‘Diktatör’e özgürlük!
Adana’da düzenlenen basın açıklamasında Erdoğan’a “diktatör” dediği için hapis cezası verilen Mehmet Ali Gülşen, Yargıtay kararıyla beraat etti.
Fotoğraf: TCCB / Mustafa Kamacı
Avukat Tugay Bek
10 Ekim Ankara Gar Katliamının birinci yıl dönümünde siyasi partiler ve sendikalar tarafından Adana’da düzenlenen basın açıklamasında Recep Tayyip Erdoğan’a “Diktatör” dediği için Mehmet Ali Gülşen isimli vatandaşa “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan dava açılmıştı. Asliye Ceza Mahkemesi Gülşen hakkında 1 yıl, 5 ay, 15 gün hapis cezası vermişti. İstinaf incelemesinin sonucunda verilen ceza onanmış ve eczacı olan Mehmet Ali Gülşen hapse girmişti.
Kanundaki değişiklikle bu suçlar yönünden Yargıtay incelemesi yolu açılınca dosyayı ele alan Yargıtay 3. Ceza Dairesi, “…sanığın katılana yönelik eyleminin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Aksi düşünce, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu nedenle somut olayda hakaret suçunun unsurları oluşmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan…” şeklindeki gerekçeyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verdi.
Düşünce ve ifade hürriyeti yönünden önemli bir içtihat imza atan Yargıtay bozma gerekçesinde “İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır” ifadesine yer verildi.
Cumhurbaşkanın eleştirilere herkesten daha çok toleranslı olması gerekir
Düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen Anayasa’nın 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesini hatırlatan Yargıtay, “Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.” Diyerek kendisi de bir siyasetçi olan Tayyip Erdoğan’ın herkesten daha çok toleranslı olması gerektiğini hatırlattı.
Oysa Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olduğu 2014-2022 yılları arasındaki dönemde, cumhurbaşkanına hakaret suçundan daha önceki dönemlerden 30-35 kat daha fazla dava açıldığı biliniyor. Cumhurbaşkanına hakaret suçlarından 2014 öncesi dönemde, yılda ortalama 100-200 dava açılırken, bu rakam 2017'de 6.000'e, 2022'de ise 16.753'e ulaştı. Toplamda 2014-2022 arası 100.000+ soruşturma ve 50.000+ dava kaydedildi.
10 Ekim Katliamında iktidarın sorumluluğunun işaret edilmesi cezalandırılmıştı
Mehmet Ali Gülşen IŞİD tarafından gerçekleştirilen Ankara Gar Katliamında devletin sorumluğuna dikkat çekmiş, yalnızca birkaç tetikçiye ceza verilmesi ile siyasi iktidarın sorumluluktan kurtulamayacağını ifade etmişti. Mehmet Ali Gülşen, 2015 yılında Haziran ile Kasım seçimleri arası dönemde şiddetin tırmandırılmasında en önemli sorumlu konumunda olan cumhurbaşkanlığı makamını eleştirmiş "...Recep Tayyip Erdoğan'ın diktatöryal amaçları uğruna kurmak istediği hükümetle ordunun el ele ezilenlerin ötekileştirilenlerin ve Kürt halkına karşı yaratmış olduğu mücadeleyle karşı karşıya kaldık..." şeklinde bir ifade kullanmıştı. Bu ifadesine tahammül gösterilmeyen ve 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası OHAL gölgesine yapılan yargılama sonucunda haksız yere cezaevine atılan Mehmet Ali Gülşen’e bugün “pardon” denilecek.
Yalnızca diktatörlüklerde diktatöre diktatör demek suçtur
Yüksek yargı daha önceki kararlarına da bağlı kalarak bir kez daha siyasi iktidarlara yönelik eleştiri hakkının demokrasilerin olmazsa olmazı olduğunu hatırlatarak “Yalnızca diktatörlüklerde, diktatöre diktatör demek suçtur” demiş oldu.
Yüksek yargının daha önce de benzer içerikte birçok karara imza atmış olmasına rağmen, taraflardan biri Tayyip Erdoğan olunca, siyasi baskı hissederek, Anayasa ve AİHS’de düzenlenen ifade hürriyetine ilişkin kesin hükümleri göz ardı edebilen ve ifade özgürlüğünün sınırlarını çok dar yorumlayan yerel mahkemelerin, Yargıtay’ın bu örnek kararını dikkate alarak başkaca mağduriyetlere yol açmamasını umuyoruz.
Evrensel'i Takip Et