20 milletvekilinden Aliağa çağrısı: 'Sertifikalar derhal iptal edilsin!'
20 vekil, Aliağa’daki gemi söküm tesislerine verilen AB onaylarının iptalini istedi. İş cinayetleri ve denetimsizliğe dikkat çekilen çağrıda, AB’nin kendi mevzuatına uyması gerektiği vurgulandı.
Arşiv fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Aralarında CHP, DEM Parti ve EMEP milletvekillerinin bulunduğu 20 isim, Avrupa Komisyonu’na gönderdikleri mektupla Aliağa’daki gemi söküm tesislerine verilen AB onaylarının iptal edilmesini istedi. Milletvekilleri, bölgedeki ağır çalışma koşullarının ve çevre kirliliğinin AB standartlarıyla bağdaşmadığını vurguladı.
"Denetim yok, iş cinayeti çok"
Milletvekilleri, AB Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğü’nün 23. maddesi uyarınca Komisyon’u sorumluluk almaya çağırdı. Tesislerde yaklaşık 1500 işçinin can güvenliği riskiyle çalıştığı belirtilen açıklamada, son dört ayda üç işçinin (Halil İbrahim Uz, Hasan Aktepe ve Salih Ataman) önlenebilir iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
Mektupta;
- Denetimlerin önceden haber verilerek yapıldığı ve sadece evrak üzerinden yürütüldüğü,
- Asbest, kurşun ve cıva gibi zehirli maddelerin işçi sağlığını ve çevreyi tehdit ettiği, meslek hastalıklarının ise yok sayıldığı,
- Taşeronun yerine gelen "götürü usulü" çalışmanın, "hadi-hadi" baskısıyla iş cinayetlerine zemin hazırladığı ifade edildi.
"AB kendi mevzuatını ihlal ediyor"
Açıklamada, Türkiye’deki ilgili bakanlıkların denetim yetkisini kullanmadığı, Meclis’teki soru önergelerinin ise geçiştirildiği belirtildi. Bu denetimsizliğe rağmen AB’nin sertifika vermeye devam etmesinin "iki yüzlü bir tutum" olduğu ifade edilerek; tam kapalı, kuru havuz sistemine geçilmeden ve bağımsız risk değerlendirmesi yapılmadan onayların sürdürülmesinin kabul edilemez olduğu kaydedildi.
EMEP'li Bayhan ve Karaca: "Panzehir işçinin gücüdür"
Metni imzaya açan EMEP Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca, yaptıkları ortak açıklamada çözümün işçi denetiminden geçtiğini vurguladı: “Bu ölümlerin her biri, önlenebilir, her biri göz göre göre gelen iş cinayetleridir. Gemi söküm tesislerinde taşeron çalışmanın kaldırıldığı iddia edilse de, işçiler bu kez götürü usulü adı altında daha tehlikeli koşullara mahkûm ediliyor. Bu çalışma modelinde sorumluluk patronlardan alınarak ekipbaşı ve işçilerin üzerine yıkılıyor; ‘hadi-hadi’ baskısıyla hız dayatılıyor. Kişisel koruyucu ekipmanlar ve söküm aşamalarına ilişkin güvenlik prosedürleri kâğıt üzerinde bırakılmakta; işçi sağlığı ve güvenliği, üretimi yavaşlatan bir 'maliyet kalemi' ve 'zaman kaybı' olarak görülerek sistematik biçimde uygulanmıyor. Aynı kasıtlı ihmal, gemi sökümü sırasında ortaya çıkan kurşun, cıva, PCB’ler ve asbest gibi son derece tehlikeli maddelerin hem çevreye yayılmasına hem de işçilerin her gün soluduğu bir zehir yüküne dönüşmesine neden oluyor. Aliağa’da yaptığımız görüşmelerde neredeyse her işçi, emekli olduktan sonra kansere yakalanan arkadaşlarından söz ediyor. Meslek hastalıkları ise hâlâ tanınmıyor; hastalanan işçiler ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da işten atılıyor. Bakanlıkların bu tabloyu bilmemesi mümkün değildir. Buna rağmen bir avuç gemi söküm patronunun kâr hırsı uğruna işçiler de Aliağa halkı da göz göre göre feda ediliyor. Çalışma Bakanlığına verdiğimiz soru önergeleri çoğu zaman ‘kopyala-yapıştır’ mevzuat yanıtlarıyla geçiştiriliyor. İşçiler ise denetimlerin önceden haber verilerek, göstermelik yapıldığını açıkça anlatıyor. Üstelik bütün bu koşullar ortadayken, Avrupa Komisyonu bu tesislere AB bayraklı gemileri sökme sertifikası vermeye devam etmektedir. AB çevre mevzuatı ve işçi sağlığı-güvenliği standartlarıyla açıkça uyumsuz olan bu uygulamalar, Avrupa Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğü’nün 23. maddesi uyarınca iptal edilmelidir. Yirmi milletvekili olarak bu maddenin Komisyon’a bir takdir değil, açık bir sorumluluk yüklediğini vurguladık ve kendi mevzuatını bile uygulamayan bu iki yüzlü tutuma dikkat çektik. Ancak nihayetinde bu ölüm düzeninin gerçek panzehiri, gemi söküm işçilerinin kendi örgütlü gücüdür. İş cinayetlerinin en çok örgütsüzlüğün üzerine çökmesi tesadüf değildir. Gerçek ve kalıcı bir işçi sağlığı ve güvenliği, işçilerin emek süreci üzerinde doğrudan denetim sağlamasından geçiyor. İşçiler, can güvenliklerini, sağlıklarını ve geleceklerini patronların, çavuşların ya da göstermelik denetim mekanizmalarının insafına bırakmak zorunda değildir. Kendi seçtikleri temsilciler aracılığıyla gemi sökümün her aşamasında denetim yapmalı; işçiler söz ve karar sahibi olmalıdır. Nasıl ki 2022’de 11 gün süren fiili grevle gemi söküm işçileri önemli kazanımlar elde ettiyse, bugün de hem iş cinayetlerine karşı hem de insanca yaşamaya yetecek bir ücret için birlik olmak, birbirlerine güvenmek ve mücadele etmek zorundadırlar. Biz de Emek Partisi olarak, hem İzmir örgütümüzle sahada hem de Meclis’te işçi sınıfının vekilleri olarak, gemi söküm işçilerinin mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz."
İmzacı milletvekilleri
- EMEP Milletvekili Sevda Karaca
- EMEP Milletvekili İskender Bayhan
- CHP Milletvekili Ali Gökçek
- CHP Milletvekili Gökhan Günaydın
- CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca
- CHP Milletvekili Kayıhan Pala
- CHP Milletvekili Namık Tan
- CHP Milletvekili Nurten Yontar
- CHP Milletvekili Okan Konuralp
- CHP Milletvekili Yunus Emre
- CHP Milletvekili Yüksel Taşkın
- DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın
- DEM Parti Milletvekili Burcugül Çubuk
- DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu
- DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın
- DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu
- DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş
- DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu
- DEM Parti Milletvekili Semra Çağlar Gökalp
- DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk Özen
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et