18.11.2025 04:46

Geçmişte ve günümüzde Türkiye’de kontrgerilla yapılanması

“Ülkenin bekasını” düşünen bu grupların, kendi sıra arkadaşlarının yaşam standartlarını iyileştirmek için mücadele etmesini tehlikeli bulması da gerçek yüzlerini gösteriyor.

Geçmişte ve günümüzde Türkiye’de kontrgerilla yapılanması

İrem ve Emre

ODTÜ

 

NATO’nun kuruluşu sonrası üye ve üye olmayan ülkelerde esen sosyalizm rüzgarının karşısında “direniş örgütleri” olan kontrgerillaların Türkiye’de ilk örgütlenmesini 1950’lerde görmeye başlıyoruz. 1952 yılında “Seferberlik Tetkik Kurulu” adıyla kurulan, daha sonra “Özel Harp Dairesi” olarak adı değiştirilen ve Amerikan Askeri Yardım Heyeti ile aynı binada faaliyet gösteren kontrgerilla yapılanması, uzun yıllar boyunca ABD’nin fonu ile giderlerini karşılamıştır. Amerikan FM 31-15 adlı talimname ise bu örgütün özünü oluşturan birtakım yönergeler bulundurmaktadır. Bunların arasında cinayet, işkence, bombalama, kaçırma, kundakçılık, yalan haber yayma gibi faaliyetler bulunmaktadır. Bu yapılanmanın resmi olarak açıklanması ise 1990 yılında eski başbakan Ecevit tarafından gerçekleşmiştir. 74 yılına kadar ABD’nin yardımlarıyla ayakta kalan Özel Harp Dairesi, ABD’nin yardımlarını kesmesiyle birlikte başbakanlığın bütçesinden para istemiş, Ecevit de bu olayı verdiği bir röportajla duyurmuştur.

Alparslan Türkeş’in desteğini verdiği ve içinde birçok MHP’li barındıran bu örgüt, yer yer düzenlediği komando kampları ile militanlar yetiştirmiştir. Alparslan Türkeş, 1960 darbesinden sorumlu subaylardan birisi olarak NATO ve ABD ile ilişkileri iyi tutma politikasını devam ettireceğini okuduğu darbe bildirisinde belirtmiştir. Bu ise en başından beri kontrgerillayı ve ABD emperyalizmini destekler tutumunu gözler önüne sermektedir. MHP’nin uzantısı olarak faaliyete geçen Ülkü Ocakları ise bu kontrgerilla yapılanmasının bir parçası olmuştur. Faşist, Türk-İslamcı bir görüşün savunucusu olarak ortaya çıkan Ülkü Ocakları, yer yer insanları kışkırtmak ve olayların fitilini ateşlemek için kullanılmıştır.

Kontrgerilla katliamları

Özel Harp Dairesinin varlığı boyunca ilişkilendirildiği olaylar arasında 6-7 Eylül Pogromu, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları, Kanlı 1 Mayıs (1977), Kızıldere operasyonu ve daha nicesi var. 6-7 Eylül Pogromunda* Türkiye egemenleri, Özel Harp Dairesi gibi resmi olan ve olmayan örgütlenmeler aracılığıyla, Mustafa Kemal’in Selanik’te doğduğu evin bombalandığına dair basında çıkan yalan haberle birlikte İstanbul’da yaşayan Rumlara karşı yağma ve yıkım eylemini organize etmiştir. Türk basınına göre 11, Yunan basınına göre 15 kişi hayatını kaybederken, sayısız ev ve işyeri saldırıya uğramıştır, 73 Rum-Ortodoks kilisesi ateşe verilmiştir. Örgütün yalan haber yayma üzerinden çıkardığı kargaşa ortamı, devletin halk üzerinde baskı kurmasının da önünü açmıştır. Azınlıklara karşı düzenlenen başka katliamlar ise Sivas ve Maraş Katliamlarıdır. Maraş Katliamında Alevi ve Kürt yurttaşlar hedef alınmış, resmi rakamlara göre 111 kişi yaşamını kaybetmiş, 200’den fazla ev ve 70 civarında iş yeri yakılmıştır. Bu katliam 12 Eylül faşist darbesine giden yolu açan operasyonlardan biri olmuştur. Sivas Katliamında ise 1993’te Sivas’taki Pir Sultan Abdal şenliklerine davetli sanatçıların ve aydınların bulundukları Madımak Oteli ateşe verilmiş, dönemin başbakanı Tansu Çiller’in “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.” açıklaması ve Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğramasının ardından Erdoğan’ın “Milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun.” demesi de iktidarların bu saldırıları desteklediğinin kanıtlarındandır.

Denizlerin idamı öncesinde onları kurtarmak için yola çıkan Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de bulundukları evin etrafının sarılması ve teslim ol çağrısı sonrası pazarlık teklif edilmiş, bunun üstüne çatıdan çıkan Ertuğrul Kürkçü’nün görünmesiyle birlikte Özel Harp Dairesi’nin operasyonu başlamış ve roketlerle eve saldırılmıştır. Ardından eve girdiklerinde yaralıları da öldürmüşlerdir. Kontrgerillalar, sınıf mücadelesinin önüne geçmek ve bağlı olduğu iktidar ve emperyalistlerin sermayesini korumak için de kullanılmıştır. Bunun en kanlı örneklerinden birisi ise 1977’deki 1 Mayıs’tır. Taksim Meydanı’nda tanıklara göre silah seslerinin duyulmasıyla beraber kitleye gaz bombaları atılmaya başlanmış, panzerle kalabalığın üstüne sürülmüş, hem polisler hem de siviller kitleye ateş açmıştır. Bunun sonucunda 34-42 kişi öldürülmüş ve 120 ile 220 arasında insan yaralanmıştır. Genel olarak o dönemki çatışmalar esnasında kontrgerilla örgütü sık sık sol gruplara ve azınlıklara karşı katliamlar, faili meçhul cinayetler, işkenceler gerçekleştirmiştir. Bütün bunlar devletin de desteğini almış, zanlılar hiçbir zaman hesap vermeden yaptıklarının üstü örtülmüştür. Zaman zaman da gerçekleştirilen katliamların sorumlusu olarak belirli kişiler gösterilip gerçek sorumluların, katliamlarla bağlantılı grup ve kuruluşların araştırılması engellenmiştir, veya davalar zaman aşımına uğratılmıştır.

Günümüzde faşist grupların iktidar tarafından kullanılması

Tek adam iktidarı da günümüzde gençliğin mücadelesini atadığı rektörlerle ve valilik kararlarıyla baskılamaya çalışırken, bir yandan da faşist-gerici grupları kullanarak bu mücadeleye zarar vermeye çalışıyor. Geçen sene ODTÜ’de kadın duvarına yapılan saldırı, geçtiğimiz günlerde Hacettepe’de yaşanan palalı saldırı, Ankara Üniversitesi’ndeki Filistin için dayanışma eylemine yapılan saldırı, ODTÜ öğrencilerinin tehdit edilmesi ve diğer üniversitelerdeki olaylar bizlere gösteriyor ki; bugün temel hakları için, demokratik hakları için, kendi yaşamları ve ezilen diğer halkların yaşamları için mücadele eden Türkiye gençliğinin karşısında kampüslerde kullanılan bu faşist çeteler geçmişten bugüne mücadeleyi baltalamaya çalışmaktadır.

Son zamanlarda kampüslerimizde yaşanan olayları düşündüğümüzde, Boğaziçi’nde Hilal Özdemir’in, Erciyes Üniversitesi’nde Meliha Keskin’in öldürülmesi, geçtiğimiz hafta ODTÜ’de bir kadının 2 aydır hakkında çeşitli şikayetlerde bulunulan biri tarafından taciz edilmesi; kampüslerimizdeki güvenlik sorununu gösteriyor. Güvenli kampüs ihtiyacımızın yanında, yurtlardaki tadilatların gecikmesi, ODTÜ’de her yerin kazı alanına çevrilmiş olması, niteliksiz yemekhanelere ve yurtlara gelen zamlar karşısında burs miktarının zamlanmaması da en temel haklarımızın bile sağlanmadığı bu dönemde bir araya gelmemizi her zamankinden daha çok zorunlu kılıyor. Bu noktada öğrenciler arasındaki birliği bozmak, gündemi değiştirmek için bu faşist gerici gruplara atanmış rektörler eliyle alan açılıyor. Temel hakları için mücadele eden üniversite gençliği soruşturmalarla, yurttan atmalarla karşı karşıya kalırken; faşist çetelere önlem alınmıyor. “Ülkenin bekasını” düşünen bu grupların, kendi sıra arkadaşlarının yaşam standartlarını iyileştirmek için mücadele etmesini tehlikeli bulması da gerçek yüzlerini gösteriyor.

Bugün yaşanan olayların öğrenci grupları arasındaki çatışmalara indirgenmesine izin vermeden, saldırıların bütün gençliğe yapıldığının farkına vararak taleplerimiz etrafında en geniş birliktelikleri kurmalıyız, yaratılmaya çalışılan korku ikliminin ve faşizm inşasının karşısında ancak örgütlü gücümüzle kazanabiliriz.

 

(Genç Hayat)
31.01.2026 17:58

TDK’dan 'Günün Kelimesi': Yazım yanlışları ekrana taşınıyor

Türk Dil Kurumu, yazımında sıkça hata yapılan kelimeleri “Günün Kelimesi” uygulaması kapsamında şubat ayı boyunca dijital ekran ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşacak.

TDK’dan “Günün Kelimesi”: Yazım yanlışları ekrana taşınıyor
01.02.2026 15:18 / Güncelleme: 16:45

CHP'nin Çorum mitingi: 'Hızlı trenin açılışını iktidar partisinin genel başkanı olarak yapacağım'

CHP’nin Çorum’daki mitingini "Çorum tarihinin en büyük mitingindeyiz" diyerek niteleyen Özgür Özel "Hızlı trenin açılışını iktidar partisinin genel başkanı olarak yapacağım" diye seslendi.

01.02.2026 18:46

AKP’li vekil emeklileri hedef aldı: 'Kardeşim sen İsviçre’de yaşamıyorsun'

CHP’den istifa edip AKP’ye geçen milletvekili Hasan Ufuk Çakır, emeklileri hedef alarak “20 bin TL emekli maaşı diye tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre'de yaşamıyorsun” dedi.

AKP’li vekil emeklileri hedef aldı: 'Kardeşim sen İsviçre’de yaşamıyorsun'

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!