Sendikal bürokrasinin bıraktığı utanç
İddialar doğruysa -ki aksi yönde bir söyleme hiç şahit olmadık- İbrahim Ören, kendi koltuğunu korumak ve belki de daha üst bir mevkiye ulaşmak için 170 kişinin ekmeğiyle oynamıştır.
Fotoğraf: Google maps
Dr. Erkan Kıdak
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Utanç, bir insana bırakılabilecek en kötü his. Dahası bir fikir etrafında buluşan, herhangi bir amaca ulaşmak için örgütlenen insanların “önderliğini” yaparken bırakılan utancın tarifi olamaz.
Geçtiğimiz günlerde ETİ’de çalışan 100’ü aşkın işçinin, birilerinin sendikal kariyeri uğruna ekmeğinden edilmesi, tüm sendikal hareket açısından utanç verici olaylardan birisi. Evrensel’de yer alan habere göre uzun yıllar ETİ’de çalışan 100’ün üzerinde işçi bir günde ellerine bir kağıt verilerek işten çıkarıldı.
İşçilerin işten çıkarılma gerekçesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 ve 18. maddelerine dayandırıldı. Şirketin üretim daralmasına gittiği bahanesiyle, kıdem tazminatı ve diğer alacaklarını ödeyerek işçileri çıkardığı belirtildi.
İş Kanunu’nda yer alan hükümlere göre üretim daralması, iş sözleşmesinin geçerli fesih sebebi sayılıyor. Geçerli fesih halinde işveren, işçilere kıdem tazminatı ve diğer alacaklarını ödemek durumunda kalıyor.
Ancak ne şartta olursa olsun, iş hukukunun temel felsefesi, işçinin iş güvencesini korumaya dayanıyor. İşçiyi, tazminatını ödedim diyerek işten çıkarmak, işverenin suistimaline açık bir konu değil.
ETİ’de çalışmaya devam eden bir işçiyle yaptığım görüşmede, üretim daralmasının söz konusu olmadığı, aksine çalışma saatlerinin 12 saate yükseldiğini öğrendim. Bu beyan açık bir şekilde gösteriyor ki işveren, İş Kanunu’ndaki geçerli feshe ilişkin düzenlemeyi hileli bir şekilde kullanmıştır.
İşveren-işçi ilişkisinin dışında değinilmesi gereken çok çarpıcı bir konu daha var. ETİ’de işverenin hileli yollara başvurarak işçileri işten çıkarması, sendika içi meselelere dayanıyor. Çıkarılan işçilerle yaptığım görüşmelerden elde ettiğim sonuç, Tekgıda-İş genel kurulunda mevcut yönetime muhalif olanların önünün kesilmesi için işçiler işten çıkarıldı.
15-20 yıldır fabrikada çalışan yaklaşık 170 kişilik bir isim listesinin, ETİ kökenli olan Tekgıda-İş Genel Sekreteri İbrahim Ören tarafından işveren tarafına iletildiği iddia ediliyor. İddialar doğruysa -ki aksi yönde bir söyleme hiç şahit olmadık- İbrahim Ören, kendi koltuğunu korumak ve belki de daha üst bir mevkiye ulaşmak için 170 kişinin ekmeğiyle oynamıştır. Kendi kariyerini korumak ve geliştirmek amacıyla, ait olduğu sınıfa bir ihanet içinde değilse de bunu tüm kanıtlarıyla ortaya koymak İbrahim Ören’in sorumluluğundadır.
Oysa Tekgıda-İş, uzun yıllardır takip ettiğim, gerek örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi gerekse diğer sendikal faaliyetlerinde takdir ettiğim bir sendikaydı. Kurulan Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nde yer aldım ve davet edildiğim eğitimlerine de memnuniyetle katıldım.
Genel Başkan Mustafa Türkel’i birçok yönüyle takdir ederim. Sendikada çalışan uzman kadroları ve genel olarak yapıyı çok beğenirim. Ancak ETİ’de yaşanan bu gelişmeler, Tekgıda-İş’e gerçekten hiç mi hiç yakışmadı.
Bizler, işçi sınıfı örgütlenmesinde ender rastlanan örnekleriyle Tekgıda-İş’i tanırken, ETİ’de işçi kıyımına yol açacak bir sendikal bürokrasi ağırlığı gerçekten çok üzücü. Sendikal bürokrasinin bu kariyerist politikaları geride bizlere utanç dışında bir şey bırakmıyor.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et