MEB–TÜGVA protokolü uzatıldı: Eğitim alanı 2030’a kadar vakfa açıldı
MEB ile TÜGVA arasında 2020’de imzalanan ve okulları vakıf faaliyetlerine açan protokol otomatik olarak yenilendi. Eğitimcilerin tepkisine rağmen anlaşma 2030 sonuna kadar geçerli olacak.
Fotoğraf: Evrensel
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında 2020 yılında imzalanan ve eğitimi vakıflara açtığı gerekçesiyle tepki çeken protokolün süresi uzatıldı. Beş yıllık süreyle imzalanan protokol, herhangi bir fesih bildirimi yapılmadığı için otomatik olarak yenilenerek 2030 yılının sonuna kadar geçerli hale geldi.
Anayasa’da yer alan “Eğitim, devletin gözetim ve denetimi altındadır, üçüncü kişi ve kuruluşlara devredilemez” hükmüne rağmen, AKP iktidarı döneminde eğitim alanında vakıf ve derneklerin etkisi giderek artırıldı. Bu süreçte TÜGVA, MEB ile imzaladığı protokoller aracılığıyla okullara girerek öğrenciler üzerindeki etkinliğini genişletti.
Yargı kararlarına rağmen sürdürülen protokol
BirGün’ün haberine göre, MEB ile TÜGVA arasında 2020 yılında imzalanan “Sosyal, Kültürel ve Sportif Faaliyetlerin Yapılması” başlıklı protokol, yargı kararları ve eğitimcilerin itirazlarına rağmen yürürlükte tutuldu. Protokol kapsamında TÜGVA’ya, öğrencilere yönelik seminer, gezi, yaz okulu, kulüp çalışmaları ve “değerler eğitimi” adı altında etkinlikler düzenleme yetkisi verildi.
Protokol, TÜGVA’nın bu faaliyetleri yürütmesi için MEB’e ait okul binalarının, dersliklerin ve salonların vakfa tahsis edilmesini de içeriyor. Böylece kamusal eğitim alanları fiilen bir vakfın kullanımına açılmış oldu.
Protokole eklenen “Süre bitiminden en az altı ay önce fesih bildirimi yapılmazsa beş yıl daha uzar” maddesiyle, Ocak 2026’da sona ermesi gereken anlaşma otomatik olarak yenilendi. Böylece TÜGVA’nın MEB bünyesindeki faaliyetleri 2030 yılı sonuna kadar güvence altına alındı.
Halk Eğitim Merkezlerinde kaynaklar TÜGVA’ya
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, protokolün uzatılmasına sert tepki gösterdi. Özbay, iktidarın eğitim sistemini ideolojik hedefleri doğrultusunda dönüştürme politikasını vakıflar üzerinden sürdürdüğünü belirterek, MEB–TÜGVA ilişkisinin “klasik bir devlet–STK ilişkisi” olmadığını söyledi.
“Protokole eklenen süre uzatımı maddesiyle TÜGVA’nın okullardaki varlığı kalıcı hâle getirilmiştir” diyen Özbay, kamusal eğitimin sistemli biçimde vakıflara devredildiğini ifade etti.
Özbay, TÜGVA’nın Halk Eğitim Merkezleri’ndeki artan ağırlığına da dikkat çekti. Son yıllarda Halk Eğitim Merkezleri’nde yıllık ortalama 128 bin saat olan ders kapasitesinin 13–18 bin saate kadar düşürüldüğünü belirten Özbay, bu kısıtlamalar nedeniyle kursların kapandığını ve usta öğreticilerin işsiz bırakıldığını söyledi.
(birgun.net)
Evrensel'i Takip Et