Sadece Kazım Koyuncu'ya

Sadece Kazım Koyuncu'ya

Kazım Koyuncu ile yıllarca birlikte müzik yapan Harun Topaloğlu, Kazım Koyuncu’ya yazdığı mektubu 10 sene sonra ilk kez Evrensel Pazar okurlarıyla paylaştı.

Harun TOPALOĞLU*

Kazım’a o günlerde bir sürü şey söylemek istiyordum ama bir türlü konuşamıyordum onunla. Sonra bir mektup yazmaya karar verdim. Belli ki yüzüne hiçbir zaman söylemeyecektim yoksa. Onunla olup bunları konuşamamak sinir bozucuydu ve artık arkadaşımla eskisi sohbet etmek istedim. Mektubu okur okumaz beni aradı; “Ula Hemşinlilerin kafası bu kadar çalışıyor mu?” diye. Sonra güldük, ağlamaklı güldük. Şimdi o mektubu 10. yılında sizlerle paylaşıyorum, gazetedeki dostlarım olmasa yapar mıydım bilmiyorum. Ama bu satırlardan öte bugün yazacağım bir şey var gibi gelmiyor. Aşk ile...

Buna bazıları “tanışma” diyordu. Ben hepsine ve seninle ilgili her şeye “şarkı” diyorum. Eğer bir fırıncı olsaydın ve ben de yamağın olsaydım o zaman “hamsi ekmeği” derdim.

Ama gel gör ki bir “sanatçı” olduğun için, aramızda sadece bir şarkı olur. Orkestraya geçelim. Sahne hazırmış…

TULUMDA ŞARKININ DERİNLİĞİ BEY VAR…

Ses kulaktan girmez de, duyulmak için kaburga kemiklerinden, kalbe ve damarlarla kulak zarına gelme yolunu seçerse; bu ya senin sesindir… ya da tulumun sesi… Sayın Şarkıların Derinliği isimli tulumcu ustası dört yıldır tulum çalıyormuş. Kendi yapmış enstrümanını kendi derisiyle…

VURMALILAR VE BATERİDE YILDIZ İNSAN BEY VAR…

Ata binmiş ve (Kazara dünyaya gelmiş olan Yıldız) dört nala, bazen yavaş ilerlerken, ya senin bedenini kullanan bir BÜYÜCÜ dür ya da YILDIZ. Vahşi ve sadece onun bindiği at sahneye çıkınca (Hayat Bir Sahnedir- Sheakspeare) ben olanlara inanamadım. Yıldız İnsan, sanki bir ölümlünün bedenini kullanıyordu ve dört yıl önceydi. Ruhumun orkestrasında kadro verdim hemen… Bugün ilk kez sana benzediği için senin için çıktı sahneye… (Hayat Bir Sahnedir- Sheakspeare II.kez)

KEMENÇEDE ÖLÜMSÜZ RUH BEY VAR…

Ortalığı bir ruh sarhoşluğu, bir şölen, bir hipnoz kaplamışsa; ya sen bakıyorsundur kendi gözlerinin nasıl baktığını görmeden ya da kemençe çalıyordur. Dört yıl önce rastladım Ölümsüz Ruh’a. Birden samimi olduk. Az kıyağım olmadı çay-kahve olaylarında. Çay ve kahve birazdan onun yüzünden iyi bir ikilidir. (Sen bilmiyorsun ama sen gelince hemen arkandan o da geliyor ve ben hala çay kahve…)

GİTARDA VE İZNİN OLURSA VOKALDE KAZIM KOYUNCU BEY VAR…
(Del’la parole : Gitarra)
“Tellerin Ölümsüzlüğü” isminde bir roman okumaya başladım dört yıl önceydi. Romanda iki cins tel vardı. Gitar telleri ve ses telleri. Bu iki kişi; ses telleri erkek, gitar telleri ise bayandı. Bu kitabı Kazım Koyuncu Bey ile tanıştığım gün okumaya başladım. Sonradan anladım ki, ya gitar çalıp şarkı söylüyorsun ya da ben bir roman okuyorum. Romanın bir çok yerinde sahnede bir sürü hoparlörün, kablonun, mikrofonun arasında “Teller Sevişiyor” !!!

Benim orkestram böyle… Geçen günlerde kanser olduğunu öğrendim Kazım Koyuncu kılığındaki büyücünün. Ama ben o an işareti aldım “Tellerin Ölümsüzlüğü” romanının bazı zorluklarla geçilen eski bölümlerinden. Bana göre büyücünün hiçbir şeyi yok! Altı üstü teller kendini yeniliyor. Ben daha çok en son çıktığı sahnede yine “Teller Sevişiyor”ken bir baktım, aylar sonrasını gördüm!!! (Yaklaşık yedi ay sonrasını)
… bir sabah uyanıyorum. Kulağımda gaipten bir ses. “Büyücü döndü, büyücü döndü”…
Akşam konserde, konser bittikten sonra tüm orkestra bayılıyor. Vokal ve gitar hariç. “Kahretsin!” diyorum, “Kazım iki telde akrobasi yapıyor.” Ses telleri ve gitar telleri…
Seni, bu kanser denen süreçte büyücü kimsenin görmediği bir yerde “Tellerle Seviştiğini” hissediyorum. Biraz da korktuğunu…
Şimdi sen kimsenin çıkamadığı bir sahnedesin (kanser) ve ben bu sefer sahnenin hemen önünde sana eşlik ediyorum. Sana bir şey söyleyeyim mi?? Çok iyi gidiyor solo konserin… Kanser hücreleri korkudan titriyor.
Biraz acele etsen diyorum, kardeşin seni yedi ay sonra sahnede bekler!! Üstelik büyücü kalbindeki büyük şarkıcıda etrafta, her yerde bana şarkısını söyler…

GÖRÜNMEYEN İYİLİKLER

Neden görünmeyen iyilikler biliyor musun Kazım Abi?? Çünkü karşılıksız ve sadece senin bildiğin, başka kimsenin bilmediği…
Neden hasta oldun bilmiyorum ama iyi yapmadın. Öncelikle ben yalnız kaldım, biz yalnız kaldık; özledik seni… Ama göremedim. Aslında göremedim de değil, “gelmedim.” Korktum, heyecanlandım ama üzülmedim. Yaşanması gereken ne varsa yaşayacağına eminim. Gelmememe sebep, yaşanacak güzel şeylerin yok olmaması. İşte bu yüzden “Görünmeyen İyilikler” ismini taşıyor bu başlık. Bildiğinden emin olduğum bir sözle bitirmek istiyorum. “Kazım Abi, ben buralarda bir yerdeyim…”

05.07.2005

*Müzisyen

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Haziran 2015 12:34
www.evrensel.net