26 Mayıs 2019 04:30

"Toplum Yararına Program"da çalışan kadınlar: Kadrolu iş istiyoruz

Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında kısa sürelerle “kursiyer” olarak istihdam edilenlerin çoğu kadın ve sürekli, kadrolu iş talep ediyorlar.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Gizem ÖRNEK
İstanbul

Okulda, hastanede, belediyede, kamu kurumlarında, karayollarında, parklarda… Hemen her yerde çalışıyorlar. Temizlik yapıyorlar, tamirat-tadilat yapıyorlar, yol yapımında, park-bahçe düzenlemesinde çalışıyorlar, yardımcı eleman oluyorlar, ama asıl işçilerin yaptığı birçok işi de yapıyorlar… Yani aslında hemen her işi yapıyorlar. Ama işçi bile sayılmıyorlar. Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında 3, 6 ve 9 aylık sürelerle “kursiyer” olarak istihdam edilenlerin çoğu kadın. Kendi ayakları üzerinde durabilmek ve evlerini geçindirmek için Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında çalışmak zorunda olan kadınlar “Tek isteğimiz işimizde kalıcı olmak ve işçi olarak haklarımızdan yararlanabilmek” diyor.

Seslerini duyurabilmek, taleplerini dile getirebilmek için kurdukları İşKur TYP Çalışanları Türkiye Platformundan Başkan Esra Çaycı, Yozgat İl temsilcisi Rabia Yıldırım ve Trabzon İl Temsilcisi Songül Arslan ile yaşamlarını ve taleplerini konuştuk. Esra Çaycı şu an işsiz, Rabia Yıldırım Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde bağlı Uzunlu Kasabasında Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalışıyor, Songül Arslan ise Kaymakamlık bünyesinde çalışıyor.

TYP KADINLAR İÇİN TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

Neden TYP kapsamında çalışıyorsunuz?
Rabia Yıldırım: Burası kırsal kesim, burada bir erkeğin bile iş bulması çok zor. Böyle bir yerde kadınlar hiç bulamaz. Yani tek çaremiz TYP, o da kura çıkarsa. Hepimizin tek ümidi kura. Gün bitince de zor duruma düşüyoruz. Hepimiz ev geçindiriyoruz, çocuk okutuyoruz, anne babaya bakıyoruz. Ben 42 yaşındayım. Daha önce başka yerlerde de çalıştım. Eşim inşaatlarda çalışıyordu. Hem yaşından dolayı hem de kalp hastası olduğu için artık çalışamıyor. Ben bir süre markette, sağlık ocağında, bir ara da tekstilde çalıştım. Ama kısa sürdü, dolandırıcı çıktı tekstilci. 3 yıldır da TYP’li çalışıyorum. 2015’te belediyedeydim, iki yıldır da MEB’deyim.

Songül Arslan: Daha önce kısa bir süre fabrikada. Şartları çok kötüydü, fabrika da kapanmak üzereydi, o yüzden ayrıldım. “Neden TYP diye tutturdun” diye soracak olursanız; imkansızlıktan. Bulunduğum yerde sadece kamu işyerleri olduğu için TYP’li çalışmak zorunda kaldım. Kadınların daha çok TYP’li çalışmasının nedeni de aslında zorunluluk. Bulundukları bölgelerde ya iş imkanı yok ya da yaş sorunu var. Belli bir yaştan sonra kimse kadınları işe almak istemiyor. Biz kendi ayaklarımızın üzerinde durabilmek için bu işe ihtiyaç duyuyoruz. Kim istemez ki güzel bir işi olmasını, işten çıkma korkusu olmadan hayatını sürdürmeyi, kendi parasını kazanmayı… Ama maalesef iş yok. Ben 37 yaşındayım, 3 dönemdir TYP’liyim, şimdi Kaymakamlıktayım.

Çalışamadığınız zamanlarda ne yapıyorsunuz, geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?
Esra Çaycı: Çalışmadığım zamanlarda kızımla daha fazla ilgilenmeye çalışıyorum. Ama kızım benim sürekli çalışmama çok alışık. Bana hep “seni örnek alıyorum, her kadın ayakları üzerinde durmalı” diyor. Çalışmadığım zamanlar onu psikolojik olarak etkiliyor.

R.Y: İş bitiminde çok zorlanıyoruz, hem de ne zorlanma! Kura çıkacak mı, ne zaman çıkacak onu bekliyoruz. Anne baba eline bakıyor, evlat eline bakıyor, evin ihtiyaçları derken zar zor idare ediyoruz. Şimdi sürem yine az kaldı, ne yapacağımı şaşırdım ve nerdeyse her TYP’li çalışanın durumu aynı, çünkü kırsal kesimde iş yok.

S.A: Çalışamadığım zamanlarda babam sağ olsun :) İhtiyaçlarımı o karşılıyor.

"HİZMETLİNİN BİLE HİZMETLİSİYİZ!"

Çalışırken en çok hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
E.Ç: Kadınlar çalışma hayatında eşlerinin en büyük yardımcısıdır. Toplumda da kadınlar önemli bir yere sahipken maalesef bize değer verilmiyor. Çalıştığımız kurumlarda izin hakkımız bile yok.

R.Y: TYP’li çalışanların yüzde doksanı eziliyor; özellikle de amirler ve kadrolular tarafından. Ama çare olmadığı için çalışıyorlar. Bir çok TYP’li kadın beni arayıp dertlerini anlatıyor; “Kadrolu çalışanların işini de bize yaptırıyorlar, yapmayınca çok kızıyorlar. İzin bile alamıyoruz. Okul içinde kaza yapsak dahi hiçbir şey elde edemiyoruz” diyorlar. Örneğin ben temizlikte görünüyorum, ama kalorifer de yapıyorum, şimdi de boya yapıyorum. Ben bunları severek yapıyorum ama başıma bir kaza gelse yine ben suçlu olacağım. “Siz kursiyersiniz” deniyor bize, peki biz kursiyersek ağır işleri niye biz yapıyoruz?

S.A: En çok karşılaşılan sorun; erkeklerin yapacağı işler bile kadınlara yaptırılıyor ve hepimiz bu işe muhtaç olduğumuz için sürekli işten çıkarmayla tehdit ediliyor. Bir daha çalışamama korkusu var hep. Bir daha işe alınmama tehdidi oluyor. Hiçbir hakka sahip değiliz, bu yüzden söylenen her şeyi yapma zorunluluğumuz oluyor. Hizmetlinin bile hizmetlisi oluyorsun, herkes sana emir veriyor. Hastalansan bile en fazla 14 gün rapor hakkın var. Sonra işten çıkarılıyoruz. Ben yaşamadım, ama yeni çalışan arkadaşlar anlattı, hafta sonu da çalıştırmışlar onları. Sesi çıkınca da “Bunlar oturmayacak” diye talimat vermişler. Bu işin hiçbir yönden koruması ve güvencesi yok. İşçisiniz ama değilsiniz de…

"GELECEK YOK, HAYALLER YOK, UMUT YOK…"

Çalışma süreniz dolup diğer kurayı beklerken ne hissediyorsunuz, neler yaşıyorsunuz o sürede?
E.Ç: Psikolojik olarak çok kötü. Bazen aynı kurumda aylarca çalışıp tam alıştım artık diyorsunuz ama sonra işiniz bitiyor. Psikolojik olarak olduğu kadar maddi olarak da kendinize güveniniz bitiyor. Her defasında günlerce dua edip sabah kurada çıkacak mıyız diye hayalini kurmak büyük sorun.

R.Y: İş tarihimizin bitimine 1 ay kala başlıyoruz ne yapacağımızı düşünmeye. Her gün aynı hayal kırıklığı. 3 ay değil, bazen daha da fazla bekliyorsun işe girmeyi. Elindekiyle idare etmeye çalışıyorsun yapacak başka şeyin yok çünkü. Ne olacağım korkusu sarıyor insanı; gelecek yok, hayaller yok, umut yok… Bu kadar yokun içinde insanın halini siz düşünün.

‘ÇALIŞINCA BAĞIMLILIKTAN KURTULDUK’

Çalışmak hayatınızda neleri değiştiriyor, sürekli bir işiniz olması neden önemli?
E.Ç: Sürekli çalışabilmenin en güzel yanı şu; istediğini rahatça alma şansı var, bunun verdiği özgüven var. Çalışmak, biz kadınları mutlu ediyor; sadece maddi olarak değil, manevi olarak da bir şeyler yapabildiğini görmek iyi bir şey. İnsanların seni örnek aldığını biliyorsun. İnsanların sana değer verdiğini görüyorsun. Para kazanmak kadınlara yüksek güven veriyor ve değerli olduğunu hissettiriyor. Kadınlar için çalışmak; kendi ayakları üzerinde durabilmek ve özgüven sahibi olmak demektir. Ayrıca biz çalışmak ve topluma faydalı birer birey olabilmek istiyoruz, aileye ekonomik katkı sağlamak istiyoruz. Çalışan kadınlar bana en çok şu mesajları atıyor: “Artık vaktimiz kısıtlı olduğu için ailemizle daha kaliteli vakit geçiriyoruz. Hayatımda ilk defa eşimle beraber yemeğe, alışverişe çıktık…” Eve aynı saatte geldikleri için eşlerinin de sorumluluk aldığını söylüyorlar.

R.Y: Ben işe başlamadan önce iyice kötü olmuştum, bunalımdaydım. Şimdi ne istesem bütçeme bakıp alıyorum. Çalışmadığımda mecburen eşimden istiyordum, sadece çok ihtiyacım olan şeyleri alabiliyordum, genelde de gıda ve temizlik ürünleri alıyordum. Eşim bana kızardı; “Anca istiyorsun, var mı yok mu demiyorsun” derdi. Ama aslında istediğim şey sadece yiyecek ya da temizlik malzemesiydi. Çok kırılırdım. Şimdi o benim elime bakıyor, ama ben onun yaptığını tabii ki yapmıyorum. Para kazanmak insanı bağımlılıktan kurtarıyor. Başkasının eline değil, kendi cebine bakıyorsun. Hem erkekler gibi sadece bir işte çalışmıyorsun ki; evde çalış, işte çalış, iki kat efor harcıyoruz ama yine de olmuyor.

S.A: Düzenli çalışabilsem kendi param olacak, korkmadan harcama yapabilirim, eve destek olurum. Bundan güzel ne olabilir ki. Aldığım paranın hesabını kimseye vermek zorunda olmam. Şu an bana selam vermeyen insanlar sırf çalışıyorum diye selam veriyor, sanki parasızken farklıydım. İnsani farklı kılıyor işinin olması.

"TEK ÇARE DÜZENLİ İŞ VE KADRO"

TYP konusunda ne yapılmasını, nasıl bir çözüm bulunmasını istiyorsunuz?
E.Ç: Aslında kadınların tek isteği kendi ayakları üstünde durmak. TYP’li çalışanlar ezilen bir kesim, baskı uygulansa bile sessiz kalmak zorunda. Ben TYP ailesi olarak sendikal haklarımızın olmasını diliyorum. İşler ağır olmasına rağmen biz kurumlarda kadın-erkek demeden, ayrım yapmadan çalışıyoruz. Biz 9 ay çalışıp aynı kurumlarda “kursiyer” olarak gösteriliyorsak kurslarımızı bitirdikten sonra da kamuda daimi alımlarda bize öncelik verilmesi gerekiyor.

R.Y: Tek isteğimiz sürekli işimizin olması. Kadro tek çaremiz. İnşallah hepimiz kadro alır ve rahatlarız. Medya bize hiç yardımcı olmuyor, BİMER’e, CİMER’e yazdık, imza topladık ama hiçbir sonuç alamadık. Yani biz işimizi seviyoruz, çalışmayı da seviyoruz, çalışmaya ihtiyacımız da var. Sadece işimiz sürekli olsun istiyoruz.

S.A: Geleceğimizin olmasını çaresizce beklememek için TYP’nin daimi olmasını istiyoruz. Bunun için bu mücadeleyi vermeye çalışıyoruz. Umarım devlet büyüklerimiz sesimizi duyar.

Çözüm aslında çok basit; işçi sayılmamız ve kısa süreli değil, sürekli çalışmamızın sağlanması. Sonuçta kurumların bu işleri yapacak insanlara ihtiyacı var, insanların da işe ihtiyacı var. Biz sadece bu hayatta biraz mutluluk ve güven istiyoruz hepsi bu. Çok şey mi istiyoruz!

"HEPİMİZİN EVLADI VAR!"

Bu platformu neden kurdunuz, neler yapıyorsunuz?
E.Ç: Hepimiz farklı kurumlarda TYP’li çalışanlar olarak bir araya geldik. Sesimizi duyurabilmek için Ankara’ya gittik, ayrım yapmadan her partiden destek istedik, ziyaretler yapıldı. Olumlu dönüşler de aldık, kanun teklifi verildi ama hepsi sonuçsuz kaldı. Çalışma Bakanına sorunumuzu direkt iletemedik, yeni bakana ulaşamadık maalesef. Ankara’da sendikalarla da görüştük, onlardan da büyük destekler aldık, görüşmeye de devam edeceğiz. Şimdi tekrar Ankara ziyareti için hazırlık yapıyoruz.

Bir de imza kampanyamız var. Daha önce Ankara’ya gittiğimizde “Hepimiz evladı var” diye bir kampanya yapmıştık, şimdi de kampanyamıza devam ediyoruz. Bunun dışında da en büyük sorunumuz basının bize ilgi göstermemesi, basından hiç destek göremiyoruz.

TYP’LİLER NE İSTİYOR?

Sendika Uzmanı Onur Bakır, TYP'nin ve taleplerinin ne olduğu ve TYP oluşumunun amacına ulaşıp ulaşmadığı konularında ekmekvegul.net'te aydınlatıcı bir yazı kaleme aldı.

TYP’liler

  • 3, 6, 9 aylık geçici iş değil kalıcı ve sürekli iş istiyor.
  • Görevlendirildikleri kamu kurumlarının daimi işçisi olmak istiyor.
  • Kadrolu işçi olmak, güvenceli çalışmak istiyor.
  • İşçilik haklarından ve sendikal haklardan yararlanmak istiyor!
  • Üvey evlat muamelesi görmek değil, eşitlik ve adalet istiyor!

TYP NEDİR, KOŞULLARI NASIL?

Toplum Yararına Program, İş-Kur aracılığıyla yürütülen bir geçici istihdam çalışması. İş-Kur’a kayıtlı işsizler; 9 ayı geçmemek üzere çevre temizliği, ağaçlandırma, park düzenlemesi, okullarda bakım-onarım-temizlik, vadi ve dere ıslahı, erozyon engelleme gibi işlerde çalıştırılıyorlar. Haftalık çalışma süresi 45 saat, ücret ise asgari ücret. Bu giderler İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor.

Programa dahil edilecekler kura ya da liste yöntemiyle belirleniyor. Programlar en çok 9 ay sürüyor. Bir sene içinde programdan en fazla yararlanılabilecek süre de 9 ay. Yeniden yararlanmak için en az 3 ay geçmesi gerekiyor. Bununla birlikte bir kişinin TYP’den yararlanabileceği maksimum süre 24 ay.

TYP’liler işçi olarak değil “katılımcı” olarak tanımlanıyorlar. Her ne kadar fiilen işçilik yapsalar da, İş-Kur “işçi” kabul etmediği için TYP’liler İş Yasası’ndan ve sendikal haklardan yararlanamıyor.

TYP’liler fazla mesai ücreti, tatil çalışması ücreti, yıllık izin, sosyal izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi temel haklardan yoksun çalıştırılıyor. Öte yandan devam zorunluluğu da söz konusu. TYP’lilerin 14 güne kadar ücretsiz izin hakkı var ama bu durumda da ücretsiz izindeki süre için ücret ödenmiyor. Programda görev tanımı ne olursa olsun, TYP’liler kurum amirlerinin istediği her işi yapmak zorunda kalıyor.

TYP’lilerin kamu kurumlarında yaptığı işlerin çoğu “yap-bitir iş” değil; süreklilik arz eden işler. Örneğin bir okulun temizlik işi, 6 ay, 9 ay temizlemekle bitmez. O halde bu okulun temizlik işini sürekli değişen TYP’lilere yaptırmak yerine, TYP’lileri bu okulda kalıcı olarak istihdam etmek mümkün. Ortada bir iş varsa, o işi yapan sürekli işçi de olmalı.

TYP AMACINA ULAŞIYOR MU?

TYP’nin asıl amacı işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engelleyerek işgücü piyasasına uyumlarını sağlamak. Bir başka deyişle asıl hedef, işsizlerin istihdama kalıcı olarak dahil olmaları. Ama TYP asıl amacına hizmet etmiyor. Yararlanma süresi dolan TYP’lilerin büyük çoğunluğunu yine işsizlik bekliyor. Yani TYP, işsizlik yarasına geçici bir pansuman yapıyor, yarayı iyileştirmiyor…

Özellikle kadın işsizliğinin erkek işsizliğinden çok daha yüksek olduğu ancak kadınların istihdam olanaklarının son derece sınırlı olduğu Türkiye’de, TYP kadın işsizlerin derdine derman olmuyor. Kadınların kalıcı olarak çalışma yaşamında kalmasını sağlamıyor.

SAYILARLA TYP

İş-Kur’un son yayınladığı 2019 yılı Mart ayı istatistik bültenine göre 2019 Ocak-Şubat-Mart döneminde 3.758 farklı Toplum Yararına Programda toplam 142.121 kişi çalıştırılıyor. TYP’lilerin 81 bini yani yüzde 57’si kadın. Katılımcıların liste yöntemiyle seçildiği programlarda kadınların öncelikli grup içinde yer alması bu durumun en önemli nedenlerinden biri.

ÖNCEKİ HABER

AYÇEP'ten JES'lerin önünü açan torba yasaya tepki

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa