01.02.2026 14:50 / Güncelleme: 02.02.2026 09:20

Gazeteci ve Film Eleştirmeni Şenay Aydemir: O kadar büyük bir otosansür var ki sansüre gelemiyoruz

İktidarın baskı ve sansür politikalarını, kültür alanındaki operasyonları ve yeni çıkan "AKP'nin Kültür Savaşı: İmha ve İnkâr Kıskacında Sanat" kitabını Gazeteci ve Film Eleştirmeni Şenay Aydemir ile konuştuk.

Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]


Türkiye'de kültür sanat iklimi bir yandan sansür ve otosansür mekanizmasıyla boğuşurken, diğer yandan da ekonomik dar boğazda kendini var etmeye çalışıyor. Üstüne bir de tanınmış isimlere yönelik operasyonlar ile toplum üzerinde baskı uygulanıyor. Son zamanlarda kültür-sanat alanında neler yaşandığını ve İletişim Yayınlarından çıkan AKP'nin Kültür Savaşı: İmha ve İnkâr Kıskacında Sanat kitabını Gazeteci ve Film Eleştirmeni Şenay Aydemir ile konuştuk.

“Sanatçılar, futbolcular, influencerlar, tanınmış insanlar tek tek gözaltına alınıyor. Neler oluyor?” diye sorduğumuz Aydemir “Bir süreç var belli ki. Devlet aks değiştirirken bu tür gözaltı ve tutuklama furyaları gerçekleşiyor. Bir taraftan da genel büyük resmi kamufle etmek için ‘cambaza bak’ duygusu yaratıyor” dedi.

Düzenlemek istediği alanlar için gerçekleşen hamleler

Aydemir, iktidarın özellikle düzenlemek istediği alanlara dair bu tip hamleler gerçekleştirdiği görüşünü paylaşarak şöyle devam etti: “Son bir yıldır, Ayşe Barım'ın tutuklanmasıyla başlayan süreçte, dizi sektöründeki taşların yeniden dizilmesine dair bir operasyon var. Özellikle dizi oyuncuları ve dizi sektörünün temsilcilerine yönelik bir tür karalama ve itibarsızlaştırma gerçekleştiriliyor. Bu Gezi döneminde de olmuştu, 19 Mart döneminde de olmuştu.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği 2002 yılından beri kültür sanat alanıyla ilgili bir “derdi” olduğu bilinen bir gerçek. “Biz kültür sanat alanında istediğimiz yere gelemedik” fikri her daim var oldu ve daha da var olacak gibi görünüyor. Bu alanın önemine dair Şenay Aydemir “Kültür alanı kamuoyu oluşturma açısından önemli bir alan ve seküler bir alan olduğunu düşünüyorlar. Ve dolayısıyla daha muhafazakar bir ortam oluşturmak ve bunu da topluma egemen kılmak gerektiğini düşünüyorlar” dedi. Ancak dert sadece kamuoyu oluşturmak değil. Aydemir kültür alanının politik kırılma anlarında Erdoğan’ın sürekli önüne çıktığını, Gezi’de de bunun görüldüğünü söyledi.

‘İşin içine cebir girdi’

“Gezi’den sonra geri adım attılar mı?” Şenay Aydemir “Gezi bir kırılma anı oldu ve sonra işin cebir kısmı arttı” diye devam etti. “Muhafazakar sanat manifestoları” ve devşirme sanatçılar ile kültür alanına hakim olunamayınca işin içine “sektör” girdi ve “piyasa” kendini bir kez daha gösterdi. Şenay Aydemir şöyle konuştu: “Sanat eseri bir metaya indirgendi. Ticari bir alan olarak işlev görmeye başladı. Ekonomik alanı düzenlediğinizde, orada ipleri sıktığınızda bunun yansıması olarak kültür alanını üreten kurumları ve kişileri de sıkıştırmaya başlıyorsunuz. Şöyle düşünün… Pek çok büyük sermaye grubu ve bankaya ait galeriler, sanat merkezleri, müzeler kuruldu. Bunlar giderek Türkiye'de güncel sanatın piyasasını belirleyen kurumlara döndü. Eğer bu kurumlarla iş yapamıyorsanız, piyasada ürünleri satın alınan birisi olamıyorsunuz.”

Kırmızı çizgiler ve ‘The Sanat’

Bu durum sansür ve otosansürü de beraberinde getirdi haliyle. “Bu noktada neredeyiz?” diye sorduğumuz Şenay Aydemir “O kadar büyük bir otosansür var ki sansüre gelemiyoruz bugün” dedi ve bunu şöyle açıkladı: “Bunu bir niyet olarak söylemiyorum. Türkiye gibi bu kadar çok kırmızı çizgisi olan ve bu kırmızı çizgilere de çekinmeden yaptırım uygulayan bir sistemde ‘The Sanat’ açısından otosansür içselleştirilmiş durumda.” Kırmızı çizgiler de o kadar çok ki Şenay Aydemir’le say say bitmedi… “İktidar açıkça diyor ki Kürt sorunu anlatamazsın. Ermeni sorunu anlatamazsın. Cinsellik koyamazsın. Kadın bedeni hiç gösteremezsin. Yoksulluk anlatamazsın, fakirlik anlatamazsın, e ne anlatacaksın?”

Aydemir, sadece yaratıcının değil, yayınevlerinden sinemacılara, galerilerden dizi yapımcılarına kadar hemen hemen her yerde sansürün içselleştirildiğine vurgu yaptı ve durumu şöyle örnekledi: “Örneğin sergiler kamuoyu önüne çıkmadan önce denetleniyor, o gözle bakılıyor. Türkiye'de sinemanın büyük bir kısmı bakanlık desteklerine bağlı. Bu kadar çok kırmızı çizginin olduğu bir hatta, daha senaryo başına oturan yaratıcı, bakanlığa başvurulmak üzere bir proje geliştirirken nasıl anlatacak onu? Ya da bir sermaye grubunun sahibi olduğu ve cumhurbaşkanı tarafından açılışı yapılan bir galeriye ya da müzeye iş yapan bir sanatçı, sanatını nasıl gösterecek? Yani sanat yapıyor olma işi bir ekmek parasına indirgendi ve iş ekmek parası olunca da bir sürü taviz ortaya çıktı.”

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.01.2026 02:36

NASA Artemis fırlatışını erteledi

NASA, Ay’a dönüş programı Artemis kapsamında planlanan mürettebatlı fırlatılışı, Florida’daki dondurucu soğuklar nedeniyle erteledi. Görevin en erken 8 Şubat’ta yapılabileceği açıklandı.

NASA Artemis fırlatışını erteledi

Fotoğraf: NASA

01.02.2026 21:44

DGD-SEN'den Nilüfer Migros önünde eylem: Taleplerimiz karşılanana kadar mücadele edeceğiz

Migros depo işçilerinin yüzde 28'lik düşük zam dayatması ve ağır çalışma koşullarına karşı haklarını savunmak için başlattıkları eylemi bugün Nilüfer Migros önüne taşıdı.

DGD-SEN'den Nilüfer Migros önünde eylem: Taleplerimiz karşılanana kadar mücadele edeceğiz

Fotoğraf: Evrensel

01.02.2026 03:44

Hakan Fidan: Allah TÜGVA gibi kuruluşların sayısını artırsın

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TÜGVA’nın İstanbul’daki İhtisas Akademi 2026 lansmanında konuştu. Sivil toplumun önemini vurgulayan Fidan, gençlerin hayır ve aktivizm içinde olmasının toplumsal değer ürettiğini söyledi.

Hakan Fidan: Allah TÜGVA gibi kuruluşların sayısını artırsın

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!