Adalar'ın 'koruma' planına itiraz var
Adaklar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi tarafından hazırlanan imar planına ada halkı itiraz ediyor.
Fotoğraf: Evrensel
Nisa Sude DEMİREL
İstanbul
İstanbul Adalar’ın korunmasını ve imarının düzenlenmesini amaçlayan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı 28 Temmuz’da askıya çıktı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi tarafından hazırlanan imar planına ada halkının itirazı var.
Adalar 1984’ten beri doğal sit alanı. 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı kararıyla “özel çevre koruma bölgesi” ilan edildi. İmar planı yapma yetkisi bu karar üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verildi. Koruma planının çeşitli noktalarına itiraz eden adalılar 28 Ağustos’a kadar itiraz dilekçelerini Bakanlığa iletti.
Adalar uzun süredir İstanbul’un geri kalanı ve tüm Türkiye’yle paralel biçimde yerel halkın kullanımından uzaklaşarak ticarileştiriliyor, betona boğuluyor. Adalar’ın doğal koruma alanı statüsünde olması da bu süreci yavaşlatsa da durdurabilmiş değil.
İtirazlarının kabul edilmesini ve yeni planın hazırlanma sürecine dahil olmayı isteyen ada halkıyla Adalar’ın dünden bugüne yaşadığı betonlaşma ve turistikleşmeyi, koruma planında itiraz ettikleri noktaları ve taleplerini konuştuk.
İMAR AFLARI VE PLANSIZLIK BETONLAŞMAYI HIZLANDIRDI
Kent sosyolojisi üzerine çalışan Hatice Kurtuluş Heybeliada’da yaşıyor. Adalar’ın dönüşümünü ve imar planında karşı çıktıkları noktaları anlatan Kurtuluş, Adalar’daki yapılaşmanın artışının üç temel sebebini şöyle sıralıyor: “Bir plan yok, geçiş koşulları altında bir statüye sahip. Bu nedenle de isteyen istediğini yapıyor. Koruma Kurulu izin vermese de rüşvetle filan geçiyor bu yapılar. İkincisi ise imar afları. Bu aflar Adalar’ı da en az kent merkezleri kadar etkiledi. Adalar’ın doğal görüntüsüne uymayan birçok yapı imar affından geçti. Üçüncüsü ise kırsaldan gelen göçle Adalar’da gecekondulaşmanın başlaması.”
‘TÜM PLAJLAR İŞLETMELERE DEVREDİLDİ’
Önceleri Adalar’da burjuvaziye ait sayfiyeler olduğunu, sonrasında ise bu burjuvazinin çevresinde gelişen hizmet sektörüyle Adalar’a göç olduğundan bahseden Kurtuluş, nüfus artışının kontrollü yönetilmemesi ve betonlaşmanın kontrol altına alınmaması sebebiyle Adalar’daki yapılaşmanın hız kazandığını ifade ediyor.
Koruma planıyla beraber gündeme gelen bir başka konu ise Adalar’ın turistikleştirilerek bir ticaret merkezi haline getirilmesi. Adalar’ın on yıllardır İstanbullular için erişilebilir günübirlik tatil seçeneği olduğuna dikkat çeken Kurtuluş, özellikle AKP’li yıllarda Adalar’daki plajların tamamının girişinin ücretli hale getirilerek özelleştirildiğini anlatıyor. İstanbul’da dar gelirli ailelerin, öğrencilerin temiz denize ulaşmak için az maliyetli olması sebebiyle Adalar’ı tercih ettiğini ancak çoğunluğu AKP döneminde olmak üzere kıyıların işletmelere açıldığını ifade eden Kurtuluş, “Ada burjuvazisinin zaten yıllık 100 bin TL’ye yakın para ödedikleri kendi kulüpleri var, ancak dört kişilik bir ailenin plaja girmesi 400 TL’yi buluyor. Yalnızca plajlar da değil, İstanbul’da orman pikniği de kent içi koruların fazla olması nedeniyle yine dar gelirli insanlar için gelenekselleşmiştir. Ancak bunlar da paralı hale getirilerek ticarileştirildi” diyor.
PLANA KAÇAK YAPILAR DA İŞLENMİŞ
Büyükada’da yaşayan Yüksek Mimar Gizem Gülen, zaman içinde turizm odaklı hamlelerle zarar gören Adalar’ın bu koruma planıyla turistikleşmeye devam edeceğini düşünüyor. Gülen’e göre bu planın en büyük problemlerinden bir tanesi kaçak yapıların plana işlenerek dolaylı şekilde affedilmesi.
Gülen bu duruma Büyükada’dan üç örnek gösteriyor: Seferoğlu, Yörükali ve Glamping tesisleri. Bu yapıların kaçak olduğunu ancak planda mevcut tesislerin “adrese teslim” şekilde işlendiğinin altını çizen Gülen, yeni imar planına göre Burgazada’daki Aya Yorgi Garibi Manastırı arazisine de otel yapılabileceğini aktarıyor.
İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı ise planla kaçak yapıların dolaylı yoldan affedildiği yönündeki iddiaları reddetmekle birlikte buna dair somut bir açıklama sunmadı.
Kıyıların plan dışı bırakılmasının dolgu alanlarının artması riski doğurduğunu da ifade eden Gülen, “İBB kıyıya dair bir plan çalışıp bakanlığa iletebilirdi, kabul edilmezse ‘Uğraşıldı ancak kabul edilmedi’ derdik” diyerek kıyı ve iç bölge olarak Adalar’ın bakanlık ve belediye arasında paylaşıldığını ifade etti.
KIYILAR ‘SİCİLİ BELLİ’ BAKANLIĞA KALACAK
Son yıllarda hızla ticarileşen ve yapılaşan Adalar için hazırlanmış yeni koruma planında en büyük problemlerden bir tanesi kıyı çizgisinin plan dışı bırakılmış olması. İmar planına dahil olan bölge için geçerli olan düzenlemeler kıyı şeridi için geçerli olmayacak. 1/1000 ölçekli plan yerel yönetimin uygulaması için hazırlanırken kıyı şeridi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına kalacak.
Hatice Kurtuluş, ada halkı olarak Bakanlığın ‘imar sicilini’ bildiklerini, bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini söylüyor. Önlerinde tamamen betona boğulmuş Yassıada gibi örnekler olduğunu hatırlatan Kurtuluş, bu durumun ada kıyılarında ticarileşme ve imarı arttıracağını düşünüyor.
Kurtuluş’un anlattığı bir başka problem ise 1/5000 ölçekli planda fonksiyonu belirlenmiş ruhban okulu gibi korunması gereken yapıların statülerinin 1/1000 ölçekli plana işlenmemiş olması. Kurtuluş, yerel yönetimin 1/1000 ölçekli planı uygulayacak olması sebebiyle bu durumun oldukça önemli olduğunun altını çiziyor.
Bakanlığın yapılaşmaya açtığı kıyılara pek çok örnek var. Bunlardan biri İzmir’deki Demircili Koyu’nun kıyı kenar çizgisi Bakanlık tarafından yeniden belirlenmiş ve koyun kıyı bölgesi 5 ayrı yapılaşma bölgesine ayrılmıştı. Yine Sedef Adası’nın da önce sit derecesi değiştirilmiş, ardından mayıs ayında batı kıyıları yapılaşmaya açılmıştı. Bir başka örnek de yine sit alanı düşürülen ve kıyıları dahil olmak üzere tamamıyla yapılaşmaya açılan Yassıada.
ADALILAR PLANLAMA SÜRECİNE DAHİL OLMAK İSTİYOR
Adalıların en temel talebi planın direkt muhatapları olarak planın hazırlanış ve uygulanış sürecine dahil olmak, yerel halkın taleplerinin dinlenmesi ve endişelerinin giderilmesi. Her adaya özgü çalışma gruplarıyla planları inceleyen adalılar çalışmalarının ve itirazlarının dikkate alınmasını istiyor. Kurtuluş bu yerel katılımın sağlanması için en önemli aygıtlardan biri olan Kent Konseyinin ise tüm süreç boyunca atıl kalmasından şikayetçi. Kurtuluş ve Gülen; ada halkı olarak hep birlikte koruma planının endişe verici noktalarına dair mücadele ettiklerini, bundan sonra da kendilerinin katılımcı olarak görülmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini söylüyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et