26.11.2025 07:15

İşçi kadınlar grev ve direnişlerde en önde: Berec’den Şık Makas’a devam eden mücadele

Özak'tan Digel'e Smart'tan Şık Makas'a kadınlar mücadelenin en önünde. Kadın İşçiler, düşük ücretin yanı sıra taciz ve mobbinge karşı da direniyor. Mücadele etmeden ve örgütlü olmak bu sorunların tek çözümü.

İşçi kadınlar grev ve direnişlerde en önde: Berec’den Şık Makas’a devam eden mücadele

Fotoğraf: Murat Uysal/Evrensel

Sevim Saylam
[email protected]


Ankara –  Türkiye’nin üretim havzalarında yükselen işçi direnişlerinde, son dönemde kadın işçilerin iradesisınıf mücadelesinin seyrine yön veriyor. Özak Tekstil, Digel ve Şık Makas gibi üretim merkezlerinde patlak veren eylemler, kadınların maruz kaldığı sömürünün sadece düşük ücretle sınırlı olmadığını; taciz, mobbing ve cinsiyetçi baskıların da üretimin bir parçası haline getirildiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Kadınların evdeki "çifte yük" ve fabrikadaki ağır koşullar arasına sıkışmayı reddederek, sendikal hakları için mücadelenin tek yol olduğunu gösteriyor. "Kamera kayıtları yok" diyerek örtbas etmeye çalıştığı taciz vakalarına karşı, kadın işçilerin kendi el yazılarıyla oluşturdukları beyanlar, Sendikacılığı "erkek işi" olarak kodlayan zihniyete inat, sendikal çatılar altında birleşen kadınlar, bu mücadeleyi bir "kendini tanıma" ve varoluş savaşı olarak nitelendiriyor. Feshane’den bugüne uzanan kadın grevleri mirasını devralan bu işçiler, göstermelik kutlamaları değil; onurlu, güvenli ve eşit bir çalışma yaşamını inşa etmek için fabrika önlerindeki bekleyişlerini kararlılıkla sürdürüyorlar.

‘Tacize karşı da mücadele ediyoruz’

İşçi sınıfının öz örgütleri olan sendikaların, insanca çalışma koşullarına ulaşmanın yanı sıra milyonlarca emekçi kadın için cinsiyete dayalı ayrımcılıkları aşmanın da en güçlü aracı olması gerekirken, ne yazık ki çoğu zaman erkek egemen anlayışa hapsolmuş durumda. İşçi sendikaları üyelerinin sadece yüzde 25’ini, kamu emekçileri sendikaları üyelerinin ise yüzde 45’ini oluşturan kadınlar, sendikaların karar alma mekanizmalarında ise adeta yok sayılıyor. Türk-İş ve Hak-İş gibi konfederasyonların yönetim, denetim ve disiplin kurullarında tek bir kadın yönetici dahi bulunmazken, DİSK’te bu kurullarda yalnızca birer kadın yönetici bulunuyor. KESK yönetiminde 8 kadın yer alırken, Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in yönetim kurullarında kadın yönetici bulunmuyor.
Kadınların sendikalaşma oranının düşük olmasının nedenleri yalnızca patronların baskısıyla sınırlı değil; aynı zamanda toplumsal rollerle de doğrudan ilişkili. Kadınların “anne ve eş” rollerine hapsedilmesi ve ailevi sorumlulukların yüklenmesi, onları sendikal faaliyetlerden, grev alanlarından ve yönetim süreçlerinden uzak tutuyor. Özak işçilerinin patrona karşı verdiği mücadeleyle tanıdığımız öncü işçilerden Funda Bakış’ın ilk sözü “Bir kadın için hem ev işleri hem fabrika hem iş yeri temsilciği yapmanın yükü ağır” oluyor. Bakış, neredeyse tacizle karşılaşmayan kadının olmadığını söylüyor: “Bazı erkek işçilerle konuşurken bize farklı gözle yaklaşanlar oluyor. Kadınlar, ustasından patronuna kadar şiddete, tacize, hatta cinsel istismara maruz kalıyor. Ama bunlara karşı her alanda var olmak gerekiyor. Çünkü kadınların örgütlülüğü bir şeyleri değiştirebilir. Mücadele etmediğimiz, örgütlü olmadığımız sürece bu sorunları çözemeyiz.”
Rümeysa da kadın işçilerin şiddet ve tacize uğramasıyla gündeme gelen Digel Tekstil’den atılan, sendika ve işe iade hakları için mücadele eden işçilerden birisi. Rümeysa sendika haklarının tanınmasının yanı sıra tekstil sektöründe kadın işçilerin kaderi gibi lanse edilen sözlü, yazılı ve fiziksel tacize, mobbinge ve baskıya son vermek için mücadele ettiklerini söylüyor. Hatta bu konuda yaptıkları basın açıklamasını hatırlatıyor: “Direniş sürecinde kadın işçilerin kendi el yazılarıyla yaşadıkları taciz beyanlarını kamuoyuyla paylaşarak büyük ses getirdik. Amacımız sadece Digel’in değil, Türkiye genelinde fabrikalarda baskıya ve cinayetlere maruz kalan tüm kadınların sesi olmak ve bu sistemi değiştirmek. Direnişteki 15 işçinin 8’i kadın. Çalışma hayatında çifte yük (ev ve iş) altında ezilen kadınların bir de iş yerinde tacize uğraması, bu ülkenin kanayan yarasıdır. Sendikal örgütlenme sayesinde tacizin sadece fiziksel olmadığını, bakışlar ve davranışlarla da yaşandığını anladık. Bu süreçte ezilmişliğe karşı güçlü bir direniş başlattık. Bu sistemi durdurmak ve cezai yaptırımı olmayan bu düzene karşı durmak için tüm işçi kadınları mücadelede olmaya çağırıyoruz.”

‘Kadınlar kendilerini tanıyor’

Bugünlerde sınıf cephesinde öne çıkan kadınlardan biri ise Şık Makas Direnişinin Temsilcisi BİRTEK-SEN Üyesi Buse Kara. Kara, Şık Makas’ta kadınlara, ağır işlerin verildiğini, karşı çıkanlarınsa işten çıkarılmakla tehdit edildiğini aktarıyor: “Daha da vahimi, iş yerinde yaşanan sözlü ve fiziksel taciz vakaları sendika (Öz İplik-İş) ve insan kaynakları tarafından sürekli örtbas ediliyor, kamera kayıtlarıyla ilgili şikayetler geçiştiriliyordu. İdari kadrodaki bazı kişiler, konumlarını kullanarak kadınları istismar ediyordu. Tüm bu baskıya karşı başlayan direnişimiz, özellikle kadınlar için bir uyanış oldu. Birçok kadın bu mücadeleyi ‘Kendini tanıma’ ve ‘Hayatlarında kendi adlarına yaptıkları en büyük şey’ olarak nitelendiriyor. Evdeki sorumluluklarını geride bırakarak, hatta karşı çıkan eşleriyle mücadele ederek alana gelen kadınlar, yorgun bedenlerine rağmen psikolojik olarak güçlü duruyor. Gücün kendilerinde olduğunu tadan bu kadınlar, ‘Hakkımı alana kadar buradayım’ diyerek, yıllarca süren ezilmişliğe karşı verdikleri bu başkaldırının kararlılığını gösteriyorlar.”
Kadınların genellikle sendikal örgütlenmenin güç olduğu tekstil, dokuma gibi, düşük ücretli ve güvencesiz sektörlere itilmesi, sendikal hak arayışını baştan baltalıyor. Bu yapısal engellerin üzerine bir de sendikacılığı “erkek işi” olarak gören ayrımcı zihniyetler ekleniyor. Bu durumda kadınlardan “Erkek gibi davranmaları” dahi beklenebiliyor. Ve açıkça sendikalarda cinsiyet eşitliğini sağlamanın yolu, bazı “sendika”ların yaptığı gibi 25 Kasım veya 8 Mart’ta karanfil dağıtmak gibi göstermelik eylemlerden geçmiyor.
Türkiye işçi sınıfı tarihi, Feshane’den Berec grevine uzanan süreçte kadınların grevlerdeki ve direnişlerdeki öncülüğünü defalarca kanıtladı. Günümüzde ise bu mücadele BİRTEK-SEN üyesi kadın işçilerin öncülüğünde Özak Tekstil’den TEKSİF üyesi Digel Tekstil’deki kadın işçilerle, şimdi de BİRTEK-SEN üyesi Şık Makas’la, Birleşik Metal-İş üyesi Smart Solar’la, Koop-İş üyesi Swatch’la devam ediyor. Düşük ücrete, kölelik koşullarına, şiddete ve tacize karşı kendi şehrinde bir ilki gerçekleştirerek kararlılıkla direnen bu kadınlar, sınıf mücadelesinin güçlü potansiyelini bir kez daha gösteriyor. Sendikalara düşense bu tarihi mirası kucaklayarak daha ileriye götürmek.

Smart Solar işçisi kadınlar grevde 36 gündür en önde

Kocaeli Gebze’de kurulu bulunan Smart Solar’da Birleşik Metal-İş üyesi işçiler insanca yaşanacak bir ücret talebiyle başlattıkları greve 36 gündür devam ediyor. Şirketin Gebze’de greve çıkılan fabrikasında 260’dan fazla işçinin yaklaşık 3’te 2’sini kadın işçiler oluşturuyor.

""

İşçilerin sendikal haklarını kazanabilmek için verdiği 3 yıllık mücadelenin ardından imzalanan ilk toplu iş sözleşmesinin süresinin bitmesiyle patronun işçilere teklifi yüzde 6 olmuştu. Yaklaşık 3 bin TL’lik teklifin karşısında ücretlerine yüzde 50 düzeyinde zam talep eden Smart Solar işçileri arasında direnişin başını kadın işçiler çekiyor. 

Swatch İşçileri 17 gündür grevde

Swatch Group Türkiye mağazalarında çalışan işçiler, toplu iş sözleşmesi sürecinde taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle greve çıktı. Koop-İş Sendikasında örgütlü işçiler, asgari ücretin biraz üzerinde olan maaşlarına yüzde 30 zam, yüzde 3 refah payı ve sosyal haklarda iyileştirme talep ediyor. İşçilerin önemli bir bölümünü kadın işçiler oluşturmakta.

""

Yol parası, yemek parası ve uzun mesailer karşısında yapılan ödemelerin yetersiz kaldığını belirten Swatch mağaza işçileri sürekli ayakta çalıştıklarını belirterek çalışma saatlerinin düşürülmesini haftada bir gün uygulanan izinlerin arttırılmasını talep ediyor. İşçiler “Emeğimizin karşılığını almadan bu mücadeleden dönmeyeceğiz” şeklinde sesleniyor. 

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.01.2026 23:55

Migros Torbalı depoda yeni işten atmalar: 3 işçi ve 3 sendikacı gözaltında

İzmir’de Migros Torbalı depoda 29 Ocak’ta işe alınan işçilerden bazıları bir gün sonra usulsüz kodlarla işten atıldı. Atılanların sayısı 60-70’e ulaştı. Depo önündeki eyleme jandarma müdahale etti, 6 kişi gözaltına alındı.

01.02.2026 16:08

Londra’da on binler soykırıma ve savaşa karşı sokağa çıktı

İsrail’in ateşkese rağmen hâlâ Gazze’yi bombalaması, Trump’ın oluşturduğu “Barış Kurulu” ve İran’a yönelik savaş tehdidine tepki gösteren on binlerce kişi İngiltere’nin başkenti Londra’da sokağa çıktı.

Londra’da on binler soykırıma ve savaşa karşı sokağa çıktı

Fotoğraf: Arif Bektaş/Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!