18 Şubat 2020 21:56

Anarşizm mi Sosyalizm mi?

Stalin 1906 yılında anarşistlerin Marksistlere yoğun saldırısı yüzünden “Anarşizm mi Sosyalizm mi?” broşürünü yayımlamıştı.

Paylaş

Cephane serisine Stalin’in eseri olan “Anarşizm mi Sosyalizm mi?” ile devam ediyoruz. Stalin 1906 yılında anarşistlerin Marksistlere yoğun saldırısı yüzünden “Anarşizm mi Sosyalizm mi?” broşürünü yayımlamıştı. Buradaki amacı özellikle Kafkasya’da artan anarşistlerin Marksistlere yönelik iddia ve karalamalarını çürütmek ve onların saldırılarına karşı koymaktı. Dergi çerçevesinde parça parça yayımlanan bu broşür böylece okuyucuya iki görüşü de sınama imkânı vermiş oldu.

HANGİ SOSYALİZM?

“Çağdaş toplumsal yaşamın odağı sınıf mücadelesidir. Bu mücadelede, her sınıfa kendi ideolojisi yol gösterir” der Stalin. Nasıl ki liberalizm, burjuvazinin ideolojisiyse; proletaryanın da ideolojisi sosyalizmdir. Peki hangi sosyalizm? Bilimsel temellere dayanan Marksizm mi, barışçıl yolu benimserken işbirlikçiliğe kayan reformizm mi, yoksa küçük burjuva sosyalizmine dayanan anarşizm mi?

ANARŞİST GÖRÜŞÜN ÇELİŞKİLERİ

Burada tartışılmaya değer iki akım anarşizm ve Marksizm hemen göze çarpıyor. Her ikisi de kendini proletaryaya, gerçek sosyalist öğreti olarak sunmaya çabalıyor. Lakin bunlardan biri ancak gerçek öğreti olabilir. Temel ilkeleri aynı olan fakat strateji ve taktik bakımından ayrılan akımlar değildir, anarşizm ve Marksizm. Açık bir şekilde ilke ve taktik bakımından da ayrılır. Marksistler, diyalektik materyalist yöntemin ortaya koyduğu üretici güçlerin gelişimiyle üretim şekli de değişeceği yasasıyla; açıkça devrimin ve sosyalizmin “kitle” ile geleceğini saptamıştır. Bireyin rolünü görmezden gelmez fakat temel taş kitledir. Bireyin kurtuluşu da kitle ile beraber gerçekleşecektir. Burada anarşistler temel olarak “birey”i alırlar. Birey kurtulmadan kitlenin kurtulamayacağını söylerler. Lakin birey kapitalist üretim ilişkilerin egemen olduğu burjuva toplumundan tek başına nasıl kurtulabilir ve kitleyi nasıl özgür kılabilir? Burada kendi metafizik öğretilerinin çıkmazı açıkça kendini belli eder.

Küçük topluluk sosyalizminin savunucuları olan anarşistler gerçekten de bir dünya devrimini hedefler mi? Proletarya diktatörlüğünü reddeden bir görüş nasıl da proletaryanın gerçek kurtuluşunun kendisi olduğunu iddia edebilir? Kropotkin, Marx’ın aksine geniş bir modern sanayiye dayanan proleter sosyalizmini savunmaz. Kapitalizmde üretim toplumsal bir nitelik kazanırken üretimin bu toplumsal niteliğiyle var olan kapitalist mülkiyetle temelde çelişir.  Kapitalist düzenin ekonomik gelişmesiyle, modern üretim gün geçtikçe yayılır. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak proletaryanın çıkarınadır. Üretim yerellerde kalmaz, sınırları yıkar ve tüm ülkeye yayılır tabi ki çelişkiler de. Kapitalist üretim biçimi dünyada egemen konuma gelir. Tam da burada küçük burjuva sosyalistleri olan anarşistlerin sosyalizmi yerellere hapsetmeye çalışmasının üretimin gelişimiyle çeliştiğini ortaya koyar. Bu öğreti de proletaryaya zarar vermekten başka bir işe yaramaz. 

Diyalektik yöntem, günden güne gelişen ve sürekli ilerleyen proletaryanın kapitalist düzeni parçalayabileceğini söyler. Bu nedenle Marksistlerin umudu proletaryadır. Kapitalistler işçilerin emek gücünü satın alırlar. Böylece ürettiklerinin meyvelerini de işçiden toplarlar. Kapitalist sistemde kaynaklar ve üretim araçları kapitalistlerin özel mülkiyeti haline gelir. Amacı kar maksimizasyonu, sonucu kaçınılmaz krizlerdir ama sistem kendi devamını sağlar. Bir avuç kapitalist zenginleşirken proletarya ise git gide yoksullaşır. Geleceğin toplumu sosyalist toplumda ise bu ilişkiler tarihte bir dönem olarak geride kalacaktır. Kolektif emekle toplumun gereksinimleri karşılanacak ve kapitalist sömürü ortadan kalkacaktır.

PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNÜN AMACI

Bu noktada anarşistler, proletarya diktatörlüğünün devletli bir yapı olduğundan sömürüyü kapitalistlerden alıp temsili hükümete verileceğini söyler. Sistemin değişmeyeceğini öngörerek suçlarlar hatta Kropotkin’in değişiyle “Sosyalistlerin çoğunluğu devlet kapitalizmine varmalarına karşın biz özgür komünizme gidiyoruz” diyerek laf kalabalığı yaparlar. Daha da ileriye giderek Marksistlerin proletarya üzerinde diktatörlük kuracağını iddia ederler. Kendi metafizik görüşlerinin açığa çıktığı bir nokta da burasıdır. Kapitalist üretim ilişkilerinin, sınıfların bir anda ortadan kalkacağını ve kendi öğretilerinin ideallerindeki yapıyı gerçekleştireceğini hayal ederler. Burjuvazinin egemenliğindeki bir devlet ile proletarya diktatörlüğü ile yöneltilen devletin farkını kavrayamazlar. Proletarya diktatörlüğünde burjuvazinin özel mülkiyeti elinden alınır ve kapitalistler mülksüzleştirilir. Devrim ile egemen sınıf olarak örgütlenen proletarya siyasal egemenliğini sermayeyi kapitalist tekellerden almak, burjuvaziyi baskılamak için kullanır. Anarşistlerin iddialarındaki gibi bilimsel sosyalizmde devletli yapı devam mı edecek? Bu soruya cevabı Engels’in Anti-Dühring’de yazdıkları verir, “Devletin, gerçekten tüm toplumun temsilcisi olarak göründüğü ilk eylem -toplum adına üretim araçlarına el konulması- aynı zamanda onun devlet olarak yaptığı son bağımsız eylemi olacaktır. Toplumsal ilişkilerde devlet gücünün müdahalesi, bir alandan sonra bir başkasında gereksiz duruma gelir ve kendiliğinden uykuya dalar… Devlet ‘ortadan kaldırılmaz’ söner.” 

Anlaşılacağı gibi iki tür diktatörlük vardır. Küçük bir grubun halkı boğazlayan diktatörlüğü ve burjuvaziyi, azınlığı, ezenleri hedef alan proleter çoğunluğun; kitlenin diktatörlüğü. Marksistler ikinci diktatörlüğe dört elle sarılırken anarşistler birbirini yadsıyan bu iki diktatörlüğü karıştırırlar, Marksizm ile değil ancak hayal ürünleriyle savaşırlar.

Son olarak Stalin’in “Anarşizm mi Sosyalizm mi?”de söylediği gibi “Eğer anarşistlerin öğretisi gerçeği ifade ediyorsa, bu durumda elbette ki kendi yolunu açacak ve kitleleri etrafında toplayacaktır. Yok, eğer geçersizse ve yanlış bir temel üzerinde kurulmuşsa, uzun zaman dayanamayacak ve ayakları havada kalacaktır.” 1917 ise hangi öğretinin haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İbrahim Kalın'dan Gezi yorumu: Vandallık

SONRAKİ HABER

Nasıl bir sağlık sistemini savunmalıyız?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa