İktisat topluluğu ne diyor?

İktisat topluluğu ne diyor?

Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Topluluğu Başkanı Kerem KERKEZ ile İktisat Topluluğunu ve Suriye-Türkiye ilişkisini, bu ilişkinin iktisadi boyutunu  konuştuk.    İktisat topluluğunun temel  gayesi, kendine dert edindiği asıl mesele nedir?Bizim asıl derdimiz şu; hakim iktisat öğretisine karşı bir tavır ve duruşumuz mevcut

Çağlar Kazak - Bolu

Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Topluluğu Başkanı Kerem KERKEZ ile İktisat Topluluğunu ve Suriye-Türkiye ilişkisini, bu ilişkinin iktisadi boyutunu  konuştuk.
    İktisat topluluğunun temel  gayesi, kendine dert edindiği asıl mesele nedir?
Bizim asıl derdimiz şu; hakim iktisat öğretisine karşı bir tavır ve duruşumuz mevcut. Öğretilenler gerçek hayattan soyutlanmış durumda. İktisadın gerçek hayattan soyutlanarak teoriler, varsayımlar dünyasına hapsedilmesi ve bunun anlaşılabilirliği engellediği gerçeği bizim için bir problemdir. Aslında şöyle politika yapıcıların ve dünya düzeninde söz söyleyicilerin bunu bir dayatma niteliğiyle bizlere öğretiyor olması bizim esas derdimiz. Bu nedenle bizim sloganımız şu;  başka bir iktisat mümkün.
İktisat topluluğu geçtiğimiz yıl bu sloganla bir sempozyum gerçekleştirmişti biraz bahseder misiniz?
    Evet, bir çok değerli akademisyenin katılımı ve hocalarımızın da katkılarıyla böyle bir sempozyum gerçekleştirdik. Orada da  üniversitelerde uzun zamandır konuşulmayan konuşulmaya cesaret edilmeyen konular üzerine konuştuk. Kapital’in yeniden yorumlanması ve öncesinde Karl Marx’ın hayat üzerine konuşuldu.
Suriye meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şöyle ki, ‘70lerden sonra petrol krizi ve sonrasındaki süreçte kendi ülkelerinde sermayeyi değerli kılmak amacıyla uluslararası ilişkileri düzenleyebilecek, diğer ülkelere müdahale edebilecek düzeye gelen bir Amerika var. Birçok ülke üzerinde yaptırım gücü olan bir Amerika söz konusu. Ve Suriye meselesinde Türkiye’nin politikasında emperyalist güçlerin parmağının olduğu aşikardır. Türkiye iç işlerinde zaten birçok sorun yaşıyor, demokrasi adına mevcut sisteme dair birçok defolar var, bunları çözmeden böyle bir şeye kalkışması tabi ki bunun ekonomik özellikle birçok boyutu var. Yani dış finansmanla alakalı, dış borçla alakalı, Amerika’nın hegomanik bir dil kullanmasıyla  alakalı. Bu savaşa karşı olmak için, şöyle yüzeysel baktığımızda, AKP karşıtı mı olmak gerekiyor, hayır. Ya da dini ideolojinin etkisinde kalıp da savaşa evet demek mi gerekiyor? Hayır savaşa evet demenizi gerektirmiyor bu. Neticede bu hükümet %52’lik bir çoğunlukla geldi İyi ama bugün halkın nerdeyse %80’ni savaş istemiyor. Bir diğer husus yani ideolojiyi bir kenara bırakılım savaş insanlık adına yanlış bir karar olur. Var olan durumu yorumlarken ‘neden bu savaşa girmemeliyiz’i iyi düşünmek gerekiyor. Yaşanan olaylar da gösteriyor ki Türkiye’nin burada üstlendiği rol, bu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum, ama maşalıktır. Yani ortada hiç bir şey yok bakıldığı zaman, savaş gerektirecek bir durum yok esasında ve Suriye biz savaşı başlatan taraf olmayız diyebiliyorken Suriye’yle savaş noktasına geldik.

Akçakale’ye bomba düştükten sonra hükümetin tavrı ortaya çıktı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gerektiğinde vatan millet Sakarya edebiyatı yaparak, gerektiğinde din düşmanlığı yaparak insanları galyana getirebiliyorlar. Öte yandan ülke içerisindeki etnik unsurlar üzerinden politikalarını yürütebiliyorlar. Bu haksız savaşı haklı çıkarmak için her yola başvuruyorlar. Yani Suriyeli yetkililer henüz bir açıklama yapmamışken, soruşturma başlattık demelerine rağmen böyle bir atağa kalkmak? İnsanları bir yerlere sürüklemeye çalışıyorlar.
Suriye ile neredeyse savaşacak duruma geldik bunun iktisadi yansıması ne şekilde olur?
Zaten ülkemizde var olan bir sorun var ve bu çözülmemişken komşumuzla böyle bir savaşa girecek olmamız iktisadi açıdan da altından kalkamayacağımız bir külfetin altına sokabilir bizi. Başta bacasız sanayi olarak adlandırdığımız turizm sektörüne ciddi bir darbe olacaktır bu. Turizmin bize ne kadar getiri getirdiği ortadayken böyle bir durum bu kaleme büyük zarar verecektir. Diğer taraftan ihracatın da etkileneceği ortada. Yakın zamanda bir gıda krizinden bahsediliyor, Amerika’daki kuraklık nedeniyle tahıl fiyatlarında bir yükseliş söz konusu. Şu an ABD ekonomisinde bir durağanlık mevcut, bu sırasıyla Avrupa ve ardından da bizim ülkemize yansıyacaktır. Bunun dışında petrol fiyatlarının seyri burada önemli rol olacaktır. Bir belirsizlik durumu ortaya çıkacak, bu durum yatırımcıların hareketlerini, bu piyasadaki mekanizmaların, faiz mekanizmalarını, yatırım harcamalarını ve bunun ekseninde gelişen ekonomideki canlanmayı hani bir nebze olsun istikrardan bahsederken böyle bir hamle ne kadar doğru olacak. Başbakan da Türkiye’nin istikrarlı bir şekilde büyüdüğünü söylerken, aslında içinde bulunduğumuz durum sıcak para hareketleriyle geçici olarak ve büyük risk taşıyarak sağlanırken bu savaş kalıcı hasarlara neden olacaktır. Ki Maliye Bakanı bütçenin iyi gitmediğini söylerken, böyle bir savaş durumu ne kadar doğru olacaktır. Bu savaştan en büyük zararı görecek olan da bizim ülkemiz olacaktır.    
Halihazırda hepimizin belini büken zamlar varken, herkesin alım gücü giderek düşmüşken komşumuzla savaşa girmek hiç iyi olmayacaktır.

Peki iktisat topluluğunun Suriye meselesine dair söyleyecek bir sözü, bir planı var mıdır?
Açıkçası bu konuyla ilgili bir çalışma kendi aramızda yapıyoruz. Zaten bu bölümü okuduktan sonra sürekli gündeme yakın durmak zorundasınız. Bu konu üzerine de bir fikir alış-verişi mevcut, ama hazırda bir plan program henüz yok. Ama şöyle bir şey var iktisat topluluğu kendi bakış açısıyla toplumsal olaylara hiçbir zaman duyarsız kalmadı. Elimizden geldiğince “düzenin” bize müsaade ettiğince bir şeyler yapmaya uğraşıyoruz. Bu konuyla ilgili de sempozyum, panel, söyleşi ya da bizim topluluk içerisinde insanları bilinçlendirmek adına tabi ki birçok çalışmamız olacaktır ki olmalı da. İçinde yaşadığımız dünyayı herkesin bilmeye ve gerçekliğini görmeye ihtiyacı var.

www.evrensel.net