19 Ekim 2019 04:30

Mercedes işçileri geçimlerini ek iş yaparak sağlıyor

Lüks otomobil ve otobüs üreticisi Mercedes’te 2 bin 500-3 bin lira arası ücretle çalışan işçiler geçinebilmek için ek iş yapıyor. Garsonluk yapan da var, geceleri taksiye çıkan da.

Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul

İstanbul Hoşdere’de bulunan Mercedes fabrikasında çalışan işçileriyle, geçtiğimiz günlerde başlayan ve MESS’in 3 yıllık sözleşme dayatmasıyla masadan kalkılan toplusözleşme görüşmelerini konuştuk.

Günde bir tanesinin değeri 1 milyonun üzerinde olan 16 otobüs üreten Mercedes işçileri, sendikaları Türk Metal’in TİS taslağında talep ettiği zam oranına tepkili. “Sendika en az yüzde 50 zam talep etmeliydi. Her şeye yüzde 50 zam geldi. Her şeyden kısıyoruz” diyen işçiler, fabrikada çoğu kişinin ek iş yapar hale geldiğini belirtiyor.

"HER TİS DÖNEMİNDE AYNI OYUN"

20 yıllık bir işçi, fabrika yönetiminin her sözleşme döneminde uyguladığı taktiği bu sözleşmede de hayata geçirdiğini anlatıyor: “Durumlar kötü, eğer sözleşme daha yüksek imzalanırsa daha fazla işçi atmam gerekecek, politikasını her sözleşme dönemi mutlaka uyguluyor. Her sözleşme dönemi işçi çıkararak bandı düşürüyor. 17 otobüs üretiyorduk, 16’ya düştü, önümüzdeki ay da 14’e düşeceği söyleniyor. Bir nevi ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. Sözleşme sürecini de uzatıyor. 2 yıl önce demişti 9’uncu ayın 1’inde sözleşmemiz başlıyor. Ama biz 10’uncu ayın 7’inde masaya oturuyoruz. Süreç uzuyor. Bu daha yılbaşına kadar uzar, belki yılbaşını geçer.”

"GEÇEN DÖNEM ALINAN ZAM ERİDİ GİTTİ"

Türk Metal’in taslağının geçen döneme göre zayıf kaldığını düşünen işçi, şöyle devam etti: “Geçen sefer ki sözleşmede iyileştirmesi, sosyal hakkıyla birlikte yüzde 38 küsur zam isteniyordu. Şimdi yüzde 26. Onun da 6’sı zaten enflasyonumuz. Sözleşmeye oturmasak bile yüzde 6 enflasyon alacağız zaten. Enflasyonu çık, yüzde 20 zam istiyor sendika. Bunun bir de pazarlık payı var. İyice düşecek” diye konuştu. Geçen dönem alınan zammın daha yılı dolmadan eridiğine dikkat çeken işçi, “Normalde şu anda masaya yüzde 50 ile oturup en az yüzde 40 zam alması gerekiyor ki durumumuz biraz düzelsin. Her şeye zam geldi. Geçen yıl 100 lira gelen doğal gaz faturası bu yıl 150 lira gelecek. Yüzde 30 bile şu anda bizim kaybımızı gidermiyor. Her şey ateş pahası olmuş, alım gücümüz azalmış. 1 liraya aldığın ekmek 1.5 lira olmuş. Elektriğini, suyunu katmıyoruz artık. En yüksek vergi dilimindeyiz üstelik. Maaşımın yüzde 27’si kesilecek bu ay.”

"HERKES EK İŞ YAPIYOR"

Mercedes’in bu yılın ilk 6 ayında bir kısmını İŞKUR üzerinden bir kısmını da kendisi olmak üzere 500’ün üzerinde işçi aldığını hatırlatan işçi, birçok kişinin geçinmek için ek gelir arayışında olduğunu belirtti. “İşçi aldıktan sonra mesaileri kestiler. Mesai kesilince de herkes dışarıda çalışmaya başladı. Benim gibi eski işçiler bir şekilde evini almış, çocuğunu okutmuş, askere göndermiş, borcu harcı da yoksa 5 bin lira maaşla bir şekilde geçinip gidiyor. Ancak yeni giren evli barklı gençler, 2.5-3 bin lira arası maaş alıyor. Hele bir de evi yoksa saldırıyor mecburen. Sanayiye giderek ek iş yapıyorlar. Düğün salonlarına gidip garsonluk yapıyorlar. Taksiye çıkanlar da var. Ben kendim de sanayiye gidip ek iş yapıyorum. İki çocuk okutuyorum, yetmiyor. İnsanlar köyden getirdiği zeytinyağı, ceviz, fındık, kestane, incir gibi birçok ürünü fabrika içerisinde satarak ek gelir elde etmeye çalışıyor.”

“SENDİKA DİK DURSUN”

Krizin metal patronlarını değil metal işçisini vurduğunu söyleyen işçi, “Üretimde rekor üstüne rekor kırıyorlar. Kârları her geçen gün artıyor. İşçiye gelince yok!” diye konuştu.

Patronun 3 yıl dayatmasına karşılık sözleşmenin 2 yıllık olmasının kırmızı çizgileri olduğunu vurgulayan işçi, “Sendikacıları gördüğümüzde sakın ha üç yıl olmasın diye uyarıyoruz” dedi, “Geçen sözleşmede gösterilen tepki iyiydi. Bakırköy’deki, Şirinevler’deki, işyerindeki eylemlere katılım yüksekti. Düşük verilirse yine yapılır. Süreç gerekirse bir sene uzasın, alsın yüzde 50 zam, fabrika nasıl olsa benim birikmiş paramı veriyor. Anlaşma sağlanmazsa eylemlerimiz yine olacak. Sendika dik durduğu sürece biz işçiler olarak zaten dik dururuz.”

“OHAL VAR' DEYİP GREVİMİZİ YASAKLAYANLAR YİNE YASAKLAYABİLİR"

Yıllardır her seçimde MHP’ye oy veren Mercedes işçisi, Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği operasyonu doğru bulmadığını belirterek, şöyle dedi: “Ben tasvip etmiyorum. Niye Suriye’ye giriyoruz durduk yere? Dikeyim sınıra polisimi, askerimi, tankımı koruyayım. Adamın ülkesine niye giriyorsun? Yarın onlar demeyecek mi Türkiye bizim ülkemize girdi diye...”

İki yıl önce TİS görüşmeleri tıkanınca grev kararı aldıklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL’i gerekçe göstererek grevlerini yasakladığını hatırlatan işçi, “Şimdi de savaş var, o yüzden grev yapamazsınız diyebilir. Ya da ülke savaşta yüzde 10 zamma razı gelin diyebilir” diye konuştu.

"SENDİKANIN TEKLİFİNİ İŞVERENİN TEKLİFİ SANDIM"

“Sendika yüzde 26 zam teklifini WhatsApp gruplarından atınca, bu herhalde işverenin teklifidir diye düşündüm” diyen 10 yıllık başka bir işçi ise şöyle konuştu: “Arkadaşa şunu iyi oku sen dedim. Yok, sendikanın teklifi deyince şaşırdım. Yüzde 26 acaba 1 yıllık mı diye düşündük. Geçen yıl aldığımız zam yüzde 26. Ama geçen yıldan bugüne kadar her şeye zam geldi. En az yüzde 40 olmalı. O da düşük ama idare eder. Her halde asgari ücretle eşitleyecekler bizim maaşları. 10 yıllık işçiyim. Mesai yapmadan 2 bin 800-2 bin 900 arası maaş alıyorum. Yeni giren işçi de 2 bin 700’den başlıyor.”

"YEMEDEN, İÇMEDEN, HER ŞEYDEN KISIYORUZ"

Ev kredisi ödediğini, ancak aileden destek alarak geçinebildiğini belirten işçi, son zamlarla birlikte yaşamın iyice zorlaştığını ifade etti: “Köyde ne varsa gönderiyorlar. Arkadaşlarla çalışmak için bazen düğün salonlarına gidiyoruz. Pazarları gece 11.00’de gidip gece 2.00’de çıkıyoruz. En yüksek vergi dilimine girdiği için bu ay ayki maaşımdan 600 lira kesinti olacak. Geçen ayın 2’sinde ev kredisi ödemem vardı; 2’siyle 10’u arasında beş kuruş olmadan geziyoruz. Hadi eskiden mesai vardı açığı o şekilde kapatmaya çalışıyorduk. Şimdi mesai de yok. Ekonomik krizin etkileri çok kötü. Yetiştiremiyoruz. Suyundan, doğal gazına kadar her şeye zam. Şimdiden kısmaya başladık her şeyi. Yemeden içmeden, her şeyden kısıyoruz...”

"BİZ HİÇ Mİ YAŞAMAYACAĞIZ!"

Çocuklarının hiçbir istediğini alamadığını, bu yüzden de mümkün olduğunca dışarı çıkarmadığını anlatıyor: “Çocuğumu anaokuluna yazdırmak istedim. Öğlen gitmesini istedim. Kurayla çekiyoruz dediler. Öğlen gönderen ailelere sordum nasıl oluyor diye. Biz para verdik dediler. Orada bile soyuyorlar. Sırf öğlenci olsun diye okula bağış adı altında para ödüyoruz. Aylık 180 lira. Kağıt parasıyla birlikte 200 lirayı buluyor. Ben hatta gönderemeyecektim. Dayısı okul masraflarını üstlenince gönderebildik. Yoksa gönderemeyecektim. 180 oraya, 200 lira başka yere, sana bir şey kalmıyor. Krediyi yatırdım cebimde beş kuruş kalmadı. Biz ne yiyip ne içeceğiz? Dışarı çıkmaya korkuyoruz. Evden işe işten eve. Bu yaz tatil için bir tek köye gidebildik. Çocukları ve eşimi bir buçuk ay önce gönderdim ki burada masraf olmasın. Eşim ‘Tatilde de geliyoruz köye’ diyerek sitem etti bu yaz bana. Burada da evin içindeyiz, orada evin içindeyiz. Biz hiç mi yaşamayacağız.” 

"BİRLİK OLMADAN KİMSE BİZE BİR ŞEY VERMEZ"

“Mercedes’te kriz yok ama bizde var. Üreteceği kadar otobüsü yine üretiyor. Ama para konusunda yanımıza gelmeyin. Biz sendikanızla konuşuyoruz diyorlar” diyen işçi, hiç kimsenin TİS taslağından memnun olmadığını yineliyor: “Genel olarak bir tepki var. Sendikaya ‘Mesailerin olmadığını da biliyordunuz. Neden bu rakamla oturdunuz?’ diye sorduk. Sendikacılar, ‘Karamsarlığa kapılmayın biz yine en yükseğini alırız’ diyor. Biz de diyoruz ki ‘En yükseğini alsan ne olur, masaya yüzde 26 ile oturmuşsun...’  Ülke krizde, zor durumda diyorlar. İşverenler de, sendika da buna güvenerek hareket ediyor. O yüzden birlik olmamız lazım. Birlik olmadan kimse bize bir şey vermez. ‘Herkes, borcum var’ diyerek geri duruyor, ama nereye kadar? Tepkini koyacaksın. Gerekirse iş bırakacaksın.”

"TÜRK METAL ESKİ AYARLARINA GERİ DÖNÜYOR"

Metal işçilerinin 2015’teki direnişinden sonra sendikanın temsilcileri atamayla değil seçimle belirlediğini belirten işçi, şimdi ise yavaş yavaş eski ayarlarına geri döndüğünü dile getirdi: “İki yılda bir temsilci seçimi olacaktı. Kaç yıl oldu, aynı temsilciler duruyor. Baktılar seçim yok, temsilciler de onlardan yana oldu. Normalde şu anda yapmaları lazım ama geçiştiriyorlar. Sosyal medyada bir şey yazsan hemen sabah seni sendikaya çağırıyor. Artık insanlar sosyal medyada yazmaktan da korkuyor. Fabrikada ‘Birlik olursak bir şeyler elde ederiz’ diyenler var ama bu birliği sağlayabilmiş değiliz.”

Zammın düşük olduğunu söyledikleri sendika temsilcilerinin, kendilerini “Anket yaptık çıkan sonuç bu” diyerek geçiştirdiğini aktaran işçi, “Bu işçi mal mı en düşüğünü isteyecek? Ben 1500-2 bin arası olan zammı işaretledim. En yüksek olanı imzaladım. Bize Renault’dakiler düşük istemiş diyorlar. Onlara muhtemelen Mercedes’tekiler az istedi diyorlar. Anket yapılıyor ama sonuçlar açık bir şekilde gösterilmiyor ki. Kim nasıl bilecek anket sonuçlarının doğru olduğunu. Oyalıyorlar bizi. Geçen dönem yüzde 38 zam verdiler, işveren yüzde 3 dedi. Şimdi yüzde 26 ile oturdunuz, yüzde 2 verecek dedik. Umutsuzluğa kapılmayın diyor. Nasıl kapılmayalım, siz baştan umutsuzluğa ittiniz bizi” diye konuştu.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

ZMO Başkanı 2020 bütçesini değerlendirdi: Bütçe üreticiye değil, faize gidiyor

SONRAKİ HABER

Finlandiya’da grevdeki postacılar gösteri yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa