Suça sürüklenen çocuklar, suça sürükleyen düzen
Suça sürükleyen; yoksulluk, eğitimsizlik, güvencesizlik, mahallelerde gençleri kuşatan çaresizliktir. Çetelerin devleti ikame etmesi, gençliğe bir çıkış değil, daha derin bir bataklıktır.
Fotoğraf: MA
Soner Mert USKAN
İstanbul Üniversitesi
Geçtiğimiz ocak ayında yaşanan Minguizzi cinayetinden sonra tekrardan gündeme gelen suça sürüklenen çocuk kavramı, davada Minguizzi ailesinin Sedat Peker’in avukatının olması ve çetelerle tekrardan gündeme girmiş oldu.
Cinayetle birlikte insanlar, henüz neye nasıl tepki vereceğini bilemezken, konu hızla büyüdü. “Suça sürüklenen çocuk” kavramı bir anda herkesin hedef tahtasına dönüştü. Sakin sakin konuşulması gereken bir mesele, sosyal medyanın hararetiyle bir sloganın şiddetine büründü. Sanki yılların biriktirdiği yoksulluk, güvencesizlik, eşitsizlik yokmuş gibi sorun bir çırpıda “çocuklar kötü doğuyor”a bağlandı.
Organize suçun gölgesinde adalet arayışı
Türkiye’de yaşananların büyük bir toplumsal yarayı açığa çıkardığını görüyoruz. Ama bu yarayı saracak şeffaf bir adalet yerine, medya şovları, mafyatik ilişkiler de devreye girdi. Avukat Rezan Epözdemir’in hiçbir somut kanıt beklemeden yaptığı açıklamalarla ekranlarda boy göstermesi, ardından casusluk suçlamasıyla tutuklanması, toplumun kafasındaki soruları artırdı. Sonra Mattia’nın annesinin vekâleti Sedat Peker’in avukatı Ersin Barkın’a vermesiyle birlikte de organize suç ilişkileri iddiasında bulunarak mahkemeyi etkilemeye çalışan avukat, organize suç liderinin avukatı. Bir çocuğun ölümü için adalet arayışı, devletin ve hukukun boşluklarında gezinirken bir anda mafyatik figürlerin gölgesine düştü.
En kritik soru ise şu: Bir ülkede insanlar neden avukatlardan, derneklerden, kurumlardan önce mafya figürlerine seslenir hale gelir? Neden kadınlar ölüm tehdidi altında devlete değil de bir çete liderine video gönderir? Neden çocukları koruyamayan düzenin yerine “güçlü bir abi” figürü ikame edilir? Bunun cevabı maalesef ki üzücü bir yerde duruyor: Devlet boşalttığı her yeri mafyaya teslim eder. Adaleti sağlayamayan sistem, adalet dağıtıyormuş gibi görünen şiddet odaklarını büyütür. Bu artık münferit bir çürüme değil; topluma sirayet etmiş bir kopuştur.
Çünkü aynı anda Meclis’te 11. Yargı Paketi sırada bekliyor. “Suça sürüklenen çocuk” kavramı yeniden yazılmak isteniyor. Eşcinsellik kriminalize edilmek isteniyor. Kadınların, LGBTİ+ gençlerin, yoksul ailelerin, göçmen çocukların hayatı bir anda “yorumlara açık” ceza maddelerine bağlanıyor. Kadıköy’de bu pakete karşı yürümek isteyenler abluka altına alınıyor. Mattia’nın öldürüldüğü yerden kuş uçuşu bir kilometre ötede kadınlar yürütülmüyor. Çünkü devlet korumuyor, kollamıyor; yalnız bırakıyor.
Çocuklar kötü doğmaz. Gençlik suça fıtraten meyilli değildir. Suça sürükleyen; yoksulluk, eğitimsizlik, güvencesizlik, mahallelerde gençleri kuşatan çaresizliktir. Çetelerin devleti ikame etmesi, gençliğe bir çıkış değil, daha derin bir bataklıktır. Gençlerin geleceğini çalanlar; yoksulluğu üreten düzen, rantın peşindeki siyasetçiler, şiddeti sistematikleştiren politik akıllardır. Adalet, çocukların göğsünde değil; bu düzenin çarklarında sallanmalıdır.
Çocukları değil, düzeni yargılamak
Bugünün gerçek bir mücadele hattı, Mattia’nın ardından yükselen adalet talebinin mafyatik ilişkilere hapsetmeden, annelerin öfkesini siyasetin manipülasyonundan koruyarak kurulabilir. Mattia’nın ardından annelerin öfkesi ancak örgütlü bir toplumla birleşirse, bu ülkede bir şeyler gerçekten değişebilir. Şiddet bu kadar sistematik hale gelmişken, çocukları suçlu ilan etmek değil; onları suça iten düzene karşı çıkmak gerekir. Adaletin kılıcı çocukların değil, bu düzenin göğsünde sallanmalıdır. Annelerin öfkesi dünyayı değiştirebilir; gençliğin örgütlü mücadelesi ise o öfkeyi tarihin doğru tarafına taşıyabilir.
Ve belki de en büyük vazifemiz tam da budur: Suçu çocuklarda değil, ışığı yanmayan sokaklarda, umudu çalınmış semtlerde, geleceği gasp edilmiş gençlikte arayan bu düzenle yüzleşmek. Çünkü bir toplum çocuklarını kaybediyorsa, önce kendi geleceğini kaybediyordur.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et