Türkiye ve Rojava’daki gelişmeler Köln’de düzenlenen konferansta tartışıldı: Rojava’da savaş riski, Türkiye’de barış tıkanıklığı
Köln’de düzenlenen EFFP konferansında Kürt sorununun demokratik çözümü, Rojava’da süren savaş riski ve Türkiye’de barış sürecinin tıkanıklığına tartışıldı, eşit yurttaşlık vurgusu yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Yücel Özdemir
[email protected]
Köln – Avrupa Özgürlük ve Barış Platformu (EFFP) tarafından Almanya’nın Köln kentinde cumartesi günü “Barışını arayan ülke, engeller imkânlar” başlığı altında gün boyunca süren konferansta Türkiye, Rojava ve Ortadoğu’daki gelişmeler değişik boyutlarıyla tartışıldı.
EFFP adına Neşe Özgen ve Ercan Jan Aktaş’ın açılışını yaptığı konferansta söz alan akademisyenler, siyasetçiler ve gazeteciler Kürt sorununun demokratik çözümüne destek verilmesini istedi. Konferansa Türkiye’den CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol katıldı. Rojava’dan konferansa katılan Suriye Demokratik Meclisi Dış İlişkiler Ofisi sorumlusu Hesen Mihemed Eli, şu anda belli bir uzlaşmanın sağlandığını, ancak savaş tehlikesinin devam ettiğine dikkat çekti.
Konferansa online katılan akademisyen Arzu Yılmaz, bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek, “Bugün otoriterleşme, ulus-devlet yapısını tümden değiştirmeyle karşı karşıya. Bölgesel ölçekte yeni yapılanmalar süreci başlayabilir. ABD, Güney ve Kuzey Amerika’da belirleyici güç olmayı hedefliyor. ABD, Ortadoğu’da müttefikleriyle birlikte en etkili güç olmaya devam ediyor” dedi. Yılmaz, ABD ve müttefiklerinin bölgede Şii hilaline karşı Sünni hilali yaratmaya çalıştığına dikkat çekerek, Kürtlerin mevcut koşullarda Sünni hilalin parçası olmayı kabul etmediğini vurguladı.
Rojava’da tehlike geçmiş değil
Suriye Demokratik Meclisi Dış İlişkiler Ofisi sorumlusu Hesen Mihemed Eli de konferansta yaptığı konuşmada, bir dizi anlaşmaya rağmen Rojava’da Kürtler için tehlikenin devam ettiğini söyledi. Eli konuşmasında şunları dile getirdi:
“Suriye’de olup bitenler Ortadoğu’nun yeniden dizaynıyla bağlantılı. Önümüzde iki yol vardı: Ya savaş ya diyalog. Biz diyaloğu tercih ettik. SDG ile Şam’da bir denge oluşturmayı hedefledik. Entegrasyon konusunda, Türkiye’nin de müdahalesi nedeniyle anlaşamadık.
Öcalan bize gönderdiği mektupta, ‘Savaş yerine diyalog yolunu tercih edin’ dedi. Petrol ve sınır kapıları konusunda anlaşmazlık vardı. Bunun için bir askeri heyet Şam’a gönderdik. Üç tümen talebimiz vardı. Paris’te İsrail ile yapılan anlaşma Şam’ın elini güçlendirdi. Halep’te anlaşmaya yanaşmadılar. Asıl planları savaşla, parça parça SDG’nin kontrol ettiği alanları ele geçirmekti. Kürt-Arap çatışması isteniyordu. Rojava’da Kürtlerle Araplar iç içe yaşıyor. Bu nedenle SDG, Kürtlerin yaşadığı bölgelere çekilerek savaşı engelledi. Dünya çapında Kürtlerin harekete geçmesi saldırıları kısmen durdurdu.”
Eli, şu anda dört temel taleplerinin olduğunu belirtti: Kobani kuşatmasının kaldırılması, ateşkesin devam etmesi, Kürtlerin varlığının Anayasa’da yer alması ve Kürtlere bir statü verilmesi. Bu taleplerin karşılanmaması hâlinde savaş tehlikesinin yeniden artacağına dikkat çekti.
Türkiye’de barış süreci hangi aşamada?
Konferansın öğleden sonraki bölümünde Türkiye’deki barış süreci ve buna bağlı gelişmeler ele alındı. Gazeteci-yazar Can Dündar’ın yönettiği bu bölüme CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifinden Selin Top ve Avukat Esma Çakır-Ceylan katıldı.
Tanrıkulu, Meclis çatısı altında bir komisyonun kurulmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Çözüm sürecinin yasal güvenceye bağlanmasını hep önemsedik. Bu nedenle içinde yer aldık. CHP olarak AKP ile MHP arasında Kürt meselesi konusunda fark var. Onlar Türkiye’nin bir terör sorunu olduğunu ileri sürerken, biz Kürt sorunu olduğunu söylüyoruz. Meclis çatısı altında kurulan komisyonu önemsiyoruz. TÜSİAD’ın savaşın faturası konusundaki sunumu çok değerliydi. Barış süreci AKP’nin tercihiyle başlamadı. Bu nedenle siyasi çıkarla yaklaşıyor. AKP, çatışmalardan kazanç elde eden bir parti; bunu kaybetmek istemiyor” dedi.
Erol: Sykes-Picot çöktü, yerine henüz bir şey konulmadı
İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol ise konuşmasında şunları söyledi:
“Öcalan son görüşmelerde hep toz bulutunun arkasında neler olduğuna dikkat çekiyordu. Bir yıl içinde yaptığımız görüşmelerde hep ‘ne meşiyim ne de hortlağım’ diyordu. Olguları reddetmeden rasyonel olanı kazanmayı düşünüyor. Kürtlerin, Türklerin, Ortadoğuluların buna çok yaklaşmadığı söylenebilir. 18 Ocak’taki görüşmede henüz Erbil’deki anlaşma yoktu. 11 Eylül, 7 Ekim Gazze ve Suriye’nin çözülüşü birbiriyle bağlantılı. Sykes-Picot çöktü, yerine henüz bir şey konulmadı. 27 Şubat çağrısı, halktan yana demokratik seçeneği ortaya çıkarmanın hamlesiydi. Son görüşmede Ortadoğu’daki güvenlik stratejisinin hep Kürdü yaralama üzerine kurulduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin stratejisi de bu yönde.”
Erol, büyük güçlerin Ortadoğu’da Türk, Kürt, Arap ve Fars çatışmasını körüklemek istediğine dikkat çekti.
Esma Çakır-Ceylan ise konuşmasında, “Barış süreci sadece Kürt meselesiyle sınırlı değil, aynı zamanda toplumsal bir sürece dönüşmeli. Eşit yurttaşlık herkesi aynı kalıba sokmak değil, farklılıkların tanınması anlamına gelir. Eşitlik, farklı ihtiyaçların görülmesiyle mümkündür” dedi.
Yaklaşık 150 kişinin katıldığı konferans, katılımcıların soru, görüş ve dilek-temennilerinin ardından sona erdi. Konferansa çok sayıda siyasetçi, eski HDP milletvekili, gazeteci ve kurum temsilcisi katıldı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et