Savaş Üstüne Savaş: Devrimci olmayanın devrim el kitabı
Politik temaları estetik bir malzeme olarak kullanan, devrimciliği sos haline getiren bir yapım. Fakat bu sıkıntı filmi değersiz kılmıyor.
Savaş Üstüne Savaş adlı filminden.
Güven Turan
[email protected]
Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another, 2025) seyirciyle yeni buluşmasına rağmen yılın en çok ses getiren filmi oldu. Bu sesin oluşması, Filmin Yönetmeni Paul Thomas Anderson’ın usta kalemi ve imzasından kaynaklanıyor. Yaklaşık 30 yıldır yönetmenlik yapan Anderson, teknik olarak en rafine işiyle karşımıza çıkıyor. Kendisini dönem filmlerinden tanıdığımız Yönetmen, bu sefer günümüz Amerika’sında geçen bir işle karşımızda. Tıpkı Eddington (2025) gibi, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemiyle iyice sağa kırılmış, asalaklaşmış Amerika siyasetinin halk üzerindeki iz düşümünü göstermeye çalışıyor. Anderson bu filmiyle beraber ikinci kez bir Thomas Pynchon romanı uyarlıyor. Gizli Kusur (Inherent Vice, 2014) ile başlayan maratonunu şimdi Vineland kitabının serbest uyarlaması Savaş Üstüne Savaş ile devam ettiriyor. Fakat bu iki uyarlama birbirinin tam tersi şekilde çalışıyor. Gizli Kusur, Anderson’ın takip etmesi zor, anlatımı karışık bir filmiyken; Savaş Üstüne Savaş bunun tam tersi olarak herkesin kolayca takip edebileceği bir yapıyla karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla karşımıza süresini hissettirmeyen, aile draması odaklı bir aksiyon-komedi filmi çıkıyor. Fakat bu yapının üstüne serpiştirilen “devrimcilik sosu”, filmin en kritik unsuru. Çünkü biliyoruz ki iyi bir yemeğin tadını kötü bir sos bozabilir; Anderson’ın politik bakışıyla estetik gücü arasındaki çatışma tam da burada başlıyor.
Devrimcilik sosu
Savaş Üstüne Savaş, kurmaca silahlı örgüt French 75’in yaptığı bir eylem ile açılıyor. Bu örgütün yaptığı eylemleri izliyoruz. Ardından yaşanan bir olay sonucu hikaye 16 yıl sonrasına atlıyor ve seyirciye ortamın, karakterlerin, örgütün değişimi üzerinden eski-yeni devrimcilik anlatıları kurmaya çalışıyor. Dolayısıyla bu politik sos yüzünden çoğu eleştirmen Savaş Üstüne Savaş’ın yönetmenin en politik filmi olduğu kanaatinde. Benim fikrim ise filmin Anderson sinemasının en politiklikten uzak filmlerinden biri olduğu. Anderson, Savaş Üstüne Savaş’ta gerilla mücadelesini politik bir duruş yapmak için değil seyircide estetik bir haz uyandırmak için kullanıyor. Ulaştırmaya çalıştığı haz, yapısı gereğince seyirciyi bulunduğu politize ortamdan alıp ciddiyetsizleştirme üzerine. Anderson seyirciyi sisteme karşı değil, karakterlere karşı sinirlendirmeye özellikle dikkat ediyor. Gösterilen karikatürize karakterler, gerçekçi olmayan toplumsal eylemleri, yaratılan hayali devrimcilik algısı dünyanın dört bir tarafında hakları için mücadele eden toplumsal hareketlere bir tekmedir. Filmde komedik etki yaratmak için kullanılan örgüt şifreleri gerçekte örgüt üyelerinin yakalanıp aylarca sürecek işkencelere düşmemeleri için kullanılıyor. Bu haliyle Amerika’daki mülteci sorunları, Siyah hareketleri, devrimci hareketler, Filistin halkının direnişi; Anderson için ciddiye alınacak konular değil, üzerinden para kazanılacak popüler konular. Filmin bireyci düşmanlaştırması da tüm bunların ayrı bir kanıtı niteliğinde.
Devrimcilerin düşmanı kimdir?
Devrim, mülkiyetin sahiplerinin sınıfsal değişimi ile olur. Devrimcilerin düşmanı bireyler değil bireyleri işçi sınıfından sağladıkları artıdeğer ile zengin eden sistemdir. Anderson ise hiçbir ekonomik temellendirmeye sahip olmayan anlatısında 2 düşman gösterir. İlk düşman saplantılı bir asker olan Lockjaw’dır. İkinci ise Lockjaw’ın katılmak istediği beyaz üstünlükçü örgüt “Noel Maceracıları”. Anderson’ın yazımıyla Noel Maceracıları etnik ırkçı olan bir grup güçlü insandır sadece. Savaş Üstüne Savaş, içinde çalışan siyonistleri ve sermaye gruplarını korumak için ekonomik anlatıya asla girmez. Böylelikle karşımıza muhalifliği kendi sermayesi için kullanan bir işle çıkar Anderson. Bunu yaparken de gerçek politikliğin ekonomik ilişkilerin analizi ile gerçekten muhalif olan Star Wars: Andor gibi işlerde olduğunu hatırlatır. Bu iki yapımın da yapımcılığı sermaye güçleri tarafından yapılmıştır fakat sadece Andor sistemin olanaklarını sistemin dışına çıkmak için kullanır.
Teknik övgü
Savaş Üstüne Savaş anlatı olarak ne kadar zayıfsa anlatım olarak da o kadar güçlü. Anderson, sinemasında daha önce kullandığı teknikleri birleştirip kusurlarını törpülemiş. Daha önce de kullandığı müzikler ve arka plan seslerini daha aktif bir yapıya getirmiş ve tüm filme yaymış. Kurduğu karakter anlatılarında da kamerayı sıklıkla yüze odaklıyor, oluşturduğu karakterlerin anlık duygusal durumu, Anderson’ın sinemasında yansıtmayı sevdiği bir olgu. Filmin son kısmına doğru inişli çıkışlı olan kovalamaca sahnesi teknik başarısı ile adeta tüm filmin atmosferini özetliyor. Seyirci, kamera o tepelerden inip çıktığında kamerayla beraber süzüldüğünü hissediyor. Oldukça başarılı bu teknik sinemaya günümüzde de yeni bakışlar gelebileceğini kanıtlayan bir nitelikte. Anderson’ın bu filmiyle en büyük başarısı, politik olarak çuvallarken bile seyirciyi sinemasıyla etkileyebilmesidir.
Son yorum
Sonuç olarak Savaş Üstüne Savaş, adeta “Devrimci olmayanın devrim el kitabı” niteliğinde bir film olarak karşımıza çıkıyor. Seyirciyi sisteme karşı harekete geçmeye değil, iyi kurgulanmış bir hayranlığa çağırıyor. Politik temaları estetik bir malzeme olarak kullanan, devrimciliği sos haline getiren bir yapım. Yine de Anderson teknik olgunluğuyla Amerikan sinemasını şekillendirmeye devam ediyor. Ancak bu ustalık, içeriğin ideolojik boşluğunu göz ardı etmeye yetmiyor. Fakat bu sıkıntı filmi değersiz kılmıyor; tam tersine, günümüz sinemasının politik alanını tartışmak için verimli bir yol açıyor.
Evrensel'i Takip Et