İzmir Egekent 2 Uğur Okullarında maaş ve tazminat gasbı: '4 aydır maaş alamıyoruz'
Uğur Okulları’nda çalışan öğretmenler aylardır maaş bekliyor. Yönetim, bütçenin yeni şubeye harcandığını söylüyor.
Uğur Okulları
Emirhan Durmaz
İzmir- İzmir Egekent 2’deki Uğur Okullarında çalışan öğretmenler, 4 aydır maaşlarını alamadıklarını belirtti. Geçtiğimiz yıl işten çıkarılan, istifaya zorlanan ve kıdem tazminatları ödenmeyen öğretmenlerin de bulunduğu okulda, yönetimin buna rağmen yatırımlarına devam ettiği ve Egekent 2’de yeni bir şube açtığı ifade ediliyor. Öğretmenler, “Bizden her şeyi istiyorlar ama emeğimizin karşılığı olan maaşlarımızı vermiyorlar” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
‘4 aydır maaşlarımız ödenmiyor’
Konuya dair konuştuğumuz bir öğretmen, “Yaz maaşlarımız yatırılmadı. Benim şuan temmuz, ağustos, eylül ve ekim ayı maaşlarım içeride. Daha önce de vardı, sıkıştırarak 1-2 maaş kadar alabildik. Ancak bu seferde güncel 4 aylık tutarı alamıyoruz” diye konuştu.
‘Yöneticiler tüm bütçenin yeni açılan şubeye harcandığını söyledi’
Yöneticilerin kendilerine ekim ayında tüm alacakların ödeneceğine dair söz verdiğini kaydeden öğretmen, “Yeni şube açtılar Egekent 2’ye. Yöneticilerden de tüm paranın oraya harcandığı gibi şeyler duyduk. Ancak bizim emeğimiz böyle keyfi ve hukuksuz bir şekilde gasbedilemez. Yöneticiler bizden her şey istiyorlar, biz ise bir tek emeğimizin karşılığı olan maaşlarımızı istiyoruz” diye konuştu.
‘Mola ve dinlenme hakkımız da gasbediliyor’
Çalışma koşullarına dair de konuşan öğretmen, “Sabah 08.30-16.30 arası mesaimiz. Ancak haftasonları veli toplantılar oluyor. Teneffüste kat nöbetleri oluyor. Normalde devlet okulları gibi sözleşmemiz. Bunlar için ek ödeme almamız gerekiyor ancak biz maaşımızı dahi alamıyoruz. Dolayısıyla fiilen mola ve dinlenme hakkı da gasbediliyor” ifadelerini kullandı.
‘İstifaya zorlayarak alacaklarımın 3’te 1’ini teklif ediyorlar’
Görüştüğümüz bir başka öğretmen ise, 2 yıldır kurumda çalıştığını belirterek, “4 ay boyunca maaş alamayınca işten ayrılmak istedim. 4 maaşın yanısıra yol ücretlerimiz de içeride kaldı. Hala resmi olarak çıkışımı vermediler. İstifaya zorluyorlar ve karşılığında da cüzi bir para teklif ediyorlar. Alacaklarımın toplamı 150 bin liranın üzerinde, ancak bana ‘istifa et 50 bin lira verelim’ diyorlar. Alacaklarımın 3’te 1’ini teklif ediyorlar” diye konuştu.
Sürecin davalık olduğunu kaydeden öğretmen, “İhtar çektik ve çıkışım Milli Eğitim’den düşüldü aslında. Ancak kurum SGK çıkış bildirimini yapmıyor. Bugün avukatımla birlikte suç duyurusunda bulunacağız” diye konuştu.
‘Manipülasyon yoluyla istifa ettirilerek kıdem tazminatı gasp ediliyor’
Kurumda kıdem tazminatı ödenmemesi için baskı ve yönlendirmelerle istifa ettirme yöntemine de başvurulduğunu aktaran öğretmenler, “Çıkarılmak istenen iki öğretmenden birine, ‘Müdürünüz istifa etti, biz de sizi çıkarmak zorundayız. Siz de istifa edin’ denilerek yöneticiler tarafından baskı yapıldı. Ancak söz konusu müdürün aslında istifa etmediği, kurum tarafından işten çıkarıldığı ortaya çıktı. Manipülasyon yoluyla istifa ettirilen öğretmen arkadaşımız, resmi olarak işveren tarafından çıkarılmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatını alamadı, bu hakkı gasp edildi. Şimdi ise süreç yargıya taşındı” ifadelerini kullandılar.
‘İnsan onurunun gasbıdır’
Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Rabia Atbaş, Uğur Okullarında gerçekleşen uygulamanın özel sektör öğretmenlerinin yıllardır maruz kaldığı güvencesizliğin, değersizleştirmenin ve sistematik bir emek gasbının devamı olduğunu kaydederken, “Hiçbir gerekçe, bir öğretmenin emeğinin karşılığını alamamasını haklı çıkaramaz. Her sabah öğrencilerimizin gözlerine umutla bakıyoruz. Onlara adaleti, eşitliği, emeğin değerini anlatıyoruz. Ama kendi yaşamımızda aynı adaleti göremiyoruz. Aylarca maaş alamayan, kirayı, faturayı, mutfağı nasıl çevireceğini düşünen öğretmenler, buna rağmen her gün sınıflara girip çocuklara umut olmaya çalışıyor. Bu sadece ekonomik bir sorun değil; bu, insan onurunun gasbıdır” diye konuştu.
‘Öğretmen güvencesizse, eğitim de güvencesizdir’
Bugün özel öğretim kurumlarında yaşanan tablonun, öğretmenlik mesleğinin kamusal değerinin aşındırılmasının bir sonucu olduğunu dile getiren Atbaş, “Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler, kamudaki meslektaşlarıyla aynı eğitimi alıyor, aynı sorumluluğu taşıyor ama yasal olarak hiçbir güvenceye sahip olmadığı gibi hem maaşı asgari ücret dolaylarında hem de bu maaşları bile çok rahat bir şekilde gasbedilebiliyor. Bu durum, işverenlerin keyfi uygulamalarına alan açıyor: maaşlar geciktiriliyor, fazla mesailer ödenmiyor, sözleşmeler tehdit aracı haline geliyor. Oysa biz çok net söylüyoruz: Bir ülkede öğretmen güvencesizse, eğitim de güvencesizdir. Emeği değer görmeyen bir öğretmen kitlesiyle nitelikli, adil bir eğitim sistemi kurulamaz” ifadelerini kullandı.
‘Kamu ile her bakımdan denklik sağlanmalı’
Sendika olarak yıllardır bu alanda yaşanan sorunları teşhir ettiklerini ve çözümün peşinde olduklarını kaydeden Atbaş, son olarak taleplerini sıralarken, “Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ‘taban maaş hakkı’ geri verilmediği, belirsiz süreli sözleşmelerle çalışmadığı, sendikasının torba iş kolu olan 10 No’lu iş kolundan çıkarılmadığı ve kamudaki öğretmenlerle her bakımdan denkliği sağlanmadığı sürece kimse eğitimin niteliğinden bahsedemez. Velilere de bir çağrım var: Çocuklarınızın geleceğini emanet ettiğiniz öğretmenler bugün geçim sıkıntısı ve güvencesizlikle mücadele ediyor. Bir öğretmenin emeği sadece maaşla ölçülmez; ancak o emeğin karşılığı ödenmediğinde en temel yaşam hakkı elinden alınmış olur. Biz emeğimizin, mesleğimizin ve onurumuzun değeri için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, eğitim ancak emekçinin onuru korunarak ilerleyebilir” diyerek sözlerini tamamladı.
Tarafımıza mail ile ulaşan Uğur Okulları ise iddiaları reddeti.
Evrensel'i Takip Et