08 Nisan 2020 03:30

İşçi mektubu: Ölüm riskine rağmen çalıştırdığınız için sizi asla affetmeyeceğiz

"Ne yapılması gerektiğini dün Akar Tekstil işçileri gösterdi. İşçi sınıfı onlarla ne kadar gurur duysa azdır."

Fotoğraf: Evrensel

Çiğli’den bir işçi

Merhabalar,

Günlerdir gazetemiz Evrensel’de, koronavirüsün gerçekten de hem evrensel boyutuna hem de sınıfsal yanına değiniliyor. İşveren sahipleri hemen hemen işyerlerine bile uğramazken, bizim gibi çalışmak ve yine bizim gibi evini, ailesini geçindirmek zorunda olan beyaz yaka diye tabir edilen arkadaşlara da kısmi ayrıcalıklar tanındığına, hem gazetemize yansıyan haberlerden hem de bizzat çalıştığımız işyerlerinden tanık oluyoruz.

Gerçek olan tek şey şu ki, tır şoförünün dediği gibi, “Bizi virüsünüz değil ama sisteminiz öldürecek” diyenlerdenim.

İlk günden bu yana iktidar, sermayeye kaynak aktararak devamlılıklarını güvenceye almak, zararlarını karşılamaya yönelik adımlar atarken biz işçilere, emekçilere ise “Her hal ve şart altında üretime devam” diyen sözüm ona bir “destek paketi” çıkardı. Şaşırdık mı? Hayır. Yine böyle bir dönemde işçilerden icralık olanların ödenmelerinin iptali önerisi reddedildi. Şaşırdık mı? Hayır. Yirmi yaş altı genç işçilerin çalışması için özel genelge çıkartıldı. Şaşırdık mı? Hayır. Bu gibi yaşanılan örnekler çoğaltılabilir. Çünkü sermayenin devamlılığı için sermayeden yana olan ve bunu açıkladığı her pakette belirten bir iktidar var karşımızda.

EVE DAHA FAZLA KORKUYLA DÖNÜYORUZ

Bizler her gün işe giderken, tıpkı Soma Katliamı olduğunda oradaki işçilerin yaşadıklarını yaşıyoruz şu an. Her gün iş için evden çıkarken son günümüzmüş gibi tedirgin bir şekilde, korkarak ve kaygı içinde çıkıyor ve işimize gidiyoruz. Çalışırken hem iş kazası hem de koronavirüse yakalanma riski altında 10-12 saat (Evet, yanlış duymadınız) çalışıyoruz. Ne yazık ki evden çıkarken yaşadığımız kaygıların çok daha fazlasıyla evimize, yuvamıza geri dönüyoruz. Ancak ailemizi izole ederken, virüsü çalıştığınız ortamdan evimize getirme kaygısını taşıyor ve işe adapte olamıyoruz.

Her seferinde “Kendi OHAL’inizi ilan edin” diyen Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkan’ına buradan seslenmek istiyorum: Bunu benim adıma siz yapar mısınız? Gelip işverenime “Kendi OHAL’imi ilan ediyorum” deyip, “Yasada belirtilen işten kaçınma hakkımı kullanmak istiyorum” der misiniz lütfen? Ama bunu söylerken işverenin cevabını ve sonrasında karşılaşacağımız sosyal durumumuzu da düşünün lütfen. Hele ki ödememiz gereken kredi, elektrik, su, telefon, internet, doğal gaz gibi temel ihtiyaç harcamalarımız varken.

SOMA MADENCİLERİ GİBİ

Bizim, Soma Katliamı’nda ölen ya da katliamdan kurtulan ama o duyguları her gün yaşayanlardan olacağımız aklımıza bile gelmezdi, ama olduk! Evet, öleceğimizi bile bile her gün o üretime katılmak zorunda bırakıldığımız, daha doğrusu bıraktığınız için sizi asla affetmeyeceğiz.

Akşam vakti bu satırları yazarken, yarın işbaşı yapacak olmamın tedirginliği ile etrafımda iki kızım ve hayatımı paylaşacağıma söz verdiğim eşim varken, kafamda ise yarınlarımızı yasalarla karartan sizler varsınız. Öyle ekran karşısına geçip büyük laflar ederek her gün ölü sayısını 10, 20 artırıp bizleri sayılara alıştırarak olmuyor. Olmadı.

Ne yapılması gerektiğini dün Akar Tekstil işçileri gösterdi. İşçi sınıfı onlarla ne kadar gurur duysa azdır. Koca koca sendikalar, topu genel merkezlerine atıp sorumluluk almaktan kaçarken, Akar Tekstil işçileri ise kendi inisiyatifleri ile gerçekten umut veren bir mücadele ortaya koydular. Akar Tekstil işçileri, işçi sınıfının ve onların yuvası olduklarını iddia eden tüm sendikaların feneri oldular.

Kesin olan şu ki hayatımız, sizin üretiminizden daha değerli ancak geçindirmek zorunda olduğumuz ailelerimiz var. Biz işçiler ölüm ile sıtma seçenekleri arasında bırakılmayı kabul etmeyeceğiz!

Şimdi, buradan iktidara, işçilerin emekçilerin kendi kulağı, yaşamının aynası Evrensel aracılığı ile seslenmek istiyorum.

Bizlere; “İşten atılma korkusu yaşamayın, bir aylık tüm ihtiyaçlarınızı biz karşılayacağız” demenizi bekliyorum. “Her hal ve şart altında üretime devam” diyen değil, genç işçilerin çalışabilmesi için özel genelge çıkartan değil, halk sağlığı için ücretli izin demenizi bekliyorum. Biliyorum, bu bekleyiş beyhude ama elbet bir gün işçiler iktidarı ele alacak ve umutlarımız gerçeğe dönüşecek.

{{401388}}

Reklam