20 Kasım 2019 14:29

Kadın kurumlarının kapısına tuğla ören, kadın kitaplarını yakan kayyum düzeni!

Kayyumlar, kadın kazanımlarına nasıl el koydu? HDP Kadın Meclisi Koordinasyonu’nun açıkladığı örnekleri Sevda Karaca yazdı: El konulan yalnızca masa, sandalye değil, kadınların birikimi ve geleceği.

ARŞİV | Fotoğraf: MA

Paylaş

Sevda KARACA

Kayyumlar bir “felaket” olarak kadın kazanımlarının üzerine çökmüş durumda. Öyle ki, adeta engizisyon mahkemelerini bile aratacak biçimde kadın siyasetçileri, kadın kurumlarını ve o kurumlarda çalışma yürütenleri bir cadı avı ile yakalayıp, tıpkı Ortaçağ’da olduğu gibi “yakarak”, “yıkarak” kadınlığa dair tüm birikimleri yok etmeye, yerine kendi düzenini kurmaya çalışıyor. Nasıl bir düzen bu?

Kapatılan kadın kurumlarının kapısına yalnızca “mühür” vurmakla yetinmeyip bir de tuğladan duvar ören bir kayyum düzeni…

Kadın Akademisini kapatıp Diyanet’e devretmekle kalmayan, akademinin kitaplığındaki kadın kitaplarını imha eden bir kayyum düzeni…

KHK’yla ihraç edemediği sosyolog, psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlık alanlarından kadın çalışanları görevinden alıp erkek yöneticinin “hizmetine” veren… Kadınlar “bu günler de geçecek” diye sürüldükleri yerlerde işlerini yapmaya çalışırken mobbing, aşağılama ve hatta şiddet uygulayan bir kayyum düzeni…

Kapatılan kadın kurumlarının bütün olanaklarını AKP Kadın Kollarına, hükümet destekli Kadın ve Demokrasi Derneğine hibe eden bir kayyum düzeni…

Bir rapora, bir rakama, bir basın açıklamasına sığdırılmaya çalışılan “Şu kadar kadın kurumu kapatıldı, şu kadar çalışma durduruldu, bu kadar kadın çalışan işten atıldı, sürgün edildi” sözlerinin anlattığı bir gerçek de şu; kadınların yaşamlarının, tarihlerinin, birikimlerinin, dişleriyle tırnaklarıyla dayanışmalarıyla bugüne getirdiklerinin inkârı, imhası ve talanı, bu düzeninin alamet-i farikası haline gelmiş durumda… 

Geçen hafta sonu bir masa etrafında gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen, kadın örgütü temsilcisi, siyasetçi kadınları bir araya getiren HDP Kadın Meclisi koordinasyonu, 15 Temmuz'dan sonra 96, 19 Ağustos sonrası 24 belediyeye atanan kayyumların kadın kazanımlarına nasıl el koyduğunu örnekleriyle paylaştı. Bu örnekler, bir yandan kayyumun nasıl bir yıkıntı yaratmak istediğini ortaya seriyordu, ama diğer yandan da bu kayyum düzeninin hüküm sürdüğü yaşam alanlarında kadınların nasıl bir ruh hali içinde oldukları, öfkeleri, isyanları ve kimi zaman da bunalımları yansıdı aktarımlardan. 

Bir yandan bu yıkımla baş etmeye çalışırken bir yandan da olan biteni anlatma, neyin yok edildiğini, neyin üstüne çöreklenildiğini somut verilerle aktarma yükünü taşıyan HDP’li seçilmiş kadınların bu çağrısı yalnızca “bilgilendirme” için değildi elbette, bu kazanımların hepimizin, tüm kadınların kazanımları olduğunu tartışmak, bu kazanımlara sahip çıkmak için neler yapabileceğimizi birlikte konuşmak gerekiyordu.

Bir kalemde saymak bile zor yok edilenleri: Belediye yönetimlerinde kadın politikaları üreten birimler, müdürlükler, kadına yönelik şiddetle, yoksullukla, eşitsizlikle mücadele etmek için kurulan kadın kurumları, ilk adım istasyonları, alo şiddet hatları, kadın sağlık merkezleri, kadın yaşam evleri, kadın spor kompleksleri, kadın akademileri, kadın kooperatifleri, çamaşırhaneler, kadınların ürettiklerini sattığı özgün pazarlar, kadınların çalıştığı organik tarım alanları, seralar, üretim atölyeleri gibi istihdam alanları, kadın mahalle birimleri,  kadınların isimlerinin verildiği parklar, kültür merkezleri, çokdilli eğitim veren kreşler… Belediye bünyesinde yönetici pozisyonda olan tüm kadınlar ya görevden alındı, ya ihraç edildi, ya işten atıldı… Belediyeye girmeleri, hatta belediye etrafında dolaşmaları yasaklandı. Çoğu ise tutuklandı. Kadınlar çalıştıkları birimlerden şiddet uygulanarak çıkarıldılar. Birimlerdeki, müdürlüklerdeki, kurumlardaki tüm kadın arşivleri, belgeleri, dosyaları, kitapları imha edildi. 

KADIN POLİTİKALARI ÜRETEN BİRİMLER KAPATILDI

  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kadın Politikaları Daire Başkanı görevinden alındı, daire başkan yardımcısı olarak bir erkek atandı, birimin tüm çalışmaları durduruldu, tüm çalışmalar, Aile ve Sosyal Politikalar Daire Başkanlığına bağlandı,
  • Mardin Büyükşehir Belediyesine bağlı Kadın Daire Başkanlığına erkek memur atandı,
  • Van Büyükşehir belediyesine atanan kayyum, Kadın Politikaları Daire Başkanlığını feshetti, bu birimin çalışmaları bir erkeğin yönetimine bağlandı.
  • Batman Belediyesi Kadın Politikalar Müdürlüğü Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bağlandı.
  • Cizre Belediyesi Kadın Politikaları Müdürlüğü feshedildi, çalışanları işten çıkarıldı.
  • Van Edremit Belediyesi Kadın Politikaları Müdürlüğü’nün tabelası söküldü, bina başka bir birim haline getirildi, erkek memur atandı.
  • Belediyelerin web sitelerindeki kadın çalışmaları silinerek, sadece din, çevre ve fen işleri hizmetlerine ilişkin bilgilere yer verildi.
  • Bu birimlerde çalışma yürüten kadın çalışanlar işten çıkarıldı ya da ihraç edildi, yerlerine erkek memurlar atandı, kadın kurumlarının kapısına kilit vuruldu, kapatılmayan merkezler ise işlevsizleştirildi,

KADIN KURUMLARI KAPATILDI, BİNALARI AKP KADIN KOLLARINA VE KADEM’E DEVREDİLDİ

  • Diyarbakır’da faaliyet yürüten 10 kadın merkezinin faaliyetleri durduruldu. Diyarbakır Bismil Belediyesi Nujin Kadın Merkezi “Evlendirme Dairesi”ne dönüştürüldü. Diyarbakır’da faaliyet yürüten Ceren Kadın Derneği ve Selis Kadın Derneği KHK ile kapatıldı.
  • Van Rojin Kadın Yaşam Merkezi'nin adı değiştirildi, merkezde çocuklar için Kuran kursu verilmeye başlandı. Edremit Belediyesi kayyumu, cenazesi bir hafta sokakta bekletilen Taybet İnan adına kurulan kreşin önce ismini değiştirdi sonra kreşi tamamen kapattı. Van İpekyolu Belediyesi’nde şiddetle mücadele biriminin telefonuna kayyum tarafından el konuldu, şiddete karşı kadınlara sağlanan hizmetlerin tümü engellendi. Van Büyükşehir Belediyesi’nin 2014’te kadına yönelik şiddetin bildirilmesi için kurduğu ‘Alo Şiddet’ hattı kapatıldı. Gürpınar Belediyesine atanan kayyum Kadın Yaşam Merkezi’ni hükümet destekli bir örgüt olan KADEM’e devretti. Kayyum, eşini de çocuk kreşine müdür olarak atadı.
  • Şırnak Belediyesi’ne atanan kayyum, Zahide Kadın Merkezi ve Cudi Kültür Merkezi’ni kapattı. Ayrıca SitiyaZîn Kadın Merkezi’ne kilit vurarak danışmanlık hizmetinden faydalanan kadınların bilgilerine ve dosyalarına el koydu. SitiyaZîn Kadın Merkezi binası bir süre sonra, AKP Kadın Kollarına tahsis edildi.
  • Mardin Nusaybin Belediyesi Gulşilav Kadın Merkezi, işlevi dışında hizmet vermeye başladı. Kızıltepe Belediyesi Nuda Kadın Merkezi’nin adı ‘Hanımeli Kadın Merkezi’ olarak değiştirildi, şiddete maruz kalan kadınların güçlenmesine yönelik sürdürülen çalışmalar tamamen iptal edildi.
  • Muradiye Belediyesi’nin kreş, klinik ve kadın aşevi çalışmaları durduruldu.
  • Diyarbakır Silvan Belediyesi Meya Kadın Merkezi “aile destek merkezine” dönüştürüldü.
  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Kız Öğrenci Yurdu polis misafirhanesine çevrildi.
  • Cizre ve Silopi’de kapatılan kadın müdürlüklerine ait mekanlar AKP Kadın Kolları başkanlarına tahsis edildi ya da Kur’an ve dikiş kursuna dönüştürüldü.
  • Hani’de Kadın Danışma Merkezi, pastacılık ve Kur’an kursuna dönüştürüldü.
  • Kadın parklarının adı değiştirildi, kreşler kapatılarak müftülüklere tahsis edildi. 
  • DBP’li Van Büyükşehir Belediyesi’nin belediyeye ait toplu taşıma araçlarında her Perşembe günleri kadınlara ücretsiz sunduğu hizmet, kayyum tarafından iptal edildi.
  • İpekyolu Belediyesi tarafından Êzidî kadınlara atfen açılan Şengal Kadın Parkı’nın ismi kayyum tarafından değiştirildi.
  • Kapatılmayıp içeriği boşaltılan kimi belediye kadın kurumlarının nasıl işletildiği ise kayyum belediyelerinin sosyal medya hesaplarından paylaşılan “kısır günleri, aile irşad seminerleri, altın günleri” fotoğraflarından  anlaşılıyor. DİKASUM bunlardan biri… 

SIĞINAKLAR, ALO ŞİDDET HATLARI KAPATILDI, ŞİDDET GÖREN KADINLARIN BİLGİLERİ DEŞİFRE EDİLDİ

  • Kayyumlar, kadın sığınaklarından ikisini Aile Bakanlığı’na devretti, Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Merkezi’ne bağlı sığınağı kapatarak yaşlı bakım merkezine dönüştürdü. Van Belediyesi sığınağı ise kayyum tarafından tamamen kapatıldı.
  • Kayapınar Belediyesi’nin bir yıllık bir hazırlık sonunda kurduğu ve son derece iyi olanaklara sahip sığınak “ihtiyaç yok” denilerek Aile Bakanlığı tarafından onaylanmadı.
  • Kadın Merkezlerine başvuruda bulunan şiddet mağduru kadınların dosyalarına el konuldu, bilgileri deşifre edildi,
  • Mardin Belediyesine atanan kayyum tarafından göreve getirilen Kent AŞ müdürünün kadın çalışanlara cinsel taciz ve fuhuş karşılığı iş vaadinde bulunduğu ortaya çıktı.

İlk kayyum atamaları ve seçilmişlerin tasfiyesi sürecinde bir “suçlama” haline getirilmese de, 19 Ağustos sonrası ikinci kayyum döneminde “eş başkanlık sistemi” belediyelere kayyum atanmasına bir gerekçe haline getirildi. Yerine kayyum atanan ve tutuklanan seçilmiş belediye başkanlarının dava dosyalarında bu “yasal bir suçlama gerekçesi” olarak gösterilemediği için, “görevi kötüye kullanma” olarak bir suçlama haline dönüştürülmüş.

EL KONULAN SADECE MASA SANDALYE DEĞİL, TARİHİMİZ, GELECEĞİMİZ!

Kadın kurumlarının kapatıldığı yerlerde şiddet oranında ciddi bir artış olduğunu, bölgede cinsel saldırı ve istismar, fuhuş, madde bağımlılığının gözle görünür bir biçimde arttığını, kadınların savunmasız bırakıldığını, dayanışma ağlarından koparıldıklarını aktardı kadınlar. Nasıl ve ne oranda, işte bu bilinemiyor. Çünkü, hiçbir kadın kurumu ve kadın çalışan kalmamacasına yok etme girişimi yapılan bölgede devlete bağlı kurumlardaki anlayış da şiddetin ne kadar ve nasıl arttığını ortaya çıkarmaya niyetli değil. Bu alanda mücadele eden kadınların tutuklanması da kadın savunuculuğunu zayıflattı. Karar mekanizmalarının tamamıyla eril, tekçi, cinsiyetçi, ırkçı söylemin öne çıktığı bir siyaset alanına dönüştüğünü anlattılar. Gerçekten de 15 Temmuz sonrasında bölgede özellikle Kürt kadın siyasetçilere özel olarak yönelen bir operasyon olduğu bugün cezaevlerini dolduran kadın siyasetçi sayısından da belli. Bu "özel operasyon" kadınların kazanımlarına olduğu kadar, kadınların siyaset yapma haklarına da yönelen planlı programlı bir hedef alma. 

Kayyumların yıkımına ilişkin somut örnekleri paylaşan Seher Tümer el konulanın yalnızca masa, sandalye değil, kadınların tarihi, birikimi ve geleceği olduğunu şu çarpıcı aktarımla anlattı: “Şimdi tutuklu olan Mazıdağı Belediye Başkanımız bize anlatıyordu; kadınlar sadece bir şey talep etmek için, fatura yatırmak, suyu, kanalizasyonu sormak için değil, sırf orada olabileceğini bilme hissiyle gelip belediyede oturuyorlar, sohbet ediyorlar, diyordu. Bu, bugün kayyum atanan pek çok belediyemiz için de geçerliydi. Bizim 20 yıllık deneyimimiz belediyenin sadece su, kanalizasyon, yol gibi fen işleri olmadığını, kadınlar işin içine dahil edildikçe herkesin yaşadığı yerin bilgisine sahip olduğunu gösterdi bize. Bizim hafızamızı sıfırlamak istiyorlar. Bugün kayyum atanmış bir belediyede belediye otobüsüne binmek bile zul geliyor bu hafızayı taşıyan kadınlara.

HEPİMİZE DÜŞEN...

Kayyum düzeninin bu imha politikalarını bu düzeyde bilmediğini söyleyen pek çok kadın oldu toplantıda.Evet, kadınların hakları ve hayatları için farklı biçimlerde ve alanlarda da olsa mücadele eden,  harekette farklı bir temas noktası olan kadınların bile “bu düzeyde” bilmediği bir gerçek karşımızdaki. Sadakacılığa, kayırmacılığa, israfa, “adamcılığa” bulanmış AKP belediyeciliğinden bıkan, yaşam gailesini kolaylaştırmak için yerel hizmetlerin ne kadar önemli olduğunu bilen, bu yüzden de 31 Mart seçimlerinde özellikle büyükşehirlerde iktidara bir “ders” veren yüzbinlerce kadın hiç bilmiyor bu gerçekleri. Kayyumların bu imha ve hafızasızlaştırma düzeniyle batıda yerel seçim öncesinde “Kreş açacağız, sığınmaevi açacağız, kadın dayanışma merkezleri açacağız” diyerek oy isteyen, seçim sonrasında kadınlar kapılarına geldiğinde “Şimdi bütçemiz yok, sonra inşallah” diyerek kadınları yüz geri eden siyaset anlayışı arasında bir bağ var. Kadınların hele de kriz döneminde daha yakıcı biçimde ihtiyaç duydukları yerel hizmetlerin bir “vaat” değil bir zorunluluk, bir “hayal” değil hayata geçirilebilen somut uygulamalar olduğunu anlatmak, arada bağ kurmak hepimizin boynunun borcu. 

“Nasıl” sorusu önemsiz değil elbette. Kayyum düzeninde olan bitenle batıdaki kadınların gündelik yaşamlarındaki yoksunlukları arasında bağ kuran somut, açık bir dil… Hedefte elbette ki HDP siyaseti olsa da, toplumsal ayrıştırmaları, hedef göstermeleri dikkate alarak bu gaspların tüm kadınların hayatından, emeğinden, haklarından çalınanlar olduğunu ortaya çıkarabileceğimiz, geniş kadın kesimlerinin sahiplenebileceği bir çalışma… Kayyum yıkımının Kürt Sorunu bağlamında gündeme getirilmesinin, yapılanlara "terörle mücadele"adı altında meşruluk zemini sağlama, rıza üretme çabasının geniş kadın kesimleri bakımından olan biteni "görmeme, duymama, bilmeme"yi kolaylaştırdığı aşikâr. Elbette kimseye göz açtırmayan baskı politikalarının da bilenler, görenler, duyanlar için ne yapmalı sorusuna her zaman üretiliveren cevaplar vermeyi engellediği, bugün dünden daha çok geniş kadın kesimleriyle daha yerelden, daha yüz yüze, güven veren bir ilişki kurmayı gerektirdiği de açık. 

Kayyumları "büyük siyasetin" olduğu kadar gündelik hayatın yıkımının, kazanımların yok edilmesinin, duygudaşlık, kaderdaşlık kurulacak kadar somut hayatı ihtiyaçların ve hakların meselesi, konusu olduğunu anlatmanın yolunu bulmak için hepimize iş düşüyor. Toplantıda kadın hareketinden bir yol arkadaşımızın ifade ettiği gibi; kayyumlarla Kürt kadın hareketinin kazanımlarını kriminalize etme çabasını, bir bütün olarak kadın hareketine ve elbette bu ülkede yaşayan tüm kadınların ayakta kalma ve hayatlarından, haklarından vazgeçmeme mücadelesine yönelik itibarsızlaştırma, yok etme çabası ile birlikte düşünmek, böyle ele almak gerekiyor.

Bunun için tartışmalar devam edecek gibi görünüyor. Bir yol bulacağız, kazanımlarımızdan vazgeçmemek için bir yol açacağız. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

TGS 10. toplu sözleşmesini Reuters ile yaptı

SONRAKİ HABER

"Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu’nun gazeteciliğine tanığız"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa