04 Kasım 2019 16:18

Dersliklerde rekabetten piyasadaki rekabete: mühendis olmak

Derslerde oluşturulan rekabetin yerini “piyasadaki” rekabete dönüştürüyoruz. Bu koşullar mesleğimizi yapmaktan çok bizi rekabete mahkûm ediyor.

Paylaş

Aybüke PERÇİN

Helin UZUN

Hacettepe Üniversitesi

Yaşam koşullarındaki zorluk ve ekonomik krizin etkileri gün geçtikçe artarak hissedilirken gelecek kaygısının neredeyse hiç olmayacağı düşünülen bir bölümde bile Elektrik-Elektronik Mühendisliğinde okuyan öğrenciler olarak bu etkileri tüm beklentilerin aksine daha çok hissediyoruz. Bunların başında okurken para kazanmak geliyor. Birçok mühendislik bölümünde olduğu gibi bizim bölümümüzde de “aday mühendislik” bu soruna çözüm getiriyor gibi gözüküyor.

Aday mühendisliği, öğrencilerin okurken ders programının uygunluğuna göre haftanın belirli günlerinde çeşitli şirketlerde –ki bu genelde elektrik elektronik mühendisliğinde savunma sanayi şirketleri oluyor- çalışması olarak tanımlayabiliriz. Genelde üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin başvurularının kabul edildiğini görüyoruz. Üçüncü sınıf öğrencileri gerçekten geçim kaygısı için bu başvurularını yaparken biz dördüncü sınıf öğrencileri de geçim kaygısına ek olarak mezun olduğumuzda daha kolay iş bulabilme umuduyla yapıyoruz. Derslerde oluşturulan rekabetin yerini  “piyasadaki” rekabete dönüştürüyoruz. Bu koşullar mesleğimizi yapmaktan çok bizi rekabete mahkûm ediyor. Rekabeti doğuran şey ise aday mühendislik başvurularının direkt ortalama üzerinden alınması oluyor. Şirketlerin mezun olmadan istedikleri tecrübeye doğal olarak ulaşamayan biz öğrenciler; bu koşullarda ne kadar gerçekliği barındırdığı tartışılır ortalamalarımızla bu yarışa giriyoruz. Bu rekabetin ödülü olarak ise biz öğrenciler sigortasız çalışıyor, normal şartlarda bir mühendisin alınması gereken ücretten çok daha düşük ücretler alıyoruz. Bu ülkemizde olan krizi daha net anlamamıza sebep oluyor. Bin bir emekle girdiğimiz bölümlerde iyi bir eğitim görmek yerine üniversiteler üzerinden şirketlerin kârını arttırmak için çalışan öğrenciler olmaya zorlanıyoruz.

REKABET ÇÖZÜM DEĞİL

Bizler mühendisliğin tanımına uygun topluma yarar sağlayan, toplumun sorunlarına çözüm arayan ve eğitimimiz sürecinde para kazanmak zorunda kalmayan öğrenciler olmak istiyoruz. Bunun çözümü ise öğrencileri şirketler için çalıştırmak yerine öğrencilerin yaşam koşullarını iyileştirmekten geçiyor. Kredi, bursların bu kriz koşullarında öğrencilerin gereksinimlerini karşılayacak bir noktaya gelmesi, öğrencilerin kredi borçlarının silinmesi öğrencilerin öğrenci olarak yaşayabilmesinin ilk adımını oluşturacaktır. Bu ilk adımı oluştururken, aday mühendislik olarak bize sunulan bu imkânın aslında asıl çözüm olamayacağı yarıştan “birinci” çıkan birkaç öğrenci için bile gerçekten ne ifade ettiği daha açık görülecektir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

“İnsan bir şey yapmadan yaşar mı?”

SONRAKİ HABER

Öğrenci kadınlar olarak söyleyecek sözümüz var 

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa