26 Mart 2020 18:48

TTB Genel Sekreteri Yılmaz: Kapatılan hastanelerin eksikliği hissediliyor

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz'la koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı mücadelede son gelişmeleri ve yaşanan sorunları konuştuk.

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

Koronavirüs küresel salgınının Türkiye’de yaygınlaşması, sağlık sisteminde uzun süredir tartışılan sorunları da gün yüzüne çıkardı. Salgına karşı mücadelede son gelişmeleri ve yaşanan sorunları konuştuğumuz Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, şehir hastanelerinin açılmasının ardından kapatılan hastanelerin eksikliğinin hissedildiğini söyledi. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin topluma ulaşamadığına dikkat çeken Yılmaz, virüse karşı testlerin daha fazla ve bizzat yurttaşların evlerinde yapılması gerektiğini belirtti. Yılmaz, Sağlık Bakanlığının salgın senaryosu olmadığını ifade ederek hastanelerdeki koruyucu ekipman eksikliğine dikkat çekti, “Salgına karşı iki aylık stok olmalıydı” dedi.

"BAKANLIK DERSİNİ İYİ ÇALIŞMAMIŞ"

Aylardır beklenen salgın Türkiye’ye geldiğinde nasıl bir sağlık sistemiyle karşılaşıldığını sorduğumuz Yılmaz, şöyle diyor: “Sağlık sistemi eşitlikçi, bilimsel, toplumcu bir sistem ise bu tip krizlerden iyi çıkarsınız. Ancak tam tersi bireyci, piyasacı, bilimden uzaklaşan, bilimsel kurulları ve kitle örgütlerini önemsemeden bu sürece girerseniz; ne yazık ki sıkıntıları artırırsınız. Maalesef biz ikinci sistemle girdik bu sürece. TTB yıllardır uyarıyordu; Numune Hastanesini kapatmayın ihtiyacımız var, aşılamaya dikkat edelim, koruyucu sağlık hizmetlerini önemseyelim, sağlık ocaklarının sıkıntısı varsa geliştirelim... Ancak uyarılarımız dikkate alınmadı. Mesela sağlık ocaklarının alternatifi aile hekimliği değildi. Bu mantıkla topluma ulaşamazsınız. Sağlık sisteminin sorunu toplumun ihtiyaçlarından uzaklaşması, olası krizlerin senaryolarını çizememesidir. Şunu görüyoruz ki; Sağlık Bakanlığı dersini iyi çalışmamış. Hiç kriz senaryosu yok, salgın hastalık senaryosu yok. Halbuki Sağlık Bakanlığımızın geçmişi çok eski. 1920’lerden ’70’lere kadar çok deneyimimiz var.”

"BİRİNCİ BASAMAK SALGINLARA UYUMLU DEĞİL"

Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmetinin salgınlara uyumlu olmadığını belirten Yılmaz, aile hekimliğinin topluma yüzünü dönen bir sağlık modeli olmadığını söyledi. Artan salgın ivmesini düşürmek için çabalamak gerektiğini ifade eden Yılmaz, bunun için şüpheli kişilerin testlerinin evlerinde yapılması gerektiğini söyledi.

”Birinci basamak sağlık hizmeti güçlü olsa, örneğin; ben 5 bin kişilik mahalleden sorumlu olsam orayı bilirim ve hızlıca tararım. Testini de yaparım, ateşini de ölçerim, yaşlıyı genci bilirim, problemli olacak hastaları tanırım” diye konuşan Yılmaz, ancak bugün sağlık çalışanlarının bunu bilemez durumda olduğuna dikkat çekti. Test için kuyruklar oluştuğunu ve bunu engellemek gerektiğine işaret eden Yılmaz “Şikayeti olanlar planlanan telefon hatlarıyla görüşürler, gidilir evinde hızlıca test yapılır. Önemli olan izolasyonu sağlamak. Riski ve şüphelileri yerinde tespit etmek, evlerinde ziyaret etmek, testlerini yapmak, ateşini ölmek. Tabii ateşi düşmeyeni, nefes almakta güçlük çekeni de hızla sağlık merkezlerine iletmek gerekiyor” diye konuştu.

ŞEHİR HASTANELERİ VE KAPATILAN HASTANELER SORUNU

"Peki milyarlarca lira harcanan ve eleştirilere neden olan şehir hastaneleri bu süreçte nasıl bir rol oynadı?" sorusuna Yılmaz, "Şehir hastaneleri salgına karşı mücadeleyi yönetmede olumlu katkı sunmayı bırakın zarar bile veiyor" diye yanıt veriyor. Başından beri şehir hastanelerinin uzaklığına dikkat çektiklerini hatırlatan Yılmaz, buralara ulaşmak için daha fazla toplu taşıma aracının kullanılmasının virüsün bulaşma riskini artıracağını söyledi. Şehir hastaneleri açmak için kapatılan hastanelerin eksikliğinin hissedildiğini belirten Yılmaz, “Farklı bölgelerde, çok sayıda ve küçük hastanelerin olması sağlık hizmetine kolay ulaşımı ve vakaların birbirine temasını, hastanelerdeki problemin birbirini etkilemesini engelliyor. Oysa burada herkesi Bilkent Şehir Hastanesine yönlendiriyorsunuz. Salgına karşı hastane organizyonu açısından sorunun böyle bir yanı var” dedi.

"SALGINA KARŞI İKİ AYLIK STOK OLMALIYDI"

Salgına karşı mücadelede hekimler ve sağlık emekçileri riskli grupta yer alıyor. Türkiye’de de sağlıkçılar arasında vakalar artmaya başladı. Bir yandan da hastanelerden koruyucu ekipman eksikliği şikayetleri yükseliyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığının kişisel koruyucu donanımları belirlediğine dikkat çeken Yılmaz, “Kriz döneminde belli sıkıntılar olabilir fakat hazır olmak gerekiyordu. Her koşulda iki ay idare edecek eldiven, maske gibi en temel malzemelerin stoku eksiksiz olacak. Sağlık çalışanına günde bir tane maske vereyim deme hakkın yok. Sen onun rahat bir şekilde çalışmasını sağlamak zorundasın. Yoksa o hastalanacak, hizmet veremeyecek” dedi.

"BÜROKRASİ UTANIP SIKILMAKTAN YUKARIYA BİLGİ VEREMİYOR"

Özellikle hastanelerin virüs bulaşmasına karşı en çok dikkat edilmesi gereken yerler olduğunu anlatan Yılmaz, Wuhan’da ilk zamanlarda hastaların yüzde 40’ının hastanelerden virüs kaptığını aktardı.  Yılmaz, bunu 2 ay önce gören Sağlık Bakanlığının önlem almış olması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de halk sağlığı konusunda uzman, çok değerli isimlerin işten atıldığını belirten Yılmaz, Sağlık Bakanı’nın TTB ve halk sağlıkçılarıyla görüşmesini isteyerek “Bakan Bey de gerçekleri böyle öğrenecek bence. Çünkü bürokraside utanıp sıkılmaktan yukarıya bilgi verilmiyor” dedi.

"DEVLET YÜZÜNÜ YOKSULLARA ÇEVİRMELİ"

Bu süreçte gereksiz üretimin durdurulması gerektiğini anlatan Yılmaz “Araba üretme, apartman yapma bu süreçte kardeşim. İşçiye parasını ver, ücretli izne çıkar. Bir süre sadece temel ihtiyaçları üret. İnsanlar evlerinde olsunlar. Bunu da insanlara ücretli izin vererek yaparsın” dedi.

Devletin yüzünü yoksullara çevirmesi gerektiğini belirten Yılmaz “Evde kal diyorsun ama beslenebiliyor mu, ısınabiliyor mu? Bu temel ihtiyaçları sağlaman lazım. Yine cezaevleri, kışlalar, huzurevleri, çocuk esirgeme kurumları çok önemli. Buralarda özel bir program yapılmalı. Tutuklular geçici olarak bırakılabilir” ifadelerini kullandı.

TTB, TIPTA UZMANLIK ÖĞRENCİLERİNİN DURUMUNU SORDU

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Tıpta ve Diş Hekimliği Yönetmeliği’nde yapılan düzenlemeye ilişkin Sağlık Bakanlığına gönderdiği yazıda “Bu önemli süreçte ülkemizdeki ihtiyacı giderebilecek hekim iş gücü konusunda görüşlerimizin alınmasını önemsiyoruz” dedi.

Sağlık Bakanlığının 21 Mart’ta yaptığı düzenlemede “Tıpta uzmanlık eğitimi öğrencilerinin, salgın hastalık, deprem, sel gibi olağan sağlık hizmetinin sürdürülemediği durumlarda, üç ayı geçmemek üzere aynı il sınırları içindeki sağlık kuruluşlarında hekim olarak görev yapmak üzere görevlendirilebileceği, bu sürenin eğitim süresinden sayılacağı” belirtildi.

Yazıda, düzenlemeyle ilgili şu soruların yanıtları istendi:

  • Görevlendirmede uzmanlık alanı, eğitimde geçirdikleri süre, yetkinlik düzeyi gibi kriter/kriterlerin belirlenip belirlenmediği ve belirlenmişse neler olduğu
  • Öğrencilerin hangi durumlarda görevlendirilecekleri konusunda herhangi bir sistematik ve algoritmik yaklaşım olup olmadığı ve eğer varsa bunların neler olduğu
  • Öğrencilerin öznel sağlık, vb. durumları ile alınacak bütün tedbirler (kişisel koruyucu ekipman, hizmetlerle ilgili ön eğitim, özlük hakları, vb.)
  • Sürecin organizasyonuna ilişkin herhangi bir planlamanın olup olmadığı
  • Öğrenciler; eksik rotasyonlar, tez yazımı vb. gereksinimler veya uzmanlık eğitimlerinde aksama olacağı kaygısı nedeniyle, talep etmeleri durumunda uzmanlık eğitimlerinin bu yönetmelik kapsamında aldıkları dış görev süresi kadar uzatılıp uzatılmayacağına dair soruların cevaplanmasını talep ediyoruz.

(HABER MERKEZİ)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

TTB'den Sağlık Bakanlığına çağrı: Koronavirüs verileri ayrıntılı olarak verilmelidir

SONRAKİ HABER

TMMOB İstanbul İKK: Kanal İstanbul Projesine değil, sağlığa bütçe!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...