İran: Dışarıda müzakere, içeride ‘reformist’ hamle
İran, ABD ile dışarıda müzakere için yol ararken, içeride ise rejimin iki kanadından biri olan Reformistlerin önemli siyasi figürleri, Dini Lider Ali Hamaney’i hedef alacak kadar ileri giden hamlelerle öne çıkıyor.
İran'da 2 Şubat tarihli gazetelerin birinci sayfalarında ölenlerin isimleri yayımlandı
Ela Ava
[email protected]
ABD’nin İran’a yönelik tehditleri devam ederken ABD ve İran arasında müzakerelerin devam ettiğine dair haberler de yoğunluk kazanıyor. Son olarak Devrim Muhafızlarına bağlı Tesnim Haber Ajansı, İran ile ABD arasında, her iki ülkenin üst düzey yetkililerinin katılımıyla müzakerelerin başlama ihtimalini doğruladı. Tesnim, şu ana kadar bu görüşmenin kesin yer ve zamanının netleşmediğini ve bu müzakerelerin muhtemelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında olacağını yazdı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, müzakerelerin önümüzdeki günlerde “muhtemelen” Türkiye’de yapılacağını söyledi.
Devletin açıkladığı ‘ölenler listesi’nin arka planı
Öte yandan İran’nın güney bölgesini abluka altına alan ABD donanması ve Trump’ın açıklamalarının saldırının “eli kulağında” alarmı vermesiyle birlikte, İran’ın iç dengelerindeki kimi politik saflaşmalar daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmış durumda.
Pazar günü Pezeşkiyan’ın ofisi, geçtiğimiz ayı kapsayan protestolarında hayatını kaybeden 2 bin 985 kişinin isim ve kimlik bilgilerini içeren bir liste yayımladı. 131 kişinin kimliğinin ise henüz belirlenemediği açıklandı. Dün de “Payam-e Ma” ve “Sazandegi” gibi İran’daki farklı gazetelerin manşetinde, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin açıkladığı isim listesi yer aldı. Bu kişilerin nasıl öldürüldüklerine dair herhangi bir bilgiye ise yer verilmedi. İnsan hakları örgütleri, birçok ismin bu listede yer almadığını, gerçek istatistiklerinin bundan çok daha yüksek olduğunu söylüyor.
İran rejimi içinde, bu isimlerin çoğunu “İsrail ajanları öldürdü”, “Dış güçler öldürdü”, “Kışkırtılmışlar öldürdü” diyenler olsa da, devletin böylesi bir açıklamadan kaçınması yaşananların örtbas edilmeyecek büyüklükte olduğuna işaret ediyor. Diğer yandan böylesi net bir açıklama olmasa da rejim ölümlerden kendini arındırmak için yeni bir yol deniyor. Peki ya neden? İran rejiminin tarihi, muhaliflerin katledildiği olaylarla dolu. Ancak rejim hiçbir zaman kendini aklamak için bir yöntem denememişti. “Öldürdük, gerekirse daha fazla öldürürüz” öz güveninden uzak bir İran rejimi ile karşı karşıyayız. Bunun bir yanı ABD’nin sıkıştırma ve tehditleri elbet, ancak bu dönüşümün diğer ayağını İran’ın içindeki siyasi dengelerde aramak gerekiyor. Çünkü ABD yıllarca İran’ı farklı biçimleri ile tehdit etmesine rağmen rejimden böyle açıklamalar gelmemişti.
Kadınlara motosiklet izni ve reformist liderin açıklamaları
29 Ocak Perşembe günü Bakanlar Kurulu toplantısında, İran İslam Cumhuriyeti Emniyet Genel Komutanlığına ehliyet almak isteyen kadınlar için motosiklet sürüş eğitimi sağlama yükümlü verildi. Bu karar, kadınlara motosiklet ehliyeti verilmesi yolunu fiilen açtı. İran’da kadınların motosiklet sürmesi 47 yıldır yasaktı ve kadınların bu temel hakkı kazanmak için uzun evrimli bir mücadelesi olduğunu hatırlatmak gerekir. Devletin böylesi bir dönemde böyle bir karar alması ise farklı biçimlerde yorumlanıyor. Bir kesim bu haberin gündem değiştirme operasyonu olamayacak kadar tali kaldığını ancak rejim içindeki Reformist cenahtan yeni hamleler gelebileceği yorumları yaptı. Ancak bu süreci en çok belirginleştiren açıklama şüphesiz 2009 “Yeşil Dalga” eylemlerinin lideri, Reformcu cenahın en öne çıkan ismi, rejimin kurucularından ve eski başbakanlarından Mir Hüseyin Musevi’nin yazılı açıklamasıydı.
Mir Hüseyin Musevi, ev hapsinden yayımladığı bildiride, geçtiğimiz ay gerçekleşen eylemlerde protestocuların katledilmesini “Millete karşı büyük bir cinayet” olarak nitelendirdi ve askerlerden silahlarını bırakmalarını istedi. Musevi, egemen gücün iktidardan çekilmesini, anayasa referandumu yapılmasını ve tüm ulusal görüşleri kapsayan bir cephe oluşturulmasını talep etti. Musevi gibi bir ismin ilk kez böyle bir açıklama yayımlaması, Reformist cenah açısından yeni bir yol tartışması anlamına geliyor. Ayrıca Musevi, “Baskının devam etmesi, ülkeyi dış müdahaleye doğru itmiştir” ifadelerini kullandı.
Musevi, bildirisinde, yönetimin ülkedeki krizleri çözmedeki acizliğine işaret ederek, kanlı baskıların tekrarlanmasının mümkün olmayacağını ve askeri güçlerin “er ya da geç” bu tür emirleri uygulamaktan kaçınacağını vurguladı. Bir sonraki adımda güvenlik güçlerinin artık halka ateş açmayacağı yorumları farklı Reformist yazarlar tarafından da dillendirilmişti. Musevi, önerdiği çözüm yolunu, tüm ulusal görüşlerden oluşan kapsayıcı bir cephenin kurulmasıyla yapılacak bir anayasa referandumu olarak gördüğünü açıkladı: “Referandum ‘Dış müdahalenin olmaması, iç istibdadın reddi ve barışçıl demokratik geçiş için önemlidir” dedi.
Hamaney hedef alındı, ‘büyük değişim’ istendi
Bu Reformistler ve rejim içinde önemli konumu olanlar açısından tek açıklama olmadı. Yeşil Dalga hareketinde öne çıkan ve geçtiğimiz sene ev hapsi kaldırılan bir başka isim Mehdi Kerrubi de bir bildiri yayımladı. Bildiride “İran’ın bugünkü vahim durumu, (Dini Lider) Ali Hamaney’in yıkıcı iç ve uluslararası müdahaleleri ve politikalarının doğrudan sonucudur” dedi. Kerrubi, “Bu krizden barışçıl tek çıkış yolu, halka başvurmak ve özgür bir referandumla onların kendi kaderini tayin hakkını tanımaktır” diye yazdı.
Kerrubi ve Musevi’nin yanı sıra, İran Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, geçtiğimiz hafta 11. ve 12. hükümet dönemindeki bakanlar ve cumhurbaşkanı yardımcıları ile yaptığı toplantıda şunları söyledi: “Hedef halkın memnuniyeti olmalıdır. Halka büyük bir değişimle yanıt vermeliyiz. Birlik, beraberlik ve bütünlük içinde yabancı güçlere karşı durabiliriz”
Reformcu cenah kartlarını açtı
Bu açıklamaların İran’ın siyasi ve ekonomik yapısında belirgin rol oynamış isimlerden gelmesi önemli. Rejimin yapısını ve hatta rejim için en kutsal olan “Ali Hamaney”i doğrudan hedef alıyorlar. Reformcu cenahın mevzileri artık çok daha açık ve belirgin. Bu, İran açısından tarihi ve bir o kadar önümüzdeki süreçte belirleyici bir gelişme olabilir. Bugüne kadar İran’ın içinde yükselen her kitlesel halk eylemliliği, cenahların birleşmesini beraberinde getirirdi. Ancak bu sefer kartlar daha açık oynanıyor gibi görünüyor.
Evrensel'i Takip Et