01 Kasım 2019 03:45

Yaşlısı genci yok, şair var

C. Hakkı Zariç: Hepimiz aynı memleketin şairiyiz ama işte Mehmet Ayvalıtaş’ın katil zanlıları beraat etti... Ne yaşı var ne de matematiği. Kayyıma ve savaşa değinmiyorum

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

C. Hakkı ZARİÇ

Son iki yıldır Diyarbakır Kitap Fuarı’nda Mıgırdiç Margosyan’ı ve Adnan Özyalçıner’i, o güleç yüzlü iki ustayı, kitap imzalarken görüyorum. Saatlerce ve coşkuyla kitap imzalıyor ikisi de okurları için. Bazen akranları geliyor, bazen çocuklar koşup sarılıyor kendilerine. Daha dün ayrılmış gibiler o sokaklardan. Sülüklü Han’a girerken hemen soldaki dükkânda demirci çıraklığı yaptığı günler daha dün gibi berrak aklında Margosyan’ın; sözcükleri, cümleleri, zamanın alnında şöyle bir dolaştırılmış gül tazeliğinde. Özyalçıner ise Büyük Ada’da manav dayısının çırağı. Hey gidi.

...

Yaşlanmış sözcükler dolaşıyor sokakta daha çok. Tımar edilmiş, bakımlı, eli yüzü düzgün sözcükler. Beyaz olmaktan emekli sözcükler bir yaman. Endişe etmelerine gerek yok, telaş etmiyorlar dolaşırken. Etraf kendilerine benzeyen sözcüklerle dolu; hatta kendilerine benzemeyen sözcüğün aralarında yeri yok.

İşte böyle eskiyor, üçüncü sayfaya düşmemiş sözcükleri ezber ediyor şiir. Belli bir ritimde ve kararda kendini tekrar ederek saçmalamakta sakınca görmüyor. Nasıl görsün? Şair bu, taşa baksa şiirini çıkarır; ama nereye kadar. Yazmanın müziği ve matematiği olduğu gibi bir de tasarrufu var. Evvel zaman şiir olan sözcükler şimdilerde tekerleme olmakla yadırgıyor yerini. Kimin nerede ve ne zaman tökezleyeceği belli değil.

YAŞLANDIKÇA MERTEBESİ YÜKSELİR Mİ ŞAİRİN?

İzlek yoruluyor. Tekrar yoruluyor. Yazmak yoruluyor. İmge perişan yorulmaktan, şiir yaşlanmakla kalmıyor, unutulmuş bir bahçede hevesle soluk alıp vermeye çabalıyor maalesef. Herkes kendi yazdığına yamanıyor bir güzel. Kendinden öncekilerin ne yazdığını biliyor, kulak aşinalığı var en azından. Ama günümüzde ne yazıldığından habersiz. Kendini yeniyle yenileyemediği için eskiye yamanmakta bir sakınca görmüyor. Neden görsün ki, yeninin ne olduğuna dair fikri bile yok; buna zahmet etmek geçmiyor aklında. Arkasından gelenler onu takip ediyor ama onun başkasını takip etmeye ihtiyacı yok. Yazılan şiir kendi meşrebince, çark dönüyor mu sen ona bak. Amenna.

Sanılır ki ve yaygın anlayış ve inanışa göre kabul edilir ki yaşlandıkça mertebesi yükselir şairin. Tarih ve toplum biyolojik birimlere indirgendikçe belirli zaman dilimlerinde yeni kuşak çatışmasının aşağıdan yukarıya doğru bir tazyikle yüklendiğini fakat yukarıdakilerin durumlarından memnun oldukları için bunu pek de sallamayacakları düşünülmektedir. Düşünülür. Düşünülsün.  

Toplumda ne gibi sosyal değişimler olmuş ve bu değişim edebiyata nasıl etki etmiştir? Edebiyatçıların dünya görüşleri biçim ve içerik olarak yansıtmaya çalıştıkları üretimlerine, bu sosyal dönüşüm neticesinde nasıl etkilenmiştir? 60, 70 ve 80’li yıllarda cunta geldiğini birisi anlatsın lütfen bize. Edebiyat tarihçilerinin bundan haberi yok çünkü. Konumuza dönelim; arabadan soğanı almak kolay değil sevgili okur...

Fuzuli ile Şeyh Galip’in arasında kuşak farkı olup olmadığı sorusunu nasıl karşılayacağımızı bilmiyor oluşumuz da bir yaman çelişkinin bitimsizliği olsa gerek. Kuşaktan kuşağa aktarılan ve esirgenen nedir ya da kuşak çatışması nereden doğar gibi soruları yanıtladıktan sonra Edebiyat Yazıları’nda edebiyat kuşağı için “sadece yıllarla ilintili bir şey değildir ve ancak sosyal yansıların ve bilincin getirdiği nitelik değişikliği taşıyan sanat anlayış ve yaratılışları ile tanımlanabilecek bir şeydir. Başka bir deyişle, biyolojik zamanla değil sosyal zamanla ilintilidir.” Böyle diyor Selahattin Hilav. Yanılıyor olsa hâlâ çok genç ve pırıl pırıl sözcüklerle yazan 60 yaş üstü şairleri nasıl açıklayabiliriz. 

YAŞLI VE GENÇ ŞAİR YOKTUR, İYİ VE KÖTÜ ŞİİR VARDIR

Şair olmakla küstah olmayı karıştıranlarla değil işimiz. Aldığı ödülleri (verilen ödülleri, değer görülen ödülleri, kazandığı ödülleri, layıkıyla aldığı ödülleri, yav he he ödüllerini) sıralamakla meşgulken şiir oradan akıp gidiyor işte. Sen istediğin kadar şimdinin editörleri köşe başını tutmuş, bize gerektiği kadar özen göstermiyor diye sağda solda yakınmaya devam et. O editör ki senin ne yazdığınla ilgileniyor, kimi tanıdığın, kimin yakını olduğun ya da hangi ödülü bilmem ne gerekçeyle aldığınla değil. Uzaktan bağırıp çağıracağına şiirinle ilgilen. Tanıdığın insanlar arkadaşın olabilir ancak. Çevreni edebiyatçılardan kurabilirsin ama örneğin konfeksiyoncu ya da kuaför arkadaşın yoksa, mahallenin delisiyle çay içmiyorsan, şair arkadaşım, sende devrimci pratik denilen o şey eksiktir. Okuyarak bir yere kadar yazarsın da şiir hayattan besleniyor ve senin o yukarıdan baktığın insanlar bu hayatın sokağında gündelik hayatı yoruyor düpedüz. Yaşı kaç olursa olsun, saraylarda değil, kulübelerde yaşar şiir. 

Yazı bitti mevzu uzadı. Velhasıl yaşlı ve genç şair yoktur, iyi ve kötü şiir vardır. Şair olan herkesin iyi yazması, iyi yazıyorsa bunu sürdürmesi beklenemez. Şair olanların bir kısmının yaşlandıkça tekerleme yazdığını kabul edelim. “Genç şair” olarak adlandırılan arkadaşlar da  “genç şair” olmaktan kurtulamadığı gibi bundan rahatsızlık duymuyor, bunu kabul etmeyelim. Şair şairdir. Ötesi berisi yok işte. Vesselam.

Kimsenin kimseye şiir dersi vereceği bir yerde değiliz, herkes kendi meşrebinde acısını sallandırıyor. Hepimiz aynı memleketin şairiyiz ama işte Mehmet Ayvalıtaş’ın katil zanlıları beraat etti... Ne yaşı var ne de matematiği. Kayyıma ve savaşa değinmiyorum. Etnik kimliğinden rahatsız olduğu halde etnik kimliğini yazarak sömürenlere diyecek çok şeyim var da şimdi değil. Okur yazarlık kurslarından bahsetmiyorum. Haşa!

Adnan Özyalçıner 1934 doğumlu, Mıgırdiç Margosyan 1938. İkisi de pırıl pırıl sözcüklerle gencecik bir edebiyatı üretmeye devam ediyor. Örneği şiirden mahsus vermiyorum. 

“Hükm-i sultan olmaz ise gelmez hata cellattan…”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mardin’de Göbeklitepe’ye benzeyen 11 bin yıllık tapınak bulundu

SONRAKİ HABER

BDDK'nin bazı yetkilerinin TCMB'ye devredilmesine ilişkin kanun Resmi Gazete'de

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa