KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş: Kuzey Kıbrıs, ilhak ve müdahalelere karşı ‘biz buradayız’ dedi
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Burak Maviş: "Halk, dış müdahalelere, yozlaşmaya ve adaletsizliğe karşı ‘Kendi geleceğimizi kendimiz belirleyeceğiz’ mesajını net biçimde vermiştir."
KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş
Mehmet Zengül
[email protected]
CTP adayı Tufan Erhürman’ın zaferiyle sonuçlanan 19 Ekim 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, Evrensel’e konuştu.
Maviş, seçim sonuçlarının Kıbrıs Türk siyasetinde yarattığı etkileri, değişim beklentilerini ve önümüzdeki dönemin öne çıkacak başlıklarını değerlendirdi.
Maviş, bu seçimin yalnızca bir siyasi değişim değil, aynı zamanda “temiz siyaset, toplumsal onur ve kendi kendini yönetme hakkı” arayışının da ifadesi olduğunu vurguladı.
Sizce bu seçim, Kıbrıs Türk siyasetinde bir dönüm noktası mı?
Evet, bu seçim toplumsal dayanışma ve uyanışın güçlü bir göstergesidir.
Kıbrıslı Türkler, yıllardır süren müdahalelere, yozlaşmaya ve liyakatsizliğe karşı rahatsızlığını sandıkta dile getirmiştir. Ayrıca bu sonuçlar ekonomik, sosyal ve demokratik eşitsizliklere bir tepki ve bunun yanında vatandaşların hassasiyetlerini bir oy sömürüsüne dönüştürmeye alışmış siyasi anlayışa da bir derstir.
Halk, otoriter eğilimlere, yolsuzluğa ve demokratik süreçlere yönelik dış müdahalelere karşı net bir tavır koymuştur. Bunun yerine insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne olan inancını yeniden teyit etmiştir.
Bu sonuç, sadece bir siyasi değişim değil; kendi kimliğine, iradesine ve demokratik değerlere sahip çıkan bir toplumun varlık mücadelesidir. Halk, “biz buradayız ve kendi geleceğimizi kendimiz belirleyeceğiz” mesajını net biçimde vermiştir. Bu, elbette bir dönüm noktasıdır.
Yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'dan beklentiniz nedir?
Beklentimiz, toplumu kucaklayan, empati kuran ve şeffaf bir liderlik sergilemesidir. Toplumsal ortak akla değer veren, adalet, liyakat ve kamusal yararı önceleyen bir yönetim anlayışı bekliyoruz. Eğitimden ekonomiye, sosyal politikalardan Kıbrıs sorununun çözüm sürecine kadar her alanda demokratik katılımın ve uzlaşının önünü açmalıdır. Halkın iradesine kulak veren, toplumu dış müdahalelere karşı koruyan, denetleyici rolünü kullanan ve uluslararası görünürlüğümüzü artıran bir liderlik anlayışı, bu dönemin en temel ihtiyacıdır.
Bununla birlikte Kıbrıslı Türklerin kurucu, siyasi eşit ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nden doğan vatandaşlık hakları ve Avrupa Birliği vatandaşlık haklarının talebinin yükseltilmesi, müzakere masasının yeniden kurulması, teknik komiteler ve güven yaratıcı önlemler için somut adımlar atılması öncelikli beklentilerimiz arasındadır.
“Toplum kendi kendini yönetme hakkından yana tutumunu teyit etti”
Sizce bu sonuç Kıbrıs sorununa ve/veya Türkiye–KKTC ilişkilerine nasıl yansır?
Bu sonuç, Kıbrıs Türk toplumunun barıştan, eşitlikten ve kendi kendini yönetme hakkından yana tutumunu bir kez daha teyit etmiştir. Kıbrıs sorununun çözümünde, toplumun iradesine saygı gösteren, iki toplumun siyasi eşitliğini temel alan bir yaklaşımın güç kazanmasını bekliyoruz. Türkiye ile ilişkilerde ise karşılıklı saygıya dayalı, toplumsal iradeyi yok saymayan, çağdaş ve eşit bir diyalog zemini oluşturulması gerekiyor. Bağımlılığın değil, dayanışmanın olduğu bir ilişki biçimi kurulmalıdır.
Önümüzdeki dönemde siyasette hangi konuların öne çıkacağını düşünüyorsunuz?
Eğitim, ekonomi, yolsuzlukla mücadele, demokratikleşme ve çözüm süreci ön planda olacaktır. Halk, artık günlük geçim sıkıntılarının, gençlerin göçünün, eğitimin konteynerlerde sürdürülmesinin, sağlık sistemi çöküşünün çözülmesini istiyor. Kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi, liyakat esaslı yönetim, sosyal adalet ve şeffaflık talepleri siyasetin merkezine yerleşecektir. Ayrıca, çevre, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel üretim gibi konular da yeni dönemin ana başlıkları olmalıdır.
"Değişim iradesi temiz siyaset arayışının sonucu"
Ada'nın Türkiye’nin kumar, kara para, fuhuş üssü olması değişimde nasıl etkili oldu?
İnsanlarımız, bu topraklarda yeniden güven, üretim ve saygınlık içinde yaşamak istiyor. Kıbrıs Türk toplumu ahlaki ve insani değerler anlamında Ada'nın kuzeyinin kara para ve suç ekonomisi ile anılmasından rahatsızlık duymaktadır. Değişim iradesini; temiz siyaset, adalet ve toplumsal onur arayışının bir sonucu olarak okuyabiliriz.
Bu sorunun değişip değişmeyeceğine dair beklentileriniz nedir?
Bu konuda oluşmuş statükonun, kurulan kirli ilişkilerin farkındayız. Değişim kolay olmayacak ama mümkündür. Toplumsal vicdan uyanmıştır. Sivil toplumun, sendikaların, basının ve halkın örgütlü gücü arttıkça, bu kirli düzenin sürdürülebilirliği kalmayacaktır. Temiz bir yönetim, hesap verebilirlik ve kamusal yarar anlayışı, artık toplumun ortak talebidir. KTÖS olarak biz de bu mücadelenin parçasıyız.
"Toplumsal meşruiyetini yitirmiş hükümetle devam edilemez"
Erken seçim beklentiniz var mı?
Evet, toplumsal meşruiyetini yitirmiş bir hükümetle devam etmek sürdürülebilir değildir. Halkın iradesi bu seçimle çok net ortaya konmuştur. Demokratik bir toplumda bu iradenin gereği, erken seçimdir. Ancak erken seçim sadece bir takvim meselesi değil; aynı zamanda siyaset anlayışının değişimiyle anlam kazanır.
Milletvekili seçiminde nasıl bir tablo bekliyorsunuz?
Toplum artık kutuplaşmadan değil, çözümden yana. Toplum bu seçimde dayanışma mesajı vermiş; keskin söylemlere, hassasiyetleri sömürüp oy devşirenlere fırsat vermemiş, kapsayıcı siyaseti öncellemiştir. Bu yüzden halkın daha bilinçli, sorgulayıcı ve vicdani bir tercihte bulunacağını düşünüyorum. Dayatmalara değil, liyakate, toplumsal çıkarı gözeten politikalara destek verecektir. Bu seçimler, toplumsal vicdanın siyaseti yeniden şekillendirdiği bir dönemin habercisi olacaktır.
"İlhak söylemleri toplumsal irademize saygısızlık ve müdahaledir"
Sandık değişimin ilk adımı olabilir ancak ekonomik ve siyasi bağımlılıkların değişmesini nasıl mümkün görüyorsunuz?
Bu bağımlılık zinciri ancak üretim, kamusal yatırım ve katılımcı demokrasi ile kırılabilir. Eğitim sisteminin güçlenmesi, nitelikli insan kaynağının yetişmesi, kamu kaynaklarının doğru yönetilmesi ve yerel üretimin desteklenmesi, bağımsızlığın temelidir. Kıbrıs sorunun çözümü, Avrupa Birliği haklarına doğrudan erişim de ekonomik bağımsızlık için motivasyonumuzdur. KTÖS olarak biz, bu adanın çocuklarına “bağımlı değil, özgür bir gelecek” bırakmak için çalışıyoruz. Çünkü eğitim, hem ekonomik bağımsızlığın hem de özgür yurttaş bilincinin temelidir.
Son olarak, KTÖS için bu seçimler sadece bir siyasi yarış değil; Kıbrıs Türk toplumunu tanımlayan değerlerin — demokrasi, laiklik, toplumsal adalet ve kendi kendini yönetme hakkı — üzerine bir referandum niteliğindeydi. Seçim sonuçları, bu ilkeleri zayıflatan politikalara açık bir reddi ve daha açık, katılımcı ve şeffaf bir gelecek vizyonuna güçlü bir desteği yansıtmaktadır. Bu noktada MHP Başkanı Devlet Bahçeli’nin ilhak söylemleri toplumsal irademize saygısızlık ve müdahaledir. Bu söyleme toplum olarak gerekli reaksiyonu vermiştir.
Kıbrıslı Türkler bir kez daha barış, birlikte yaşama ve uzlaşı kültürüne olan sarsılmaz bağlılıklarını ortaya koymuştur. Artık bu ruhun karşılıklı olarak da gösterilmesinin zamanıdır. Bölünmüşlüğü aşmak için yenilenmiş bir diyalog, iş birliği ve kararlılıkla…
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et