü alınmadan, pilot uygulama bile yapılmadan hayata geçirilen yeni müfredatın, eğitimin içeriğini büyük ölçüde boşalttığı belirtilen açıklamada şunlar söylendi; “‘Sadeleşme’ adı altında evrim teorisi gibi en temel bilimsel gerçekler dışlanmış, evrensel değerlerin yerini dini ve milli referanslar almıştır. Tamamen ‘İnanç merkezli’ olarak hayata gerçekleştirilen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ nitelikli eğitim hakkına vurulmuş en ağır darbelerden birisi olmuştur. Diğer yandan eğitim emekçilerinin iş yükünü oldukça artırmıştır. Orta çağ eğitim modeli olarak devreye sokulan TYYM’nin geri çekilmesi için 2 Mart’tan itibaren ‘Maarifi Geri Çek Bilimi Öncelle” talebiyle mücadele programı başlatıyoruz”

Türkiye’nin çok kimlikli, çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısını gözeten kapsayıcı bir anlayıştan uzak kalındığına vurgu yapılan açıklamada; “Okullarda uygulanan müfredat, farklı halkların tarihini, kültürünü ve dilini eşit ve özgür bir biçimde tanıyan bir içerik yerine, tekçi ve merkeziyetçi bir bakış açısını yeniden üretmeye devam etmiştir maarif. Eğitim sistemi, çoğulculuğu esas alan, tüm halkların ve inançların eşit temsiline dayanan bir perspektifle yeniden düzenlenmedikçe, okullar toplumsal barışın değil, ayrışmanın zemini haline gelmeye devam edecektir.

Anadilinde eğitim bir insan hakkıdır ve pedagojik açıdan da bilimsel bir zorunluluktur. Buna karşın bu temel hak, haftada iki saatlik seçmeli ders uygulamasıyla geçiştirilmiştir. Müfredatta farklı kimlikleri ötekileştiren, cinsiyet eşitliğini gözetmeyen ve kimi zaman nefret söylemine varan içeriklerin sürdürülmesi, kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim ilkesine açıkça aykırıdır” denildi.

Karma eğitime saldırı ve cinsiyetçi politikalar

Bakan Tekin’in “Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin gerekçelerini ortadan kaldırmak için kız okulları açılabilir” beyanı ve ardından Ankara Dikmen’de sadece kız çocuklarının gidebileceği “Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi bünyesinde açılan kız ortaokulu” gibi tek cinsiyetli okulun açılmasının laik eğitimin temeli olan karma eğitim ilkesine yönelik en somut saldırılardan birisi olduğunun altı çizilen açıklamada; “Karma eğitim Anayasal bir zorunluluktur ve kız çocuklarının eğitim hakkı sadece ailelerin tercihine bırakılamaz. Bu anlamda ebeveyn hakkı sınırsız değildir. Siyasi iktidarın kız çocuklarını koruyacak kamusal politikaları bilinçli olarak uygulamaması politik bir tercihtir ve kabul edilemez. Karma eğitimden taviz vermek, kadını toplumsal yaşamdan dışlamak ve izole etmek demektir” denildi.

Liyakat yerine mülakat getirilmesi ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu

Geçtiğimiz bin gün içinde on binlerce öğretmen adayının Bakan Tekin’in ifadesiyle “mülakat gibi mülakat” vaadiyle mağdur edildiği, liyakat sisteminin tamamen çöktüğü belirtilen açıklamada şöyle denildi; “Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) ile öğretmenler hiyerarşik basamaklara ayrılarak çalışma barışı bozulmuş, “eşit işe eşit ücret” ilkesi yok sayılmış ve öğretmenlik mesleği daha önce hiç olmadığı kadar ciddi oranda itibarsızlaştırılmıştır. Atanmayan ve mülakat mağduru öğretmenler neredeyse her hafta buraya gelerek seslerini duyurmaya çalışmış. Maalesef Bakan, her soruna olduğu gibi buna da sadece camdan bakmış. Haklarını arayan öğretmenleri azarlamış ve hasta olmakla suçlamıştır.

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmen yetiştirme süreci tamamen siyasi denetime hapsedilmiş ve öğretmenlerin hükümet memuru olarak yetiştirilmesi hedeflenmiştir.”

"Milyonlarca öğrenci aç bırakıldı, sorunlar dağ gibi yığlıdı ve çözülmüyor"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki 1000 gününün; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemeğe muhtaç bırakıldığı bir dönem olduğu ifade edilen açıklamada; “Söz konusu 1000 gün içinde okullar hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuşmuştur. Ve bugün okullarda yeterli personel olmamasından kaynaklı hijyen sorunu devam ediyor. Eğitim sisteminin bir taraftan piyasalaştığı, diğer taraftan bilim dışı bir anlayış üzerinden yeniden biçimlendirilmek istendiği 1000 günün eğitim emekçileri ve milyonlarca öğrenci açısından Cumhuriyet tarihinin “en karanlık dönemi” olarak tanımlamak mümkündür” denildi.

Açıklamada ÇEDES projeleri ve Ramazan programlarıyla üstü örtülmek istenen gerçekler şöyle sıralandı;

  • Bugün üç çocuktan biri yoksulluk ve dışlanma riski altında olması.
  • Dört çocuktan birinin tüm gün okulda, günün aç geçiyor olması.
  • 2 milyon çocuğun en temel ihtiyaçların karşılayamayan hanelerde yaşıyor olması.
  • 950 bir çocuğun çalışıyor olması.
  • Okulda olması gereken 630 bir çocuğun bugün nerede olduğunun bilinmiyor olması.
  • 108 ülke çocuklara bir öğün yemek verirken, bizde bunun bir türlü sağlanamamış olması.
  • İkili eğitim yapan taşımalı okullarda ki yemeğin de kesilmiş olması
  • Geçtiğimiz yıl yüzde 30 oranında kısıtlanmış olan taşımanın, bakanın açıklamalarıyla tamamen ortan kalkacağı gerçeğinin olması.
  • Okullarda hijyen ve temizlik sorununun hala kalıcı olarak çözülmemiş olması. 1 Mart’ta iş akitleri tamamlanan TYP çalışanlarının yerine alınacakların hala bilinmiyor olması.
  • Yetersiz ve dengeli beslenememekten kaynaklı her 6 çocuktan birinde bodurluk, her 9 çocuktan birinin obez olması gerçeği.
  • MESEM’lerde çocukların ağır sömürü, çocuk işçiliğine ve her türlü istismara maruz kalması.
  • Öğrenci başına harcanan paranın OECD ülkeleri ortalamasının üçte biri olması gerçeği.
  • Çocuk yoksulluğunda ülkemizin 39 OECD ülkesi içinde, en kötü ikinci sırasında olması.
  • Özel okullar oranının bu bakan ve bu iktidar döneminde olağan üstü artmış olması.
  • Özel okullarda çalışan öğretmenlerin (taban maaşın kalkmasıyla) kölelik ücretlerine çalıştırılıyor olması.
  • Ücretli öğretmen sayısının giderek artış göstermesi.
  • Sözleşmeli öğretmen sorunlarının birçok özlük haklarının çözülmüyor olması.
  • Sadece Urfa’da 12 bir öğretmen açığı gerçeğinden, çok sayıda okulun ve öğrencinin öğretmensiz kalması.
  • Plansızlıktan kaynaklı norm mağduru öğretmenlerin, mağduriyetlerinin devam ediyor olması.
  • Proje okulu uygulamaları sonucunda binlerce öğretmenin mağdur edilmesi.
  • Devlet okullarında çeşitli isimlerle “bağış adı altında” alınan paralar sorunu.
  • Eğitim harcamalarındaki yüksek artışlar sonucu ortaya çıkan çok boyutlu sorunlar.
  • Çeşitli sebeplerle (yoksulluk, açlık, ulaşım, dil, kimlik, uyuşturucu vb.) her yıl katlanarak artan okul terkleri.

AKP iktidarı ve Bakan Tekin’e seslenilen açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Zenginler lehine, yoksullar aleyhine yarattığınız bu düzenden kaynaklı sorunları çözmek yerine, halkın inançlarını istismar eden masallar anlatmaktan vaz geçin. Bu sorunları çözün. Çözmek için ne iradenizin ve de niyetinizin olmadığını bildiğimiz için, size sözümüz GİDİN.”

“Aydınlık bir gelecek için mücadelemiz kesintisiz sürecek”

Yusuf Tekin’in 1000 günlük görev süresince ortaya koyduğu laiklik, bilim ve kamusal eğitim düşmanı pratiğinin, ne eğitim emekçilerinin onurlu direnişini kırabildiği ne de halkın laik, bilimsel ve kamusal eğitim düşlerini yok edebildiği belirtilen açıklamada; “İçinde yaşadığımız bu karanlık ve kaos dönemden çıkışın yolu; susmak değil, her okulda, her iş yerinde, her alanda bilimin, laikliğin ve anadilinde kamusal eğitimin sesini daha gür haykırmaktır. Bakan Tekin’in görevdeki 1000 gününün bilançosu ne kadar ağır olsa da bizim öğrencilerimize, velilerimize ve halkımız olan sözümüz aydınlık bir ülke için mücadele etmektedir. Eğitim Sen olarak, laik ve demokratik bir Türkiye, eşit ve özgür bir eğitim sistemi kurana dek mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğimiz bilinmelidir” diye belirtildi.

(Haber Merkezi)

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
27.02.2026 15:01

Buca Belediyesi emekçileri eylemlerinin 8’inci gününde: ‘Hayatın her alanında sorun yaşıyoruz’

Buca Belediyesi emekçileri, maaşların düzensizliği nedeniyle borçlarını ödeyemediklerini ve temel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını belirterek haklarının derhal ödenmesini istedi. Emekçilerin eylemi sekizinci günde de devam etti.

Buca Belediyesi emekçileri eylemlerinin 8’inci gününde: ‘Hayatın her alanında sorun yaşıyoruz’

Fotoğraf: Bahar Emreoğlu/Evrensel

27.02.2026 11:25

Ilgım Apartmanı davası: Eski AKP’li Antakya belediye başkanları hakkında soruşturma izni verilmedi

6 Şubat depremlerinde yıkılan Ilgım Apartmanı’na ilişkin Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebine karşın, eski AKP’li belediye başkanları İsmail Kimyeci ve İzzettin Yılmaz hakkında soruşturma izni verilmedi.

Ilgım Apartmanı davası: Eski AKP’li Antakya belediye başkanları hakkında soruşturma izni verilmedi

Fotoğraf: ANKA

27.02.2026 10:20 / Güncelleme: 11:36

Beşiktaş, Kocaelispor deplasmanına Sergen Yalçın olmadan gidiyor: Maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

Beşiktaş, Süper Lig'in 24. haftasında deplasmanda Kocaelispor'la karşı karşıya gelecek. Karşılaşma hangi gün ve saat kaçta gerçekleşecek? Beşiktaş'ta eksikler kimler? Sergen Yalçın'ın yedek kulübesinde takıma kim taktik verecek?

Beşiktaş, Kocaelispor deplasmanına Sergen Yalçın olmadan gidiyor: Maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

Hyun-Gyu Oh | Fotoğraf: Cem Tekkeşinoğlu/AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!