Zam tartışmaları, sessizlik ve arayış: Esenyurt’ta işçiler ne düşünüyor?
Esenyurt’ta metalden tekstile işçiler, yüzde 20–25’lik zam dayatmasının yoksulluğu kalıcılaştırdığını anlatıyor. Borç, işsizlik korkusu ve güvensizlik sessizliği büyütürken, fısıltı hâlindeki itirazlar ortak mücadele arayışına dönüşüyor.
Fotoğraf: Freepik
Esenyurt İşçi Komitesi
İstanbul
2026 asgari ücreti belirlenmeden aylar önce yüzde 20-25 bandı, neredeyse kaçınılmaz bir “gerçeklik” gibi işçilere kabul ettirilmeye çalışıldı. Televizyonlarda, ekonomi sayfalarında ve patron örgütlerinin açıklamalarında aynı oran dolaşıma sokuldu. Beklentiler bilinçli şekilde aşağı çekildi. Sonuç açıklandığında 28.075 liralık asgari ücret, açlık sınırının altında kaldı. Buna rağmen birçok işçi “daha kötüsü olabilirdi” duygusuna itildi.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücret, açıklandığı an itibarıyla açlık sınırının gerisinde kaldı. Bu ücretle geçinmek mümkün olmadığı için ikinci iş yapmayan neredeyse kalmadı. Borç, kredi kartı, ek mesai ve kayıt dışı işler hayatın parçası haline geldi.
Esenyurt, İstanbul’un en yoğun işçi nüfusuna sahip ilçelerinden biri. Ocak–Şubat zamları gündeme geldiğinden beri metalden tekstile, gıdadan petrokimyaya kadar birçok sektörde tartışmalar sürüyor. Tartışmalar yüksek sesli değil; vardiya aralarında, sigara molalarında, fısıltı halinde ilerliyor.
Asgari ücretin altında kalanlar asgari ücrete çekildi. Asgari ücretin biraz üzerinde olanların ücretleri yüzde 20–25 bandında artırıldı. Ancak bu oran, mevcut yoksulluğu sabitlemeye bile yetmiyor. Metal sektöründe bir işçi maaşının borçlar nedeniyle blokeli olduğunu, İK’ya maaşını elden alıp alamayacağını sorduğunu anlatıyor. Yanıt: “Sizden başka en az 25 kişinin daha hesabı blokeli.” Bu tablo, zam oranlarından bağımsız olarak işçilerin derin bir borç sarmalında olduğunu gösteriyor.
Gıda sektöründe çalışan bir işçi, patronların ücretleri bilinçli şekilde belirli bantta tuttuğunu ve yukarı çıkmasına izin vermediklerini söylüyor. Tekstilde çalışan bir başka işçi ise işçiler arasında yayılan korkuya dikkat çekiyor: “İşsizlik, borç ve yoksulluk üçgeninde sıkıştık. En ufak ses çıkaranın kapı önüne konulacağını herkes biliyor.”
35 yaş üstü işçilerde işsizlik korkusu daha belirgin. Yeniden iş bulmak zor olduğu için birçok işyerinde memnuniyetsizlik yüksek olsa da itiraz düşük sesle kalıyor.
Sessizlik neden?
Bugünkü tablo sadece cesaretsizlikle açıklanamaz. Yoğun çalışma temposu, uzun vardiyalar, fazla mesailer, eve vardığında yorgun düşme hali; insanların birbirinin yüzünü dahi göremediği bir düzen yaratıyor.
Güvensizlik de yaygın. “Kim ne der, kim kime söyler?” kaygısı en basit tartışmayı bile sınırlıyor. Borçluluk, işten atılma olasılığıyla birleşince yaşam meselesi hâline geliyor. İktidarın yüksek ücret artışlarının enflasyonu tetikleyeceği ve istihdamı korumak için fedakarlık şart olduğu söylemleri, işçilerin bir kısmında kabullenme duygusu yaratıyor. Ancak bu kabullenme, memnuniyet değil; içe atılmış bir öfke birikiyor.
Yoksulluk artık ortak deneyim
Farklı iş kollarında çalışan işçiler arasında ortak nokta, yoksulluğun istisna değil kural haline gelmesi. Metal, tekstil, petro-kimya ve gıda işçileri benzer cümleler kuruyor: “Eskiden de zorlanıyorduk, şimdi zorlanmak hayatın normali oldu.”, “Bir ayı çıkarabilmek başarı sayılıyor.”
Yoksulluk yalnızca cebimizi değil, ilişkilerimizi, ruh halimizi ve geleceğe bakışımızı da etkiliyor. Genç işçiler evlilik planlarını erteliyor, çocuk sahibi olanlar okul masraflarını düşünerek kaygılanıyor. Hastalık bile “rapor alırsam primim kesilir mi?” hesabıyla değerlendiriliyor.
Peki çıkış nerede?
Yaptığımız toplantılarda ve sohbetlerde öne çıkan soru: “Bu böyle gitmeyecekse, ne yapacağız?”
Esenyurt’ta uzun yıllardır örgütsüzlük hâkim. Farklı iş kollarında, farklı fabrikalarda çalışan işçiler arasında ortak deneyim aktarımı sınırlı. Geçmiş mücadele deneyimleri zayıf veya unutulmuş durumda. Bu da öfkenin kendi içine kapanmasına yol açıyor.
Bizler Esenyurt’ta farklı sektörlerde çalışan işçiler olarak bir araya geldik. Yoksulluğun bireysel değil, ortak bir sorun olduğunu; bunun ancak ortak bir mücadele hattıyla aşılabileceğini biliyoruz. İşyerlerindeki dağınık tartışmaları birleştirmek, birbirimizin deneyimlerinden güç almak ve dayanışmayı örmek için adım attık.
Bir metal işçisinin borç sarmalı, bir tekstil işçisinin işsizlik korkusu, bir gıda işçisinin ücret bandı… Bunların hepsi aynı düzenin sonuçları. Çözüm de parçalı değil, ortak olmak zorunda.
Zam oranlarının nasıl belirlendiğini, beklentilerin nasıl düşürüldüğünü, korkunun nasıl yayıldığını gördük. Sessizliğin nedenlerini biliyoruz. Ancak yoksulluk bizi yalnızlaştırdığı kadar ortaklaştırıyor da.
Esenyurt’ta farklı iş kollarında, farklı fabrika ve işletmelerde çalışan işçiler olarak yan yana gelmeye, birbirimizden güç almaya ve dayanışmayı büyütmeye karar verdik. Yoksulluğa ve onun sonuçlarına karşı ancak birlikte mücadele edersek bir şeyleri değiştirebiliriz.
Bugün attığımız adım küçük olabilir. Ama biliyoruz ki birlik olmadan hiçbir zam oranı ve ücret pazarlığı lehimize sonuçlanmayacak. Yoksulluğa, güvencesizliğe ve korkuya karşı; ancak yan yana durursak kazanabiliriz.
(Evrensel)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et