20 Aralık 2019 04:13

Kadınların iki talebi: Ücretler artsın kreş ihtiyacı karşılansın

İstanbul'daki bir depoda çalışan kadın işçiler her gün yeni bir zam haberiyle uyanırken, asgari ücrette ciddi bir artış yapılmasını talep ediyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Berivan BALKAY
İstanbul

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun üçüncü toplantısı geçtiğimiz salı günü yapıldı. Görüşmeler başlamadan önce Türk-İş asgari ücretin 2 bin 578 liraya, DİSK ise 3 bin 200 liraya çıkarılmasını istemişti. Ancak İstanbul'daki bir depoda çalışan kadın işçiler her gün yeni bir zam haberiyle uyanırken bunların da yetmeyeceğini söylüyor. “Yok” denilen ekonomik krizi, ev geçindirme derdini, çocuk bakımını üstelenen kadınların öncelikli iki talebi var, birincisi asgari ücretin açlık sınırının altında kalmaması, ikincisi ise fabrikalarında kreş açılması ya da kreş masraflarının patronlar tarafından karşılanması.

İŞYERLERİNDE PARA CEZASI DEĞİL, KREŞ ZORUNLULUĞU OLMALI

“Asgari ücret” der demez söze şöyle başlıyor bir işçi: “İki çocuğum var benim. Birisi 2.5 yaşında, diğeri ise 1 yaşında. Bu asgari ücreti belirleyenlerin aldığı paraların yarısını bize versinler, biz daha çok hak ediyoruz. Hiç durmadan çalışıyoruz, onlar hiçbir şey yapmıyorlar ki, bizim sırtımızdan kazanıyorlar. Biz olmasak onlar olur mu? Bize de 4-5 bin lira verebilirler. Bir ev kredisi ödüyoruz, başımızı sokacak bir evimiz olsun diye. Eşim de çalışıyor ben de. Zaten aldığımız maaşlardan biri krediye gidiyor. Kredi kartına yükleniyoruz. Onun da asgarisini ödüyoruz, asgarisini bile ödeyebilmek için mesaiye kalıyoruz. Yoksa nasıl yaşayacağız?”

Çocuklarına anne ve babasının baktığını söyleyen kadın “1 yaşındaki çocuğu babama bırakıyorum sırf gidip çalışabileyim diye. İşyerinde kreş yok. Kreş açmıyor ama cezasını ödüyor işveren. Devlet para cezası yerine kreş açma zorunluluğu getirmeli. Ya da maddi destek sağlamalı kadın işçilere. Kreşler 1500 liradan başlıyor, çocuğumun gittiği kreş içlerindeki en ucuzu. O kadar küçük çocuğu kreşe vermezdim ama ben de çalışmazsam geçinemiyoruz” diyor.

İşçi, devletten ve işyerinden çocuk başına toplamda 100 lira aldığını belirtirken, iki çocuğu için aldığı 200 liranın ise ucu ucuna sadece küçük çocuğunun bir aylık bez parasına ancak yettiğini ifade ediyor. Çocuklarından birinin giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyleyen işçi, “Aklı erene kadar küçüğü de büyüğünün eskileriyle idare edecek. Alacak gücüm yok. Geçenlerde bot almak istedim ama alamadım. Ben istemez miyim çocuklarımı eksiksiz giydirmeyi” diyor.

ÇALIŞMA AVRUPA STANDARTLARI AMA ÜCRET...

Fabrikadaki diğer kadın işçilerle ettikleri sohbetin gündemini en çok borçlar, kreş ve aldıkları ücretler oluşturuyor. Kadın işçilerin hafta sonlarını çocuklarıyla geçirmek istediklerini, ancak mesaiye kalmak zorunda olduklarından dolayı bunun mümkün olmadığını ifade ediyor. Çocuklu kadın işçilerin sabit vardiyada kalmak istediğini söyleyen işçi, şöyle devam ediyor: “İnsan kaynakları vardiyalar için bizimle görüştü. Ama bize 365 gün, 7 gün 24 saat çalışmak zorunda olduğumuzu söylediler. Diğer vardiyalara göre sabit vardiyalara iş daha çok kaldığı için de bir kısım kadının vardiyasını sabitlediler. Avrupa standartlarına göre çalışıyormuşuz. Ama kreşinden bez parasına, tatilinden ikramiyesine, çalışma koşullarından ücretlere gelince bu standartlar yok. Peki niye Avrupa standartlarına göre maaş vermiyorsunuz diye sorunca da ‘Devletten isteyin, biz cezasını ödüyoruz’ deyip işin içinden sıyrılıyorlar. Herkes topu birbirine atıyor.”

‘BORCU BORÇLA KAPATIYORUZ’

Kadın işçi, asgari ücret görüşmeleri başladıktan sonra işyerinde kendi aralarında geçen sohbetten de söz ediyor. Kadınların ‘200 lira bile zam yapsalar bir yerin borcunu kapatırız’ gibi umutlarla ücretlerin belirlenmesini beklediklerini söyleyen işçi, “Ben takip ediyorum, en son 2 bin 578 lira istemişler. Elektriğe, doğal gaza, suya bir sürü zam geldi. Diyelim ki beş yüz küsur lira zam geldi, ne değişecek? Zaten her şeyi zamlı ödüyoruz. Bari zam yapıyorlarsa diğerlerine, yiyeceklere zam yapmasınlar. Aldığımız zammın hiçbir anlamı kalmıyor. Borcu borçla kapatıyoruz hepimiz. Ekonomik kriz yok diyorlar ama bizim aldığımız maaşları alsınlar, bir ay borç harç içinde geçinmeye çalışsınlar bakalım, biz de onların aldığı maaşı alalım. Nasıl geçiniliyor biz de görelim” diyor öfkeyle.

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmamasını, primler yerine ikramiyelerinin verilmesini, tehditlerle ücretlerinden kesinti yapılmamasını ve işyerlerine kreş açılmasını ya da işçilere kreş yardımı yapılmasını talep eden kadın işçinin diğer tüm işçi kadınlara çağrısı ise şöyle: “Herkeste işten atılma korkusu var. Niye? Çünkü herkes borç içinde, çoluğu çocuğu var. Geçim derdi bir sürü şeyin önüne geçmiş. Ama bu da bizlere bir şey kazandırmıyor. Bir arada olursak kazanırız, hem de her hakkımızı!”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Taybet İnan, Şırnak'ta anıldı: 7 gün sokak ortasında kalan insanlık onuruydu

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa