Rojava’da acı, yas ve öfke: Belirleyici olan siyasi baskıdır
Rojava’da yaşayan Yönetmen ve Antropolog Mirjam Pietchamoe, HTŞ kuşatmasının yaşandığı bölgede “Büyük bir acı, derin bir yas ve muazzam bir öfke”nin hakim olduğunu dile getirdi.
Yücel Özdemir
[email protected]
33 yaşındaki Yönetmen ve Antropolog Mirjam Pietchamoe, 2025 yılının sonundan bu yana Rojava’da yaşıyor. Rojava Üniversitesinde çalışıyor ve çeşitli kültürel ve sanatsal projelerde yer alıyor. Halen Türkiye sınırına yakın Cezîre bölgesindeki gelişmeleri yakından izleyen Pietchamoe, bölgedeki insanların ruh halini üç kelimeyle özetliyor: Acı, yas ve öfke. Uzun yıllar Köln’de yaşadıktan sonra Kürt halkıyla dayanışmak için Rojava’ya giden Pietchamoe, Avrupa’ya da net bir çağrıda bulunuyor: “Cihatçılarla değil, demokratik güçlerle konuşun.”
Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz? Ne zamandır Rojava’dasınız ve orada ne yapıyorsunuz?
Yönetmen ve antropoloğum. Köln’de yaşadım ve çalıştım, etnoloji eğitimi aldım. Rojava’ya kültürel miras, hafıza kültürü ve özellikle demokratik kültür üzerine araştırma yapmak için geldim. Ayrıca Rojava Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle birlikte bir sanat projesinde çalışıyorum. 2025’in sonundan beri Rojava’dayım. Halep’e yönelik saldırılar başladığında buradaydım. Bu saldırılar daha sonra ülkenin büyük bir bölümüne yayıldı.
İnsanlar bu saldırıları nasıl yaşıyor? Günlük hayat nasıl etkileniyor?
Duygular çok çelişkili ama üç şey baskın: Büyük bir acı, derin bir yas ve muazzam bir öfke. Halep’e yönelik saldırılardan bu yana Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkının sistematik biçimde gasbedildiğini görüyoruz.
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ile defalarca anlaşmalar yapıldı, ancak bunların hiçbiri uygulanmadı. Yeniden Esad rejimine benzer baskıcı bir rejimin kurulacağına dair büyük bir korku var. Bu korkuyu daha da artıran şeyler somut deneyimler: Raporlar, videolar ve tanıklıklar. Sözde geçiş hükümetine bağlı askeri güçlerin, özellikle HTŞ’nin, IŞİD tutuklularını serbest bıraktığını gördük. Bu durum bölgede büyük bir istikrarsızlık yaratıyor.
Son haftalarda çok sayıda insan yerinden edildi. Kaynaklara göre 130 bin ile 300 bin arasında. Buna rağmen direniş iradesi son derece güçlü. İnsanlar kendi güçlerine ve öz savunmaya güveniyor. Tüm halk savunmaya katılıyor. Sadece askeri olarak değil, sivil halkı ve demokratik kazanımları korumak için de.

Yönetimde eski IŞİD ve HTŞ üyeleri de var. Halk bu güçlerin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında mı?
Evet, kesinlikle. Esad rejimi 2024’te devrildiğinde de bu çok açıktı. O dönemde de buradaydım. Birçok insan o zaman “Bu da bize yönelik bir saldırıdır” diyordu. Kazanılmış kadın haklarına yönelik bir saldırı. Bu sözde geçiş hükümeti cihatçı yapılardan çıktı. Amaçları İslamcı bir Suriye kurmak ve ideolojilerini zorla dayatmak.
Geçen yılki Dürzilere ve Alevilere yönelik katliamlar burada çok iyi biliniyor. İnsanlar kiminle karşı karşıya olduklarını çok net biliyor. Burada beni çok etkileyen bir şey var: Tüm saldırılara rağmen Araplar, Süryaniler ve Ermenilerle birlikte barışçıl bir gelecek inşa etme yönünde güçlü bir irade var. Bunu hem öz yönetim yapılarında hem de kadın örgütlenmelerinde yer alan insanlar anlatıyor.
Kürtler ve Arapların ortak mücadelesi sürüyor
Bazı büyük Arap aşiretleri pozisyon değiştirdi. Araplar ile Kürtler arasındaki ilişki nasıl?
Demokratik bir çözümü gerçekten isteyen herkes şunu biliyor: Bu ancak birlikte mümkün. Birçok Arap bilinçli bir şekilde Kürtlerin yanında kaldı ve HTŞ’nin safına geçmedi. Arap YPJ savaşçılarından gelen videolar var. Açıkça şunu söylüyorlar: “Bu yapıları birlikte kurduk ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz.” Burada kadınların perspektifi çok belirleyici. Pek çok Arap kadın için de Colani rejiminin kendilerine bir gelecek sunmadığı çok açık.
Birçok kişi, Rojava yok edilirse bir modelin de yok olacağını söylüyor. Bu nasıl bir model?
Kürtler onlarca yıldır kimliklerinin inkârına karşı mücadele ediyor; dillerinin yasaklanmasına, dışlanmaya karşı. Bu mücadele ve IŞİD’e karşı verilen ortak savaş temelinde burada çoğulcu ve demokratik bir sistem inşa edildi. Konseyler ve komünler üzerine kurulu, tabandan örgütlenen konfederal bir model. Ekoloji, toplumsal adalet ve kadın özgürlüğü bu sistemin merkezinde yer alıyor. Kadınlar tüm siyasi kurumlarda temsil ediliyor, eş başkanlık sistemi var, gerçek bir katılım söz konusu. Son yıllarda üç üniversite kuruldu; ikisi Kürtçe, biri Arapça eğitim veriyor.

Dayanışma moral veriyor
Almanya’da son dönemde büyük dayanışma eylemleri yapıldı. Bu Rojava’da hissediliyor mu?
Evet, çok güçlü bir şekilde. İnsanlar için bunun anlamı çok büyük ve moral kaynağı. Durum son derece ağır. Kobanê fiilen kuşatma altında. Burada kısmen elektrik varken Kobanê’de ne elektrik ne de su var.
Türkiye’ye yönelik öfke arttı mı?
Öfke zaten hep vardı. Türkiye uzun süredir bu bölgeyi bombalıyor. Kürtlerin inşa ettiği bu demokratik modeli kabul etmediği çok açık. Burada verilen mücadele varoluşsal bir mücadele ve Türkiye en büyük karşıt güçlerden biri.
Colani’nin Berlin’e davet edilmesi büyük öfke yarattı
HTŞ yönetiminin yurt dışında meşrulaştırılması, örneğin Colani’nin Berlin’e davet edilmesi nasıl karşılandı?
Büyük bir öfke yarattı. Cihatçı güçlerin tehlikeli şekilde normalleştirildiğini görüyoruz. IŞİD’e karşı mücadelede 15-16 bin insan hayatını kaybetti. Avrupa’yı da korumak için. Şimdi Colani gibi birinin davet edilmesi, tüm bu insanların yüzüne atılmış bir tokat gibi. Colani Berlin’e gitmemeli. Bunun yerine demokratik güçler dinlenmeli. Kuzey ve Doğu Suriye özerk yönetimi, Dürzi ve Alevi temsilciler ve özellikle kadınlar sürece dahil edilmeli.
Mevcut insani durum nedir? Avrupa’dan nasıl yardım edilebilir?
Cezîre’de temel ihtiyaçlar karşılanabiliyor ancak çok sayıda mülteci geldi. Çoğu hiçbir şeyleri olmadan, hatta kıyafetsiz… Kobanê’de su, elektrik yok. Çocukların donarak hayatını kaybettiğine dair haberler var. Bazı insanlar hâlâ arabaların içinde uyuyor. Maddi yardım önemli ancak asıl belirleyici olan siyasi baskıdır. Uzun vadede insanlara gerçekten yardımcı olacak olan; siyasi bir çözüm, diyalog ve uluslararası dayanışmadır. Avrupa, Ortadoğu halklarının birlikte konuşup hareket edebileceği bir alan olabilir.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et