Kaz Dağlarından Lâpseki’ye 54 proje yolda
Çanakkale’de Kaz Dağlarından Lâpseki’ye kadar ÇED süreci devam eden 54 adet maden projesi bulunuyor. Bu alanların toplam büyüklüğü yaklaşık 5 bin 577 futbol sahası genişliğindeki alana denk geliyor.
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Çanakkale, son yıllarda artan maden ruhsat ihaleleri ve doğrudan satışlarla büyük bir çevre baskısı altına girmiş durumda. Polen Ekoloji Kolektifinin yayımladığı verilere göre; kent genelinde şu anda çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci devam eden 54 adet maden projesi bulunuyor. Hem ihale yoluyla hem de ihalesiz “Adrese teslim” satışlarla binlerce hektarlık alan maden şirketlerine tahsis ediliyor.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), 2023 yılının başından günümüze kadar Çanakkale genelinde yürüttüğü maden ihaleleriyle büyük bir alanı ruhsatlandırdı. Toplam 4 adet ruhsat alanı tek bir maden şirketine satılırken, bu alanların toplam büyüklüğü 3 bin 982 hektara ulaştı. Bu rakam, yaklaşık 5 bin 577 futbol sahası genişliğinde bir doğa parçasının madencilik faaliyetlerine açılması anlamına geliyor. Bölgedeki toplam ihale süreci incelendiğinde ise 5 bin 151 hektarlık devasa bir alanın maden ruhsatları için masada olduğu görülüyor.
Adrese teslim maden ruhsatları: Cengiz, Koç ve Eczacıbaşı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Taşınmaz Komisyonu, 2022 başından 2025 sonuna kadar olan süreçte Çanakkale’de henüz çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci bile başlatılmamış 86 adet ruhsat sahasını ihalesiz olarak şirketlere devretti. Şirketlerin talepleri doğrultusunda gerçekleşen bu satışlarda özellikle altın madeni projeleri ön plana çıkıyor. Toplam 13 adet kompleks altın madeni ruhsatının içinde Cengiz Holdinge ait Truva Bakır Maden 6, Eczacıbaşı Holdingin Esan Eczacıbaşı 1 ve Koç Holdingin Demir Export’u 1 ruhsatla dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. İhalesiz, adrese teslim yöntemle satılan sahaların dökümü şöyle: 13 Adet kompleks altın madeni, 11 adet linyit kömürü ocağı, 8 adet kalker ocağı, 7 adet mermer ocağı, 4 adet bakır madeni.
Lâpseki’de mega madenler, köyleri ve nehirleri içine alıyor
Lâpseki ilçesinde konumlanan Nurol Holdingin sahibi olduğu Tümad Madencilik’e ait ruhsat sahaları, birbirine bitişik devasa yapılarıyla bölgedeki ekosistemi tehdit ediyor. Özellikle 1768 hektarlık “mega maden” (1000 hektar ve üzerindeki maden ruhsat alanı) sahası Nusratiye köyünü içine alırken, Değirmendere Nehri ve bu nehrin döküldüğü göletin bir kısmı da doğrudan ruhsat sınırları içerisinde kalıyor. Bu bölgedeki ormanlık alanların metalik madenciliğe açılması, daha önce Lâpseki ve İvrindi’deki örneklerde görülen çevresel yıkımların tekrarlanacağı endişesini artırıyor. Proje sahipleri listesinde kamu kurumlarının yanı sıra çok sayıda özel şirket yer alırken, Çanakkale merkezli Kalemaden Endüstriyel Hammaddeler yüzde 5.6’lık payla listenin başında bulunuyor.
Felakete davetiye!
Çanakkale ilinin tamamının birinci derece fay hattı üzerinde bulunması, maden işletmeleri ve özellikle atık su barajları için büyük bir güvenlik riski oluşturuyor. Bölgede devam eden 54 maden projesinin büyük bir kısmı kurşun, çinko, bakır ve altın gibi ağır metal madenciliğini kapsıyor. Koza Altın’ın merkez ilçedeki projesi ve Tümad’ın kapasite artırımı gibi kritik dosyalar için verilen “ÇED olumlu” kararları, yaşanabilecek bir çevre felaketine davetiye olarak değerlendiriliyor. Bölgede bulunan çevre ve meslek örgütleri, yıllardır kuraklık endişesi taşıyan, geçtiğimiz yaz merkeze bağlı köylere kuraklık nedeniyle tankerlerle su taşınan Çanakkale’de aşırı su tüketen, siyanür kullanımı içeren ve ekosistemde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakan bu faaliyetlere karşı suyun korunması için başta yerel yönetimler olmak üzere tüm yurttaşlara büyük bir sorumluluk düştüğünü dile getiriyorlar.
Evrensel'i Takip Et