25 Kasım 2019 05:30

Kadınlar bir arada: Şiddet, kriz, eşitsizlik karşısında birlikteyiz, değiştireceğiz!

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü olan bugün, kadınlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de haklarını ve hayatlarını savunmak için bir araya gelecekler.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü'nde, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar şiddete, krize, yoksulluğa, eşitsizliğe, savaşa karşı haklarını ve hayatlarını savunmak için bir araya gelecekler.

25 Kasım’ın öngünlerinde buluşmalar, etkinlikler, toplantılar, film, tiyatro gösterimlerinde bir araya gelen kadınlar bu sene en çok şiddetin önlenmesi noktasında önemli kazanımlar olan ve devlete somut adımlar için yükümlülükler getiren yasa ve sözleşmelere dönük saldırıları, nafaka hakkının gaspını, şiddetin önüne geçmek için yapılması gerekenleri ve bütün bunlar için kadınların birlikte bir mücadeleyi nasıl öreceklerini tartıştılar.

Bugün de sokaklarda pankartlara, dövizlere, sloganlara en çok yansıyacak olan konular bunlar olacak.

HAKLAR GASBEDİLMEK İSTENİYOR, KADINLAR "OLMAZ" DİYOR

Kadınların gündeminde bu 25 Kasım’da şu başlıklar var:

  • Kadın cinayetlerini önleme sorumluluğu verilmiş kolluk güçleri, adli makamlar, bakanlıklar görevini yapmıyor. Kadınlar 6284 sayılı kanun sayesinde aldıkları koruma kararlarına rağmen etkin koruma olmadığı için herkesin gözü önünde öldürülüyor.
  • Kadın cinayeti davalarında yargı erkekleri kollayan, kadınların öldürülmesinden neredeyse kadınları sorumlu tutan kararlar veriyor. Kadınların takip ettiği, kamuoyunda infial yaratan olaylarda dahi “iyi hal indirimleri” söz konusu oluyor. Adaletsiz yargı kararları cinayetlerin artmasında bir etken oluyor.
  • Kadınları şiddetten korumak için çıkarılan 6284 Sayılı Şiddetin Önlenmesi Kanunu ve İstanbul Sözleşmesi “kadınlara çok fazla hak tanıyor, erkekler mağdur ediliyor” diyerek hedefe kondu. Bu yasa ve sözleşmenin ortadan kaldırılması zaten pratikte ciddi sorunlar yaşanan şiddetle mücadelede büyük bir geriye gidiş anlamına geliyor.
  • Özellikle Boşanmış Mağdur Babalar gibi gruplarla koparılan yaygara sonucunda AKP iktidarı kadınların nafaka hakkının ortadan kaldırılması için girişimlerde bulunuyor. Mahkemelerin verdiği nafaka miktarlarının mahkeme masraflarını bile ödemeye yetmediğini ortaya çıkaran kadın örgütlerinin verilerine rağmen kamuoyunda “bir gün evli kalanlara bile süresiz nafaka ödeniyor” propagandası yapılıyor. Oysa pratikte kadınların büyük kısmı şiddet dolu evlilikleri sonlandırmak için yasal pek çok haklarından vazgeçiyorlar. Nafaka hakkının yeni bir düzenlemeyle sınırlanmasına karşı çıkan kadın örgütleri bu hamleyi “kadınları şiddet dolu evliliklere mahkûm etmek” olarak değerlendiriyor.

  • Ekonomik kriz özellikle kadınların çalışma hayatındaki zorlukları katlayarak artırdı. Geçim derdinin, işsizlik sorununun büyümesi, örgütsüzlüğün yaygın olması işyerinde ve evde artan şiddet karşısında kadınların daha güvensiz ve güvencesiz kalmasına neden oluyor. İşyerinde mobbing, hakaret, taciz, kötü muamele artıyor. İşsizlik tehdidiyle kadınlardan sessiz kalmaları bekleniyor.
  • Yoksulluk, hane gelirinin artan enflasyonla düşmesi, işsizliğin artması ev içi şiddeti de katmerlendiriyor. Krizin toplumsal etkileri yaygınlaşan intiharlarla gözler önüne seriliyor. Kadınlar ve çocuklar bu sürecin en ağır etkilenenleri oluyorlar.
  • Çocuk istismarı da yaygınlaşan bir diğer ağır sorun. Çocuk istismarı rakamları artarken somut önlem alması beklenen iktidar ise çocuk yaşta evliliklerle gerçekleşen istismarlarda “evliliği” affettirici bir unsur olarak düzenleyerek meşrulaştırmak için yasa yapma peşinde. Kamuoyunda “çocuk istismarını evlilikle meşrulaştırma ve affetme önergesi” olarak bilinen yasa önergesi daha önce yaygın tepkiler sonucu 2 kere rafa kaldırılsa da hükümet, ocak ayında meclise getireceği yargı paketinde yine bu önergeyi yasalaştırmak istiyor.
  • Kürt illerinde seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar öncelikle kadın kurumlarını, şiddet ve yoksulluğa karşı politikalar üreten belediye kadın birimlerini kapattı. Yüzlerce kadın çalışan işsiz bırakıldı. Dayanışma ağlarından ve destek mekanizmalarından yoksun bırakılan kadınlar şiddete karşı korunmasız bırakıldı. Bölgede şiddet, yoksulluk, fuhuş, çocuk istismarı arttı.

KADIN CİNAYETLERİNDE 14 YILLIK ARTIŞ: YÜZDE 392!

Kadına yönelik şiddet her yıl bir önceki yıla oranla daha korkunç boyutlara ulaşarak devam ediyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun rakamlarına göre;

  • 2019’un ilk 10 ayında  377 kadın öldürüldü. 2018’in ilk on ayında bu rakam 363 idi. 2016’da 328 kadın, 2017’de 409 kadın, 2018’de 440 kadın öldürüldü. 2019’un ilk 10 ayındaki rakam ise: 377!
  • 2018 yılının ilk on ayında en az bin 14 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.
  • Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin raporuna göre 2019’un ilk 6 ayında 12-16 yaş aralığındaki 378 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

  • TÜİK’e göre ise, 2014-2017 arasında 7 bin 466’sı erkek, 51 bin 818’i kız olmak üzere toplam 59 bin 284 çocuk cinsel istismara maruz kaldı. 2017 ile 2018'in 6 ayında, 21 bin 957 hamile çocuk kayıtlara geçti!
  • İlerici Kadınlar Derneği’nin verilerine göre 2002-2017 arasında aile içi şiddet sonucu en az 7 bin kadın cinayeti işlendi.
  • Bu veriler baz alındığında kadın cinayetlerinde 14 yıldaki artış, yaklaşık yüzde 392 oldu.
  • Kadın cinayetlerinde şiddetin biçimleri de oldukça kaygı verici! Bir yandan bireysel silahlanmanın da artışıyla kadın cinayetleri artarken, bir yandan da yakarak, işkence ederek, intihar süsü vererek öldürme olayları da artıyor.

SAATTE 61 KADIN İŞSİZ KALIYOR

  • TÜİK verilerine göre;Türkiye’de 15 yaş üstü kadınların yalnızca yüzde 22’si gelir getiren bir işte çalışıyor, geri kalan yüzde 78’lik kesiminin ise çok büyük kısmı, yani her iki kadından biri “ev kadını” olarak görülüyor.
  • CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin raporuna göre 2003-2018 yılları arasında haftada 2 bin 169 kadın işsiz kaldı.
  • 2017'de 1 milyon 268 bin 855 olan kayıtlı işsiz kadın sayısı 2018'de yüzde 42 arttı. Yani 2018 yılında saatte 61 kadın işsizler ordusuna katılmış oldu.
  • Aynı rapora göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonunda görev alan kadınların oranı 2018’de yüzde 16,30’a geriledi. Kadın işsizliği son 16 yılda yüzde bin 430 arttı.
  • Çalışabilir yaştaki kadınların sadece yüzde 35’i istihdama katılıyor. Bunların da yaklaşık 5’te birine iş verilemiyor.
  • Her 100 gençten 27’si işsiz. Eğitimli genç işsizlerin yüzde 65’i kadın. Kentsel genç kadın işsizliği Temmuz 2019’da bütün zamanların rekorunu kırarak yüzde 41,2’ye yükseldi. 2005’te 309 bin olan kentsel genç kadın işsiz sayısı, 2019 Temmuz ayında 659 bin oldu.
  • 18-24 yaş arası kadın nüfusun yüzde 43.6’sı, yani 1 milyon 807 bin kadın ne çalışıyor ne de eğitim görüyor!
  • Türkiye’de 11 milyondan fazla kadın, kadınların sorumluluğu olarak görülen ev işleri ve çocuk bakımı nedeniyle çalışma yaşamına katılamıyor.
  • İşgücüne dâhil olmayan kadınların en büyük “işgücüne katılmama nedeni” yüzde 54,8 ile “ev işleriyle meşgul” olmak!
  • Çalışan kadınlar evde bulundukları süre içinde günde ortalama 1.5 saat ev işi yaparken erkeklerde bu rakam günde 10 dakika.
  • “Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır” ifadesini toplumun yüzde 54’ü onaylıyor.

(EKMEK VE GÜL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

TESK'ten "Efsane cuma" benzeri alışveriş kampanyaları hakkında uyarı

SONRAKİ HABER

Almanya’da apartmanda patlama: 25 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa