02 Haziran 2019 04:34

Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü: Okunmasını sağlamak her yurtseverin görevidir

Ege Karacan, Işık Öğütçü'yle Orhan Kemal edebiyatını konuştu. Öğütçü, edebiyat alanına atılan genç yazarlara tavsiyelerde bulundu.

Işık Öğütçü | Fotoğraf: Kadir İncesu

Paylaş

Ege KARACAN

Türkiye edebiyatının unutulmaz isimlerinden Orhan Kemal aramızdan ayrılalı 49 yıl oldu. Ömrü boyunca Çukurova’dan Cibali’ye kadar işçi ve emekçilerin yaşamını anlatan usta edebiyatçı, “Bereketli Topraklar Üzerinde”, “Cemile”, “72. Koğuş”, “Ekmek Kavgası” ve “Murtaza” gibi onlarca eserleriyle yaşamaya devam ediyor.

Yaşamını yitireli nerdeyse yarım asır olmasına rağmen Orhan Kemal unutulmak bir yana edebiyatına olan ilgi her gün biraz daha artıyor. Adına ödüller düzenleniyor, söyleşiler gerçekleştiriliyor, tezler yazılıyor... Bunda oğlu Işık Öğütçü’nün katkısı oldukça büyük. Yazdığı-derlediği kitaplarda, düzenlenen etkinliklerde üstadını anlatıyor, anılarını okurlarla paylaşıyor.

Işık Öğütçü’yle Orhan Kemal edebiyatının güncelliğini konuştuk. Genç yazarlara tavsiyelerde bulunan Öğütçü, “Edebiyat alanında eserler verecek yeni yazarlara Orhan Kemal’i ve o ekolün yazarlarını çok iyi okumalarını tavsiye ederim. Bu yazarların eserlerini okumadan yazı serüvenine çıkmasınlar.” diyor.

Her yıl Orhan Kemal anısına roman armağanı veriliyor. Ödülün, Orhan Kemal edebiyatını yaşatma konusunda faydaları oluyor mu?
Hatırlanması açısından önemli. Bu da kitaplarının okunması ve edebiyatının gündeme gelerek eserlerinin incelenmesi ve üzerine araştırma yapılmasına neden oluyor. Gerçekten de üzerine yapılan okumalar ve üniversitedeki araştırmalar bence yeterince fazla değil. Bir yazarımız şöyle bir saptama yapmıştı. “Orhan Kemal’in suçu çok kitap yazması. Bu nedenle eleştirmenler ve kitapseverler tüm kitaplarını okuyamıyor ve değerlendiremiyor.” Oysa üstadın tüm kitaplarında bize sunulan olağanüstü bir hazine var. İnsan kaynağı olarak zengin, sosyolojik, tarihsel ve ekonomik gelişmeler açısından belgesel niteliğinde tatlara sahip. Bunların bütünü onun eserlerinin Türk edebiyatına ne kadar zenginlik kattığının da ispatıdır aynı zamanda.

"BABAM OKURA SAMİMİYET DUYGUSU AŞILAR"

Orhan Kemal, Türkiye edebiyatının unutulmaz isimlerinden... Orhan Kemal, bugün için ne anlam ifade ediyor, yazarlara neler söylüyor?
Toplumcu gerçekçi, halkın içinden gelen ve onların yaşadıkları sorunları birebir yaşayarak o eserleri kaleme alan babam okura samimiyet duygusu aşılar. Üstadın yazdıklarının gerçekten olduğunu bilir ve yaşanmışlıkların namuslu bir şekilde esere dönüştüğünü anlar. Okur yazara inanır ve severse kalıcı olur. Ölümünden 49 yıl sonra kitapları okunuyor ve çeşitli dersler çıkartılıyorsa bu günümüzde Orhan Kemal’in unutulmadığını gösterdiği gibi gelecekte de unutulmayacağını Türk ve hatta dünya klasikleri arasında her zaman yer alacağını gösterir. Onun kitaplarının okunmasını sağlamak her yurtseverin görevidir. Edebiyat alanında eserler verecek yeni yazarlara Orhan Kemal’i ve o ekolün yazarlarını çok iyi okumalarını tavsiye ederim. Bu yazarların eserlerini okumadan yazı serüvenine çıkmasınlar. Sonra sadece bir heves olarak yazma eylemi kalır ve hiçbir amaca ulaşmaz. Burada yeni yazar arkadaşlara “Zamana Karşı Orhan Kemal” kitabını öneririm. Bu kitapta onlara söylediği çok şey bulacaklar.

Fuarlara katılıyorsunuz, etkinliklerde Orhan Kemal’i anlatıyorsunuz. Gençlerin ve okurların Orhan Kemal kitaplarına ilgisi nasıl. Size en çok ne soruyorlar, neyini merak ediyorlar... Bu konuda ilginç bir anınız var mı?
Size güncel bir örnek anlatayım. Bu sene Kepez kitap fuarında nişanlı bir çift geldi. Erkek arkadaş, “Orhan Kemal ile geç buluştuğunu, şu ana kadar yedi kitabını okuduğunu” söyleyerek, konuşmasına devam etti: “Biliyor musunuz? Orhan Kemal okudukça kadınlara bakışım değişti.” dedi. Bu bir örnek. Ben genelde fuarlarda tam zamanlı durarak okurla konuşmayı, onların eğilimlerini, beğenilerini ve tercihlerini sohbet sırasında öğreniyorum. Şunu diyebilirim Orhan Kemal sohbetiyle çok rahat okura dokunma fırsatınız oluyor. Bu konuşmalarımızda kesinle kim olduğumu söylemiyorum. Şayet Orhan Kemal’in kitabını almaya karar verirse, o zaman hatıra olması için kitabı “Oğlu olarak imzalıyorum.” Bu o anda müthiş bir heyecana, şaşkınlığa, mutluluğa ve tarifsiz coşkuya neden oluyor. Bu da babamın kitaplarının ilgi gördüğünü anlatıyor. Tabii okura kitabı imzaladığımda “Öğütçü” soyadıyla imzalıyorum. Bu önce tuhaflarına gidiyor. Sonra açıklama yapıp üstadın asıl adının “Mehmet Raşit Öğütçü” olduğunu söyleyince bir daha hayrete düşüyor ve meraklanıyorlar. Daha sonra sohbet devam ediyor. Hayatından kesitleri o kısa anlarda anlatıyorum. Böyle sohbet edip kitap alıp giden okurumuz, Bir hafta sonra aynı fuarda orada bulunduğum sırada bana gelerek, “Beni tanıdınız mı?” diye sordu.Tanımamıştım. “Geçen hafta sizden Cemile kitabını almıştım. Çok beğendim. Şimdi ne tavsiye ediyorsunuz?” dediğinde, ben de “Orhan Kemal dünyasına hoş geldiniz!” demiştim. Okur her zaman meraklıdır. Aileden birisi de orada hazır varken, sohbeti koyulaştırmamak olmaz. Sürekli bu sohbetleri yaparım.

"YOL GÖSTERMEK SİSLİ DAĞLARIN ARDINDA KALDI"

Orhan Kemal’in hayatında Nâzım Hikmet’in önemli bir yeri var. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’in edebi yaşantısına yön veriyor. Bugünkü edebiyatımız açısından böyle ilişkiler pek kalmadı. Bunun nedeni sizce ne olabilir?
Sanırım yazarlar ve yazmaya merak edenlerin her şeyi çok iyi bildiklerinden olması gerek. Veya zaman çok hızla akıp geçiyor da bunlar bir araya gelemiyor, sohbet edemiyorlar, tartışamıyorlar ve yaratıcılıklarını bu ilişkiler olmadığı için tetikleyemiyorlar. Ya oradan buradan kopya çekmek gibi kolay yol varken, neden uzun yolları tercih etsinler ki. Konuşmak, el almak, yol göstermek artık sisli dağların ardında kaldı. İlişkiler olmayınca yazarlar beslenemiyor bu da eserlerine yansıyor.

"NÂZIM’A YAZDIĞI ŞİİR OLAĞANÜSTÜ GÜZELDİR"

Size özel olarak iki soru yöneltmek istiyorum. Birincisi, Orhan Kemal’in en sevdiğiniz romanı hangisi... Nedeniyle birlikte açıklar mısınız?
Babamın tüm kitapları benim için çok özeldir. Maalesef birini diğerinden önde tutamıyorum. Ama şöyle sorabilirsiniz. Orhan Kemal kitaplarına başlamak için hangisini önce okuyayım. O zaman ben, “Baba Evi-Avare Yıllar”, “Cemile”, “Dünya Evi” ve “Arkadaş Islıkları”nı öneririm. Çünkü bunlar otobiyografik romanlardır. Üstadı tanımak için bu kitapların sayfalarını çevirmek gerekir. Bizzat Orhan Kemal’in yaşantısından kesitler vardır.

Orhan Kemal’in şiir konusundaki burukluğu bilinir. Peki en sevdiğiniz şiiri hangisi?
26 Eylül 1943 yılında Bursa Cezaevinden çıkarken birkaç gün önce Nâzım Hikmet’e yazdığı şiir olağanüstü güzeldir. Nâzım’ı nasıl sevdiğini ondan ayrılmanın hüznünü bu şiirde görmek mümkündür. Nâzım Hikmet bu şiiri okuduğunda babam onun ağladığına tanıklık etmiştir.

ÖNCEKİ HABER

Türkiyeli ve Yunanistanlı sanatçılar "Ah" sergisiyle Adasanat’ta

SONRAKİ HABER

Kütahya'da işçi servisi ile kamyonet çarpıştı: 11 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa