Ziyad Rahbani: Oryantal cazın ustası, halkın sesi
Ziyad, mezhepçiliğe ve dini fanatizme karşı net duruşu, ulusal direnişlere olan bağlılığı ve oryantal cazdaki ustalığıyla tanınıyordu.
Fotoğraf: AA
Yusuf Ertaş
Evrensel gazetesinin 21 Nisan 2017 tarihli “Arap Halklarının Mücadele Tarihinden” dosyasında yer alan “Lübnanlı Komünist Bir İşçiye Adanmış Şarkının Öyküsü” başlıklı yazıda, Besteci Ziyad Asî er-Rahbani’nin, arkadaşı Suphi el Jeez’in ölümünün ardından bestelediği şarkının yazılış ve besteleniş öyküsüne yer verilmişti. Suphi, Beyrut’un dar sokaklarının bir çöpçüsüydü. Ziyad ve Suphi’nin arkadaşlıkları da tesadüfen o çöp yığınlarının arasında başlar. Ta ki Suphi, soğuk bir gecenin karanlığında, çöp yığınları arasında süpürgesine sarılmış, kitap, gazete ve dergi kupürleri yanında yaşama veda edene kadar. Suphi’nin ölümü üzerine Ziyad o meşhur şarkıyı besteler.
Ziyad, mezhepçiliğe ve dini fanatizme karşı net duruşu, ulusal direnişlere olan bağlılığı ve oryantal cazdaki ustalığıyla tanınıyordu. Müziğiyle yoksulların sesi olmuş, oyunları ve şarkılarıyla Marksist ve hümanist inançlarını gururla ifade etmiş bir sanatçı olarak anılıyor. Ünlü Sanatçı Feyruz’un oğlu olan Müzisyen Ziyad 69 yaşında hayatını kaybederek aramızdan ayrıldı.
Lübnan merkezli Al Ahbar gazetesinde Rahbani ile ilgili yer alan yazıda “Arap halkı, belki de son kez, bölünmeler çağında Lübnanlıların üzerinde hemfikir olduğu bir isme” veda ettiğine işaret etti ve Rahbani’nin “Her zaman yoksullardan ve dışlanmış kesimlerden yana tavır aldığına” dikkat çekti.
Yazıda devamla şu görüşlere yer verildi: “Ziyad’ın kaderi, sadece Rahbani ailesinin bir devamı olmak değildi. O, genç yaşlarda kendi yolunu çizdi; sessizce ailesinden ayrıştı ve kendine özgü bir ses geliştirdi. “Arkadaşım Tanrı” (Sadiki Allah) adlı eserinde Tanrı’yla konuşarak, hem toplumsal hem de siyasi otoriteye karşı açık ve derin bir başkaldırı ortaya koydu.
Ziyad, ailesinin taşıdığı büyük müzikal mirası da unutmadan, onu kendi bakışıyla yeniden şekillendirdi. Ortaya; yaratıcılığı, mizahı, karamsarlığı ve güçlü bir duruşu bir arada taşıyan, kendine özgü bir müzik tarzı çıktı.
Ziyad Rahbani, caz müziğine doğulu bir ruh kazandırdı ve bu müziğin hem kendi fikirlerini hem de kuşağının düşüncelerini ifade etmekteki gücüne inandı. Kalıplara boyun eğmedi; Doğu ile Batı’yı, eskiyle yeniyi harmanlayarak sadece kendisine özgü bir müzikal üslup ortaya koydu. Feyruz, Macide er-Rûmî ve Latîfa gibi sanatçılar için yazdığı şarkılarla da tanındıysa da, onun merhum Joseph Sakr’la oluşturduğu ikili, müzik kariyerinin en ayırt edici yönlerinden biri olarak kaldı.
Ziyad, tiyatro metinleri yazdı, yönetmenlik ve yapımcılık yaptı; ayrıca birçok yapımda oyuncu olarak da yer aldı. Bu eserler zamanla Lübnan halkının ortak hafızasının bir parçası haline geldi.
Siyasi olarak, Ziyad ne yazılarında ne de bizzat yaşadığı deneyimlerinde Lübnan İç Savaşı’ndan koptu. Açık bir şekilde Lübnan soluna bağlıydı ve her zaman yoksullardan ve dışlanmış kesimlerden yana tavır aldı. Komünizmi, akademik bir teori değil, adaletli bir duruş olarak gördü. İsrail işgaline karşı direnişi, özgürlükçü bir proje olarak destekledi; ancak gerektiğinde bu projeye karşı da eleştirel bir mesafeyi korumaktan geri durmadı.
Ziyad Rahbani sadece bir besteci değildi. O, başlı başına bir düşünsel ve müzikal proje sahibiydi. Halk sınıflarıyla seçkin estetik duyarlılık arasında, radyoyla sokak arasında, umutla hayal kırıklığı arasında gidip geldi. “Güzel Lübnan”ı övmedi, onun yorgun ve yıpranmış yüzünü, acı bir gerçekçilikle resmetti.
Belki de toplumsal çirkinliğin böylesine arttığı bir dönemde, Ziyad’dan yeni bir şarkıya ihtiyacımız yoktur artık.”
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et