29 Eylül 2019 03:26

‘Kağıda değil zamana yazılmış kitaplar’

Yazar Murat Özyaşar “kağıda değil zamana yazılmış kitaplar” listesini Evrensel’e yazdı.

Arşiv | Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Murat ÖZYAŞAR

Seçtiğim kitapları yer yer bana ellerimi özenle saklayıp unutmam gerektiğini öğrettikleri için, yeri geldikçe de bana ellerimi ısrarla hatırlattıkları için sevdim ve seçtim. Hepsi, hayatımın farklı dönemlerinde bende yeni farkındalıklar yarattı. Hepsinin hatırası, uzun uzundur bende. Beni büyüten, büyüleyen metinler bunlar. Bir bakıma, bu kitapların kırmasıyım ben. Seçkimin kişisel bir liste olarak okunması, öyle alımlanması muradıma sebeptir.

Hep bitecek korkusuyla, sayfa sayfa çevirdim onları.

İşte, bende hiç eskimeyecek, kağıda değil zamana yazılmış kitaplar:

ERBAİN, CEMAL SÜREYA

Şiirin ne olduğu ve nasıl olması gerektiği konusunda bende ilk kırılmayı yarattığı için İsmet Özel’in Erbain’i ve Bir Yusuf Masalı bir hayli özeldir bende. Erbain’den bir dize “Kış Bilgisi” öyküsünü yazmaya kışkırtmıştır beni. Çankırı’da köhne bir kırtasiyede bulmuştum sonrasında Erbain’deki şiirlerin okunduğu kaseti. CD’nin bu denli hayatımıza girmediği günler. Hâlâ saklıdır bende o kaset.

Nasıl unuturum, Bir Yusuf Masalı çıkalı birkaç ay olmuş; hayatımda bir şeylerin bittiği, yeni bir şeylerin başlayacağı, yine bir dönem sancısı. Tam da bu durumu anlatır: “Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi” dizesini dilimden düşürmediğim günler. Şiirin “Münacat” bölümü ezberimde. Çünkü ve zaten, Necatigil demiştir: “Bazı şiirler, bekler bazı yaşları…” Kuşkusuz doğrudur, okur olarak da bazı şiirlere ancak bazı yaşlarda gidilebilir. Nasıl hatırlamam, yağmur vardı ve ben mırıldanıyordum bir eşik durakta. Dilimde yukarıda andığım dize. Etrafta kimseler var mı yok mu farkında değilim. Omuz başımda hiç tanımadığım biri dedi: “Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu”. Şaşırdım ve sevinmedim buna, bana benzeyen biri daha! Şiiri tamamlayan: Seyyidhan Kömürcü, sonraki yıllarda Hasar Ayini adlı bir kitabı olacak kişi.

Benzer duygulanımlarla, kırılmalarla okuyup önemsedim az sonra sıralayacağım kitapları, itinayla okunsun isterim bu kitaplar: Yüzümdeki Kuyu, Tuz Günleri, Madde Kara, Yas Yüzükleri, Ahşap Anahtar, Y’ol, Sevdadır, Nar, Birakujî, Veda Şiirleri, Uğultular, İşaret Çocukları, Kendi Gök Kubbemiz, Suç Duyurusu, Hüsn ü Aşk, Güzellik Uykusu, Ah’lar Ağacı, Yalan Şiirler, Belki Sessiz, Firak, Sonsuz Gün Batımı, Perdesiz, Terk Gürültüsü, Yalancı Kehribar, Dağınık Kara, Kusurlu Bahçe, Şimdi Terk Edin Çadırımı, Canavarlığa Yazgılı Şehzade, Çirkin Ağacı.

30 yıl süren fetret döneminin ardından yeniden şiir yazıyor olduğuna sevindiğim Mehmet Müfit’in Tekkede Bahar’ı ve Metin Kaçan’ın Ağır Roman’ı peş peşe okunmalı. Haydi itiraf edeyim, Kitap-lık dergisini kimi zaman Mehmet Müfit için aldığım, doğrudur. Es geçilmemesi gereken bir önemli çalışma da Selim Temo’nun hazırladığı Kürtçe-Türkçe, iki ciltlik Kürt Şiiri Antolojosi.

Sait Faik’in hikayelerinde ne kadar şiir varsa, Edip Cansever’in şiirlerinde de o kadar hikaye vardır, üstelik bunu kendi dillendirmiştir. Bu sebeple Cansever’i ayrı sever ve öneririm. Turgut Uyar’ı ise “Yokuş Yol’a” şiiriyle tanıdım, herkesin bir sebebi vardır bir şairi tanımaya. Orhan Koçak Bahisleri Yükseltmek’te her ne kadar Uyar üzerine söz almışsa da İkinci Yeni’yle ilgili, “Kendini yeniden icat etmek” ve “yeniden doğum”la ilgili çok önemli belirlemelerde bulunuyor. Tüm şair ve yazarların mutlaka okuması gereken bir kitap. Açıkçası uyarıldığımı düşündüm bu kitapla. İkinci Yeni şairleri arasında belki de daha fazla dolaşımda olduğu için daha erken tanıdım ve sevdim Cemal Süreya’yı, “firesiz bir şair,” yazdığı, yaşadığı ve çizdiği her şey şiirdir benim için. Türkçenin en güzel deyişlerinden biridir: “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”.  Ve tabii ki Türkçenin en özgün, “sivil şair”i Ece Ayhan ve tepeden tırnağa bir Şair Sezai Karakoç. Hüseyin Cöntürk’ün İkinci Yeni’yle ilgili eleştirileri ise bir hayli önemli.

Ve dergiler; Defter, AdamÖykü, E, Bahçe…

ÖLÜ ZAMAN GEZGİNLERİ, YOURCENAR , VÜS’AT O. BENER

“Gitmek fiilinin altını çift çizgiyle en güzel trenler çizebilirmiş,” cümlesine vurulup defalarca okuduğum ve bence Türkçenin en güzel öykü kitaplarındandır Ölü Zaman Gezginleri. Sanki ve hep, “o cümleyi” arıyormuş gibidir Toptaş’ın metinleri. ‘Bir ömür bir cümleye vakfedilebilir’in en güzel örneğidir Hasan Ali Toptaş.

“Öykü Nedir?” diye sorulsa, “Cortazar’ın yazdıklarıdır,” olurdu yanıtım. Ayakizlerinde Adımlar’ı ve özellikle “Yaz” öyküsünü okumadan gitmeyiniz bu dünyadan. Bu yanıtla tatmin olmayanlara “Yourcenar’ın yazdıklarıdır da” derdim. “Kuvvet aldığım” bir yazardır. Doğu Öyküleri bir şaheser. Ve tabii ki Raymond Carver. Carver’a yakıştırdığım en güzel sözcüktür “sade”. Ateşler kitabı birkaç defa okunmalı, mutlaka ve ısrarla! Kitabının adının güzelliğine bakar mısınız: Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz.

Sonra, sonra her şeyini okumaya çalıştım Onat Kutlar’ın. Furuğ çevirisi de güzeldi, en az “Önsöz”ü kadar, ama İshak kuşkusuz Türkçenin en biricik öykü kitaplarındandır. Yüzyıllık Yalnızlık ile birlikte okunmalı, ne kadar özgün olduğu daha iyi anlaşılacaktır sanırım.

Son dönem Türkçe edebiyatın, hem tavrı hem de metinleriyle en kendine has yazarlarındandır Barış Bıçakçı. Has edebiyatın tutkunlarına şiddetsizce de önerilir, tüm kitapları!

Yazarın metniyle arasına mesafe koyması gerektiğini, ‘Bir kitap nasıl yapılır’ı çok güzel örneklediği için Dublinliler.

Vaktiyle ben de bir “Parasız Yatılı” olduğum için ilgimi çekmişti Füruzan. Sonra sonra anladım öyküde “ayrıntı” ve “sahiciliğin” ne olduğunu.

Dost/Yaşamasız; bazı kitaplara gecikilir, kesinlikle ertelenmemeli. Bener, büyük bir “kara anlatı yazarı”. Etkilenmemek mümkün değil. Bay Muannit Sahtegi de okunmalı Manzumeler de. Sonra Bir Tuhaf Yalvaç ve Kara Anlatı Yazarı. Meraklısına da Havva’ya Mektuplar: Vüs’at O. Bener’in Anısına.

Sokaklarda dolaşırken mağazaların vitrinlerinde “Beyaz Mantolu Adam”ı görmemek mümkün değildi benim için bir zamanlar ve hâlâ. Bu sebeple Korkuyu Beklerken. Neden sonra, bir daha okuyunca kitabı, biraz “dağınık” bulmuştum. Benim mi kafam “dağınık”tı yoksa? Emin değilim.

Yanık Saraylar; tuhaftır, erken buluştum onunla. Yeni ve özgün bir yazar keşfetmek isteyenlere. “Şiirde Ece Ayhan neyse hikayede de Sevim Burak odur,” dediydim bir zamanlar.

Ve Bilge Karasu; Türkçenin eşsiz yazarı. Yazının kuyumcusu. İpliği iğneyle çözer gibi yazıyor. Göçmüş Kediler Bahçesi, henüz okumamış olanlara iyi bir başlangıç olabilir. 

Gogol’ün Palto’su salt “çıkmak” için değil, “sığınmak” için de okunmalı.

Ve Yusuf Atılgan’ın öyküleri, Dönüşü Olmayan Hikâyeler, Aziz Bey Hadisesi, Bu Kitabı Çalın, Cenk Hikâyeleri, Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Bir Deli Değilin Defterleri, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu, Yazgıların Tableti, Geyikler Annem ve Almanya, Raci’nin geçtiği tüm Cemil Kavukçu öyküleri. Maskeli Balo (Can Yayınları keşke yeniden bassa!), Bela Davulları (Apostrof nasıl kullanılır, bunun keyfini yaşamak için bile okunmalı, nedense görülmedi bu ilk kitap).

Günümüz kuşağı öykücülerinden Sema Kaygusuz, Faruk Duman, Ayşegül Çelik, Behçet Çelik, Sibel K. Türker, Birgül Oğuz’un öyküleri. İshak Reyna’nın hazırladığı Dünya Edebiyatından Öyküler Antolojisi.

Capote’den Gece Ağacı, Mansfield’den Ölü Albay’ın Kızları, Beckket’tan İmge, Helîm Yûsiv’dan Ölüler Uyumaz. Kafka ve Camus’nun öyküleri.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı Dengbêj Antolojisi.

LATİFE TEKİN, MEM Û ZÎN, ÇÜRÜMENİN KİTABI

Türkçenin saf hali, düş ve gerçekliğin katışıksız buluşması: O/Hakkari’de Bir Mevsim. Ferit Edgü’nün öyküleri ve Yazmak Eylemi. Daha ilk cümlesiyle ‘Ben buradayım’ diyen romandır: Aylak Adam. Bir şiir gibi okunmalı ve mümkünse ezberlenmeli Sevgili Arsız Ölüm. Ve Tutunamayanlar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Cüce, Meçhul. Son dönem çıkmış en güzel romanlardır Son Adım, Resul, Gecedegiden. Gelenekten nasıl yararlanılır, hayata geniş bir açıdan nasıl bakılırın romanıdır Kara Kitap. Selahattin Özpalayıbıyıklar’ın hazırladığı Yüz Yıldan Denemeler, Adorno’nun Minima Moralia’sı, Walter Benjamin’den Son Bakışta Aşk. Büyük Argo Sözlüğü ve Erotologya. Sonra Yaşama Uğraşı.

Haldun Bayrı’nın enfes çevirisiyle Cioran’dan Çürümenin Kitabı. Birer başyapıt olarak Binbir Gece Masalları, Huzursuzluğun Kitabı ve Mantık Al-Tayr. Çocukluğumda sözlü olarak çokça dinlediğim, sonrasında okumaktan büyük bir keyif aldığım Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i.

Türkçe edebiyatın en önemli eleştirmeni ve deneme ustası Nurdan Gürbilek’in her satırı çok kıymetli.

ÖNCEKİ HABER

Ordu'daki Positive Çağrı Merkezinde sendikalaşma mücadelesi sürüyor

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa