GES projesi için tarım alanlarına acele kamulaştırma çıkmıştı: Cumhurbaşkanlığı kararına yürütmeyi durdurma
Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Dereköy’de köylülerin tarım arazilerini GES projesi için yok pahasına ellerinden alacak olan acele kamulaştırmayla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararına Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı çıktı.
Fotoğraf: Yusuf Yavuz
Yusuf Yavuz
[email protected]
Antalya’nın Kumluca ilçesi Alakır Vadisi’nde bulunan Dereköy HES’e entegre edilmek üzere yapımı planlanan GES projesi için Temmuz 2025’de yayımlanan acele kamulaştırmayla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararına Danıştay’dan yürütmeyi durdurma geldi.
Çaltı Mahallesi sınırlarında bulunan köylülere ait tarım arazilerinin, GES projesi için EPDK tarafından acele kamulaştırılması amacıyla yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararının iptali için köylüler dava açmıştı. EPDK tarafından hazırlanan değer tespiti raporunda 2 bin 500 m2’lik bir araziye yalnızca 57 TL değer biçilmesi dikkat çekmişti. Köylülerin açtığı davaya bakan Danıştay 6. Dairesi, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı kapsamında ve anayasaya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceğine vurgu yaparak hukuka aykırı olduğu belirtilen işlemle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Acele kamulaştırma kararına konu olan tarım arazileri için, tarım dışı kullanım izni bulunmadığı da vurgulanan Danıştay kararında, Cumhurbaşkanlığı kararının uygulanması durumunda telafisi mümkün olmayan zararların doğabileceği belirtildi.
“HES olmadı, GES yapalım” dediler
Kumluca Alakır Vadisi’nde inşa edilerek 2017 yılında hizmete alınan Dereköy HES’te enerji üretimi için yeterli su bulunamayınca proje el değiştirdi. Ülke genelindeki bir çok HES projesinde olduğu gibi Dereköy HES için de yardımcı kaynak olarak güneş enerjisi gündeme geldi. HES’te enerji üretimi yetersiz olunca Ekim 2021’de mevcut santrale entegre GES kurulması için hazırlanan projeye ‘ÇED Gerekli Değildir’ karar verildi.
40 bin metre kare tarım arazisi için acele kamulaştırma
Engebeli bir araziye sahip olan vadide, köylülerin kısıtlı tarım arazileri için Temmuz 2025’de acele kamulaştırma kararı alındı. 17 Temmuz 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile Çaltı köyü sınırları içerisinde bulunan ve 9 parselden oluşan toplam 40 bin 200 m2 tarım arazisi üzerinde GES projesi yapılmasının önü açıldı.
2,5 dönüm araziye 57 bin TL değer biçildi
Ancak kamulaştırmaya dayanak oluşturan ve EPDK tarafından hazırlanan değer tespiti raporunda, köylülere ait verimli narenciye bahçeleri ve zeytinlik arazilere, sulu tarıma elverişli olmayan, ‘nohut tarlası’ tespiti yapılarak düşük fiyatlar belirlenmesi halkın tepkisini çekti. Buna göre, yaklaşık 2,5 dönümlük bir araziye 57..000 TL kamulaştırma değer biçilirken, 5437 m2’lik bir arazi için 184 bin TL kamulaştırma bedeli belirlendi.. 1769 m2’lik bir başka tarla için de 118 bin TL kamulaştırma bedeli öngörüldü. 15.508 m2 büyüklüğündeki bir bahçe için de 1 milyon 815 bin TL değer biçilmesi dikkat çekmişti.
Köylüler dava açtı, Danıştay durdurdu
Bu gelişmenin ardından, arazilerini yok pahasına el konulmak istenen köylüler, konuyu yargıya taşıyarak Danıştay’da dava açtı. Davaya bakan Danıştay 6. Dairesi, acele kamulaştırmaya konu edilen tarım arazileri için, tarım dışı kullanım izni alınmadığını tespit ederek hukuka aykırı olduğu belirtilen Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesini durdurdu.
Danıştay’dan devlete yüklenen toprağı koruma ödevi’ hatırlatması
Danıştay 6. Dairesi’nin, 2 Şubat 2026 tarihinde oy birligiyle aldığı yürütmeyi durdurma kararında, “Uyuşmazlık konusu parsellerin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmektedir.
Tarım dışı kullanım izni alınmamış
Diğer yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı kararı hukuka aykırı bulundu
Bu durumda; iş bu kararın verildiği tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu taşınmaz için verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu proje bölgesindeki tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olduğundan, anılan prosedür yerine getirilmeksizin tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.”
Tarım dışı kullanım izni stratejik ihtiyaçlar için
Devletin tarım arazilerini korumakla ilgili yükümlülüklerinin hatırlatıldığı Danıştay kararında, tarım arazilerinin, ancak alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, doğal afet ortaya çıkan geçici yerleşim ihtiyacı, petrol ve doğalgaz arama ve işletme faaliyetleri kamu yararı gözetilerek yol ve alt yapı faaliyetleri için ‘tarım dışı kullanım’ izni verilebileceği vurgulandı.
“Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem”
Acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu vurgulanan kararda, mülkiyet hakkı ve kamu yararı ilişkisine denilerek şöyle denildi: “Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Hali hazırda uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmaktadır.”
“Haklılığımız ortaya çıktı”
Tarım arazileri ellerinden alınmak istenen köylüler, Danıştayın bu kararının ardından işlemin uygulanması için ilgili kurumlara dilekçe ile başvuruda bulundu. Kararı değerlendiren Çaltı Mahallesi Muhtarı İsmail Yavuz, en başından beri projenin bu alanda yapılmasının uygun olmayacağını dile getirdiklerini belirterek, “Danıştay haklılığımıza karar verdi. Bu yürütmeyi durdurma kararına çok sevindik. Bu süreçte bizlere destek olan, doğaya ve insanlara saygı duyan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Alakır’daki HES’ler 10 yıldır vaat ediken elektriği üretemiyor”
Alakır– Karacaören Doğa Kültür Derneği ise konuyla ilgili açıklamasında, “Danıştay 6. Dairede açılan davalarda Yürütmeyi Durdurma (YD) kararı verildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Tek geçim kaynakları olan tarla bahçe ve zeytinliklerini kaybetmekten şimdilik kurtulmuş olan Çaltı’lı komşu ve akrabalarımızın sevincini paylaşırken, Türk adaletine duyduğumuz güveni de tazeliyoruz” denildi.
Alakır Nehri üzerinde bilim insanları ve yöre halkının bütün itirazlarına rağmen kurulmuş bulunan ve 10 yıldan fazla süredir çalışmakta olan HES’lerin hiç birinin vaat ettikleri elektriği üretemediklerini dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Üstelik bu durum maalesef ülkemizdeki HES’lerin çoğu için de geçerlidir. Ülkemiz, masa başında, yöre hakkında hiçbir bilgisi olmayan ve muhtemelen liyakatsiz kamu görevlilerinin üstünkörü hazırladıkları hesapsız ve rant odaklı projelerin bedelini ödemektedir. HES’lerin ülkemiz enerji kaynakları arasında en alt kalemlerden biri haline dönüştüğünü görmek, 2009 yılından beri Alakır Nehri için söylediklerimizin (projelerin yanlış olduğunun) doğru olduğunu ortaya koysa da, bu durum bizi sevindirmemekte, aksine temiz su kaynaklarımıza, dağlarımıza, ormanlarımıza verilen zararlar bizi kedere boğmaktadır.”
Evrensel'i Takip Et