25 Haziran 2020 15:19

Kazım Koyuncu ölümünün 15. yıldönümünde mezarı başında anıldı

Kazım Koyuncu ölümünün 15’inci yıl dönümünde Pançol köyündeki mezarı başında anıldı.

Fotoğraf: MA

Paylaş

25 Haziran 2005 yılında 34 yaşında kanser nedeniyle yaşamını yitiren Kazım Koyuncu, ölümünün 15. yıldönümünde Artvin’in Hopa ilçesinde bulunan Pançol (Yeşilköy) köyündeki mezarı başında anıldı. Aile üyelerinin de bulunduğu anmada Kazım'ı sevenlerde yer aldı. Konuşmalarda Kazım'ın yaptığı müzikle halkların kardeşliğini ortaya koyduğu vurgulandı. 

Anma Kazım’ın anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşu sonrası Kazım’ın dostları söz alarak Kazım ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

"KOYUNCU MÜZİĞİYLE HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ ORTAYA KOYDU"

Anmada Koyuncu ailesi adına konuşan Hasan Bilgin, bazı insanların toprağa gömülüp unutulduklarını fakat bazılarının ise toprağa ekilerek çiçek verdiklerini söyleyerek Kazım Koyuncu ve Metin Lokumcu’nun Karadeniz’de açan çiçekler olduğunu ifade etti. Bilgin, “Kazım neden dünyaya geldi ve ne için mücadele etti. Kazım Karadeniz’e yapılmak istenen sahil yoluna karşı mücadele veriyordu. Şimdi de Hopa sahiline dolgu yapılmak isteniyor. Biz buraya geldiysek Kazım’ın değerleri için bir araya geldik. Eğer biz bu değerlerimize sahip çıkarsak, Kazım’a karşı görevimizi yapabiliriz” dedi.

Memleketini anlatmasını istediklerinde “Denizin dalgası ile ormandaki dalların tokalaştığı yer” olarak tanımladığını aktaran Bilgin, fakat bu denizin doldurulması ile denizin dalgasının sesini duyamayacaklarını ifade etti.

"TÜM TÜRKİYE’NİN KALBİNDE YER EDİNDİ"

Anmada Emek Partisi adına konuşan emekli eğitimci Hasan Azaklı, Kazım'ın enternasyonalist bir kişi olduğunu, bu tutumunu da müziğine yansıttığını, sadece Lazca müzik yapmayıp kardeş halklar olan Hemşince ve Gürcüce de şarkılar söylediğini dile getirdi. Kazım'ın ölmeden bir yıl önce Evrensel gazetesi dayanışma gecesinde sahne aldığını belirten Azaklı bu yönüyle de Kazım'ın sosyalist kimliğini ortaya koyduğunu ifade etti. Kazım'ın çevreye karşı bir sanatçının göstermesi gereken duyarlılığı gösterdiğini dile getiren Azaklı, Kazım’ın Karadeniz otoyolu için denizin doldurulup doğanın tahrip edilmesine karşı mücadele ettiğini hatırlattı.

Azaklı, "Kazım öldüğünde beni Ağrı’dan arayan bir meslektaşım, ‘Burada çocuklar ağlıyor’ dedi. Bu anlamıyla Kazım sadece Karadeniz’e özgü değil, tüm Türkiye’de kalplerde yer etmiş bir ruhu vardı” diye konuştu.   

"BİZE SEVGİYİ ÖĞRETTİ"

Hopa Halkevi yöneticisi Atakan Asılbay da “Kazım’ı anmak bir çocuğa gitar, tulum çalmasını öğretmektir” diyerek her sene yaptıkları ücretsiz kurslarla yeni Kazım Koyuncular büyüttüklerini aktardı. Kazım Koyuncu’nun insanlara kendilerinden olmayanları sevmeyi öğrettiğini dile getiren Asılbay, “Bugün bu iktidarın karşısında barış şarkıları söyleyebiliyor, ırkçılığa karşı sevgiyi büyütebiliyorsak, bunu Kazım’a borçluyuz. Kazım’a anmak istiyorsak Diyarbakır’da ölen bir annenin de İstanbul’da ölen bir annenin de yanı başında olmalıyız” diye belirtti. 

Hopa sahiline yapılmak istenen deniz dolgusuna da değinen Asılbay, “Eğer biz Kazım’ı gerçekten seviyorsak, bu dolguya karşı çıkabilmektir. Biz Kazım’a yaşatacaksak buna karşı tüm Hopa’yı örgütlemek zorundayız” diye konuştu. 

Pandemi nedeniyle sosyal mesafe gözetilerek yapılan anma anıt mezar başında yapılan konuşmaların ardından sona erdi. (Artvin/MA)


MÜZİĞİNDE DEVRİM VARDI

Tolga GÜNEY

Sanatçı Kazım Koyuncu, 1971 yılında Artvin’in Hopa ilçesi Pançol’da (Yeşilköy) dünyaya geldi. Müziğe ortaokuldayken babasının aldığı mandolinle başlayan Koyuncu, üniversite okumak için gittiği İstanbul’da müziğe ilgisi daha da arttı. 1991 yılının 1 Mayısı’na ilişkin bildiri dağıtırken, gözaltına alınarak tutuklanan Koyuncu, cezaevinden çıktıktan sonra okulu bırakıp, hayatını müziğe adadı. 1992’de “Dinmeyen” grubuyla özgün müzik yapmaya başlayan Koyuncu, daha sonra bu gruptan ayrılarak, Lazca rock müzik yapan “Zuğaşi Berepe”nin kuruluşunda yer aldı. 1995'te “Va Mişkunan (Bilmiyoruz)”, 1998'de de “İgzas (Gidiyor)” albümlerini yapan grup, 1999 yılında dağıldı. Bundan sonraki müzik hayatına yalnız devam eden Koyuncu, “Viya” ve “Hayde” albümlerine imza attı. 

 

"HEPİMİZ AYNI ŞARABIZ"

Müziğin yanı sıra Karadeniz’in ekolojik sorunlarına da ilgili olan Koyuncu, tüm Karadeniz sahil hattı boyunca denizin önüne set olarak kurulan Karadeniz Sahil Yoluna karşı da mücadele etti. "Hopa'yı Hopa'dan sevmek kolay, biz Hopa'yı Diyarbakır'dan sevdirdik” diyen Koyuncu, halklar arasına konulan düşmanlığa da “Birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok, ezildikten sonra, hepimiz aynı şarabız” sözleri ile karşı çıktı. “Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim” diyen Kazım Koyuncu, 25 Haziran 2005 yılında 34 yaşında yakalandığı kanser hastalığından yaşamını yitirdi. 

İlk albümünden sonra hayatını kaybedene kadar O'nun vokalliğini yapan Harun Topaloğlu, “ağabeyim” dediği Koyuncu’yu anlattı. Kazım Koyuncu’dan sonra Entu grubuyla yoluna devam eden Topaloğlu, Karadeniz müziği ile reggae müziğini sentezleyen bir tarzda müzik yapıyor. Topaloğlu, 15 yıl sonra bile Kazım Koyuncu için konuşmanın çok zor olduğunu söyledi. 

"BANA KATTIĞI ŞEY KENDİM OLMAK"

Kazım Koyuncu ile bir kafede çalışırken tanıştığını söyleyen Topaloğlu, ilk anda başlayan ağabeyi kardeş ilişkilerinin sonuna kadar devam ettiğini belirtti. Kazım Koyuncu’dan müziğin sadece şarkı söylemek olmadığını öğrendiğini söyleyen Topaloğlu, “Kazım’ın size kattığı durum sahneden çok hayat ile ilgiliydi. Kazım ile birlikte başka insanları ve müzikleri tanıdım ve neyi sevdiğimi buldum. Bana kattığı şey kendim olmak. Bence kötü ve iyi diye bir kavram yoktur, yeni ve eski vardır. Kazım’dan öğrendiğim en önemli şey oydu” dedi. 

MÜZİĞİNDE DEVRİM VARDI

“Devrim yapmak, ilk önce kendi içinde devrim yapmak, bununla ilgili bedel ödemektir” diyen Topaloğlu, “Kazım dünyanın olmayan bir şeyini yapmadı, müzik tarzı da ona ait değildi. Ama o kadar iyi harmanladı ki, bize farklı geldi. Çünkü alışkanlıklarımızı yıktı. Bambaşka bir müzik kulağımız olduğunu fark ettik. Aslında şarkıları çokta sosyal içerikli sözleri olan şarkılar değildi. Ama müzikte bir devrim vardı. Kendi yöremizden dünyaya müzik söyleyebiliriz fikrini bize aşıladı” diye belirtti. 

Kazım Koyuncu’nun “Sen yeter ki devir, yıkmaya çalış, kendin ol” mesajı verdiğini ifade eden Topaloğlu, Koyuncu’nun etkisi ile ilk önce müzik anlayışlarını bozmayı daha sonra yeniyi yapmaya başladıklarını aktardı. Topaloğlu, ayrıca Koyuncu’dan öğrendiği bir diğer şeyin de hayatı sorgulama yetisi olduğunu dile getirdi. 

"İZMİR’DEN DİYARBAKIR’A ONU SEVDİLER"

Müziğin, sanatçıların kişiliklerini yansıttığını belirten Topaloğlu şöyle devam etti; “Hiç tanımıyorsunuz ama Diyarbakır’da ya da İzmir’de biri Kazım’ı seviyor. Müziğin bu kadar büyük bir etkisi var. Tabi ki bunun için sadece güzel sesli olmak yetmiyor. Kazım’ın en büyük artısı enerjisiydi. Ben yanındaydım, tanıyordum. Bir başkası yanında değildi tanımıyordu. Ama ben diğerlerinden farklı bir şey görmedim. O yüzden Türkiye’nin her yerine yayıldı ve o sesi insanlar duyduğunda etkilendi. Onunla karşılaştıklarında da ‘Bu başka bir adammış’ demediler. Kazım ne ise nasıl görünüyorsa nerede olduğu önemli olmadan aynı kişiydi. Sokakta, evde, sahnede her yerde aynıydı” ifadelerini kullandı. Topaloğlu,  Koyuncu için “Bence müzikte devrim yaptı” dedi. 

NİYE GİTTİN SİTEMİ 

15 sene sonra Kazım Koyuncu için konuşmanın çok zor olduğunu söyleyen Topaloğlu, “Bazen keşke tanımasaydım diyorum. Uzaktan sevseydim, dokunmasaydım. Ona dokunmak bir şans bir o kadar da şanssızlık. Elinizden gidiyor ve bu sadece Hopa’ya, bize değil dünyaya bir haksızlık. Bugünü yaşayınca, bıraktığı miras sonrasında yaşananlardan kaynaklı Kazım’a bir de sitem ederdim. Niye gittin diye. Çünkü Kazım yaşasaydı birçok şey böyle olmayacaktı. Kazım’la, sorumluluğunu bilen bir müzik anlayışımız olacaktı belki de. Şimdi endüstriyel olarak basitleşen bir sektörün içinde olduğumuz için insanlar daha rahat davranabiliyor” diye konuştu. 

"BİR YANIM EKSİK"

Koyuncu’nun içinde yer aldığı grup ile birlikte imkanlar olmadan “İgzas” gibi bir albüm çıkardığını belirten Topaloğlu, “Aradan 20 yıl geçmesine rağmen bugün hala öyle bir albüm yapılamamış. Biz hala onun müziğini yakalayamıyoruz. Bizim en büyük hastalıklarımızdan biri de İstanbul’a gittiğimizde orada Hopalıyı bulmaya çalışıyoruz. Başka insanlarda var, asıl hikaye onlarla temas ettiğinde kendini geliştirmiş oluyorsun. Başka hikayeler dinlemiş oluyorsun. Bunları ortaklaştırabildiğiniz zaman ortaya bambaşka bir hikaye çıkıyor. Kazım’ın en büyük avantajlarından biri, oraya gittiğinde başka insanlar ile bir araya gelmesi, müzik yapması olmuştur” ifadesinde bulundu. 

Kazım Koyuncu’yu çok özlediğini belirten Topaloğlu, Kazım Koyuncu gittiğinden beri bir kolunun beyninin yarısının olmadığını, yarım kaldığını ifade etti. (MA)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İskender Bayhan: Gençler koronavirüs salgınıyla gelecekleri arasına sıkıştırıldı

SONRAKİ HABER

Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Çervatoğlu hakkında soruşturma başlatıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...