Lew, Bill ve Shabazz

Lew, Bill ve Shabazz

Ülkeyi köşe bucak dolaşıp yetenek avına çıkan NCAA koçları 2012 yazı için planlarını yaparken ajandalarının ilk sayfasında onun ismi yazıyordu: Shabazz Muhammad. Büyük ödülü kazanan UCLA olacaktı. Fakat aynı dönemde Sports Illustrated’da çıkan bir haber, geleneğinden gitgide uzaklaşan bir programı ve oy

Cem Pekdoğru

Tam 11 sezon fileleri son kez kesen takım olarak kolej basketbolundaki rekoru elinde bulunduran Bruins iyi durumda değildi. 2006’da Arron Afflalo ve Jordan Farmar’ın başı çektiği yetenekli bir kadroyla şampiyonluk maçını görüp takip eden iki sezonda Final-Four başarısını tekrar etmek, mevzubahis UCLA tarihi olunca adınızı ölümsüzleştirmeye yetmiyordu. Muhammad’in kolej yolculuğunun çok uzun soluklu olmayacağı ve bir senenin ardından profesyonel kariyerini başlatmak için firar edeceği biliniyordu. Yine de bu özel çocukta, 18 yıldır beklenen 12 numarayı Westwood kampüsüne getirmeye muktedir bir oyuncuyu görenler vardı. 2006-2008 arası başarıların arkasındaki isim olsa da çıkan haber, Ben Howland’ın saygınlığına şifa bulması zor bir yara bırakmıştı. Muhammad sıra dışı bir şey yapmalıydı ve acele etmeliydi.

2 DEV, 1 ÖĞRETMEN

1971 yazında Bill Walton’ın kampüse gelişi ise tamamen farklı bir manzarada gerçekleşiyordu. Lew Alcindor (henüz şehadet getirmemiş ve Kareem Abdul-Jabbar adını almamıştı) kolej basketbolunun gördüğü en dominant performansları yeni açılan Pauley Pavilion’ın parkesi üzerinde vermişti. Walton da burada oynayacaktı. Ve oyunun gördüğü en büyük öğretmenlerden John Wooden, kenarda her hareketini izliyor olacaktı. 2.10 boyundaki uzunun yeteneklerini gözden kaçırmak mümkün değildi. Daha ilk sezonunda NCAA yönetiminin oyunculara smaç vurmayı yasaklamasına neden olacak bir yırtıcılıkla oyunu çaresiz bırakan Alcindor’ın aksine Walton, mütenevvi hücum portföyünün yardımıyla rakiplerini daha zarif biçimde alt ediyordu.
Tek farklarının oyun tarzları olduğu söylenemezdi. Alcindor Westwood’da yalnız yaşadığı apartmanda, zamanının büyük bölümünü siyah hakları tarihiyle ilgili okumalar yaparak geçiriyordu. Onu Westwood kampüsüne getiren şey Wooden’ın varlığı değildi. Okul en önemli iki Afro-Amerikan mezununu (Jackie Robinson ve Ralph Bunche) Alcindor ile buluşturmuş, ikilinin siyah komünitenin sporda başarılı olması için alan açacak birilerine ihtiyaç olduğu yönündeki vaazları Malcolm X hayranı genci ikna eden şey olmuştu. Sivil Haklar Hareketi başladığında kampüs hayatında sözcükleri tasarruflu kullanmasıyla bilinen Alcindor, ilk kez yüksek sesle konuşmaya başlamıştı. Ku Klux Klan’ın beşiği Martinsville’de doğup büyüyen Wooden ile öğrencisi arasında sağlıklı bir iletişimin mümkün olmadığı çekincesi hakimdi.

KIZIL ‘ÇİÇEK’ WALTON

Walton ise aşağı mahallenin çocuğuydu. Fakat bu onun adaptasyonunu daha kolay kılmayacaktı. Woodstock jenerasyonunun bir parçasıydı, itaat mefhumu ile problemleri vardı. En ünlü hikayelerden biridir, yaz tatilinden beline kadar uzattığı saçları ve pasaklı sakallarıyla döndüğünde Wooden tıraş olup gelmesini ister. Walton bedeniyle ilgili tüm kararları ancak kendisinin vereceğini söyleyerek karşı çıkar. “Doğru, bu kararı ancak sen verebilirsin. Ben sadece bu takımla ilgili kararları verme yetkisine sahibim. Hislerini gerçekten anladığımı bilmeni isterim Bill… Ve seni özleyeceğimizi.”
Walton o gün bisikletiyle en yakın berberin yolunu tutar ve 15 dakika sonra tekrar antrenmandadır. Birkaç hafta sonra Wooden ofisine geldiğinde, masasının üzerinde meditasyon yapan kızıl saçlı bir devle karşılaşır. Bir başka gün takımdan birileri yanına gelir ve Walton’ın tutuklandığını söyler. Bir grup arkadaşıyla Wilshire Bulvarı’nda savaş karşıtı bir gösteri başlatıp, sonunda cadde üzerine uzanıp tek başına trafiği kapatan Walton’ı nezarethaneden çıkarmak Wooden’a düşer. Bir sabah uyandığında vejetaryen beslenmeye geçiş kararı alır Walton. Koçu tarafından ikna edilmesi haftalar alacaktır.

Tarih kitaplarını karıştırdığımızda bu hikayeleri değil, ulaşılan iki namağlup (30-0) şampiyonluğu, 88 maçlık galibiyet serisini ve Wooden’ın ünlü Başarı Piramidi’nin üçüncü katmanında yazan “Her şey takım halinde yapılmalıdır” öğretisini tehdit ettiği düşünülebilecek Memphis State maçını görürsünüz. (1973 finalinde Walton 21/22 şut isabetiyle 44 sayıya ulaşır.) Alcindor, Walton ya da herhangi bir öğrencisinin koçlarının ağzından “kazanmak” kelimesini bir kez bile duymadığını, başarı hakkındaki nutuklarının hiçbirinin “kazanmak” ile ilgilenmediğini ve oyuncularının içlerindeki güveni bu sayede inşa edip filizlendirebildiğini ise bu hikayeleri dinledikçe fark edersiniz.

Sezon başında NCAA’in açtığı amatörlük statüsünü sorgulayan dava, Muhammad’in sahaya çıkışını geciktirdi. Red Hot Chili Peppers’ın basçısı Flea, bir konserlerine “Shabazz’a Özgürlük” yazılı bir tişörtle çıktı. Muhammad bu desteğe aldırış eder gözükmedi. Yıllarca Grateful Dead ile turnelere çıkan, hatta bir keresinde Mısır’da onlarla birlikte çalan Walton muhtemelen farklı davranırdı. Alcindor’ın nasıl tepki vereceğini ise kimse bilemezdi. Yazık ki Wooden 2010’dan beri bizimle değil ve Muhammad içindeki cevheri işleyip istisnai bir basketbolcuya dönüştürmek için, söz geçiremediği oyun kurucusunu saha dışına çıkarmak için hakemlere oyuncusunun NBA logolu çoraplarını işaret eden bir koçla birlikte çalışmak zorunda.

*[email protected]

www.evrensel.net