14 Kasım 2019 04:22

"Çiftçi 1.5 TL’ye ürettiğini 1.35 TL’ye satarsa bir daha buğday ekilir mi?"

ZMO Genel Başkanı Özden Güngör: Tarımda dışa bağımlı bir politika ve sürekli yükselen girdi fiyatları nedeniyle bütçeden ayrılan yüzde 36’lık desteğin arttırılmasının bir anlamı kalmıyor.

ZMO Genel Başkanı Özden Güngör - Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Burcu YILDIRIM
Ankara

Meclis'te Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi görüşülürken Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Başkanı Özden Güngör ile Türkiye’deki tarım ve hayvancılık politikalarını konuştuk. Bütçe hazırlanırken sorunların muhataplarıyla görüşülmediğini belirten Güngör, dışa bağımlı bir politika ve sürekli yükselen girdi fiyatları nedeniyle bütçeden ayrılan yüzde 36’lık desteğin arttırılmasının bir anlamı olmadığını söyledi.

Güngör, “Buğdayın anavatanı Türkiye. Son 17 yılda 60 milyon ton buğday ithal ettik ve 16 milyar dolar para ödedik. Bir kilo buğdayın maliyeti 1.5 TL, devletin verdiği 1.35 TL. Çiftçi 1.5 TL’ye ürettiğini 1.35 TL’ye satarsa bir daha buğday ekilir mi?” diye sordu.

"ÇİFTÇİLERİN BU İKTİDARDAN 2007’DEN BERİ ALACAĞI VAR"

Son açıklamalara göre 2020 yılında tarıma yapılacak desteğin 22 milyar lira olacağına değinen Güngör, “Yüzde 36’lık bir artış öngörülüyor ama unutulmamalı ki 2006 yılında çıkarılan ve 2007’de uygulamaya giren bu iktidarın çıkardığı Tarım Kanunu’na göre, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1’inin üreticilere verilmesi gerekiyordu. Ancak bu oran hiçbir zaman çiftçiye verilmedi ve verilen, gayrisafi yurt içi hasılanın binde 4 ila 6 arasında kaldı. Bırakın bütçedeki verilecek desteği çiftçilerin bu iktidardan 2007’den beri alacağı var. Şimdi bir yanda böyle bir gerçeklik varken bir yandan da çiftçilere 2020 yılında 22 milyar lira vereceğiz diyorlar” diye konuştu.

ÇİFTÇİ VE TARIM TOPRAĞI AZALDI

Tarımsal destekleme için 2020 yılında 6.6 milyar liranın da hayvancılığa aktarılacağını ifade eden Güngör, “İster hayvancılıkta, ister bitkisel üretimde olsun en büyük sorun girdi maliyeti. Tohumda, gübrede, ilaçta, mazotta, akaryakıtta dışarıya bağımlıyız. Bu alanlarda yüzde 50 ile yüzde 110 arasında değişen miktarlarda fiyat artışları var dövize bağlı olarak. Gittikçe zamlanıyor, döviz kuru yerinde durmuyor. Para kazanamayan üretici de üretimden kaçıyor. Birçok köyümüzde nüfus azaldı. Çiftçi kayıt sistemine göre 2.8 milyon çiftçi sayısı 2.1 milyona düşmüş. 7.5 milyon tarımda çalışan istihdam 5 milyona düşmüş. Tarım toprağımızda da durum aynı. 2002 yılında işlenebilir tarım toprağı 26.5 milyon hektar alan iken şimdi 23.2 milyon hektar alana düştü. Meralarımız ise 16.5 milyon hektar alandan 10.5 milyon hektar alana düştü. Ovalarımız, ormanlarımız, derelerimiz taş ocağı, maden işgali altında” diye sordu.

"5 YILDA 469 DAVA AÇTIK"

Hukuksuzluklarla mücadele etmekten kendi işlerini yapamadıklarını söyleyen Güngör, “Sırf bunlarla ilgili 5 yılda açtığımız dava sayısı 469 oldu. Türkiye’de bir tarım politikasının olup olmadığından ZMO başkanı olarak ben bile şüphe duyuyorum, üreticiler ne yapsın? Kendi kendine yeten bir ülke konumundan 5 ürün dışında gerisini ithal eden duruma geldik, bu ayıp bize yeter. Çiftçinin desteklenmesi lazım. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sulanabilir alanların artırılması lazım, sulanabilme imkanlarının artırılması, tarım topraklarını korumamız lazım, meralarımızı, ormanlarımızı, derelerimizi korumamız lazım” diye konuştu.

"DEVLET GENÇ ÜRETİCİSİNİ, GENÇ ÜRETİCİ DE DEVLETİ KAZIKLADI"

Gençleri üretime çekmek için 30 bin TL’lik destekle devletin genç üreticisine hastalıklı hayvan verdiğine gençlerin de o hayvanları elden çıkardığına dikkat çeken Güngör, “Devlet genç üreticisini genç üretici de devleti kazıkladı resmen. Eğer gençlerin üretime çekilmesi isteniyorsa 30 bin TL ile olmaz. O yere altyapı, sağlık ocağı, okul, yol, su elektrik, internet gitmesi lazım. 30 bin TL vererek, birkaç sığır vererek alın başınızın çaresine bakın, buradan para kazanın denilmez” dedi.

"SEBZE VE MEYVE BU KIŞ YÜZDE 25-30 DAHA PAHALI OLACAK"

Dışa bağımlı ekonomi ile girdi fiyatlarının sürekli yükseldiğini buna bağlı olarak da maliyetin yükseldiğini ifade eden Güngör, “7 TL’nin üzerine çıkan akaryakıt fiyatları ile çiftçi ne üretsin? Hazırlanan bütçede bütün bunlar hesap ediliyor mu? Üreticiye bağlı odalara ve kurumlara sorunlar ve çözüm önerileri soruluyor mu” dedi.

Güngör, bu sorunların doğrudan tüketicilere de yansıyacağını ifade ederek, “Geçen seneki kışlık fiyatlardan meyve ve sebzeyi en az yüzde 25-30 daha fazla fiyata yeriz. Tüketici alışverişlerini gram gram yapmak durumunda kalacak” diye uyardı.

"YERLİ TOHUMLARI GEN BANKASINDA BEKLETİYORUZ"

Buğdayın anavatanı Türkiye olmasına rağmen son 17 yılda 60 milyon ton buğday ithal edildiğini ve 16 milyar dolar para ödendiğini anlatan Güngör, her yıl en az 21-22 milyar ton buğday üretilmesi gerektiğini ifade etti. 2019 yılında bundan 2-3 milyon ton eksik üretildiğini kaydeden Güngör, “Bir kilo buğdayın maliyeti 1.5 TL, devletin verdiği 1.35 TL. Çiftçi 1.5 TL’ye ürettiğini 1.35 TL’ye satarsa bir daha buğday eker mi?” diye sordu.

Türkiye’de 6 milyon hektarlık alanın sulanmayı beklediğini anlatan Güngör, “Endemik bitkilerimiz ve gen kaynaklarımız çok yüksek. Ama birçok yerli tohumlarımız gen bankasında bekletiliyor. Ha bire bu bankada saklıyoruz. Oysaki bu tohumların toprakla buluşması dolaşıma girmesi lazım” dedi. Devletin yerli tohumların üretilip ıslah edilmesiyle ilgili ağır ve maliyetli bir yasa çıkardığına değinen Güngör, “Yerli tohumun varsa önce bir şirket kurmak gerekiyor ve bu çok maliyetli hadi bunu aştın diyelim bu sefer de tohumlar patentlenirse ancak o zaman yerli tohum satışı yapabiliyorsunuz. Bu durumda çiftçiye yerli tohumu kendi yerinde ekme imkanı veriliyor ama satma ve yaygınlaştırma imkanı verilmiyor. Satman için bu şirketi kurup prosedürleri sağlaman lazım diyor. Dolayısıyla yerli tohumun önü engelleniyor. Patates tohumunun yüze 95’ini, pamuk ve mısırın yüzde 90’ını, sebze genelinde ise tohumların yüzde 60-70’ini dışarıdan alıyoruz. Bir tek buğdayda yüzde 55 oranında kendi tohumumuzu üretiyoruz” diye konuştu.

HER AÇIKLAMADA FARKLI BİR POLİTİKA

Güngör, Tarım Şurası, 11. Kalkınma Planı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 2019-2021 ile Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ın 2020-2022 açıkladığı orta vadeli mali planda her seferinde tarımla ilgili farklı açıklamaların yer aldığına dikkat çekti.

Yaz aylarında Türkiye genelinde yapılan Tarım Şurası’nda bütün sektör bileşenlerinin tarım alanındaki son durumu, sorunları ve çözüm yollarını tartıştığını ifade eden Güngör, “Ancak daha Tarım Şurası yapıldığı sırada maalesef 11. Kalkınma Planı çıktı. Halbuki Tarım Şurasındaki sonuçlar elde edildikten sonra 11. Kalkınma Planının açıklanması gerekiyordu. Sonuç olarak o kadar uzman kadronun kafa yormasının bir anlamı kalmadı. Hem Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın hem de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ın tarım politikaları ile söyledikleri birbirinden farklı. Aradaki fark bununla da bitmiyor. Tarım Şurasında çıkan kararlar, 11. Kalkınma Planı da farklı, uyuşmazlık ve kargaşa söz konusu” dedi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Aslı Erdoğan: Bütün bunlar tesadüfse çok şanssızım

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa