13 Mayıs 2019 00:03

Vedat Türkali kimdir, eserleri nelerdir?

Yazar, senarist, şair Vedat Türkali, 97 yıllık ömründen geriye çok sayıda eser, koca bir mücadele ve İstanbul'a verilen bir söz bıraktı: Bekle bizi!

Fotoğraf: Okan Özer/AA

Paylaş

Türkiye sosyalist hareketinin çınarı ve edebiyatın direniş kalemi olarak kabul edilen usta yazar ve sinema emekçisi Vedat Türkali; senarist, şair ve roman yazarıydı. 2016’da Yalova’da hayata kapadığı gözleri, 97 yıl boyunca çok şey görmüş, görmeyen gözlere de çok şey göstermişti.

Onlarca senaryosu bulunan Türkali, senaryolarına ve romanlarına cumhuriyetin her dönemine ettiği tanıklığın izlerini taşıdı. Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türkiye edebiyatının en büyük eserleri arasında yer alan Türkali, Türkiye’nin ilk politik işçi filmi Karanlıkta Uyananlar filminin de senaryo yazarıydı.

İlk gençlik yıllarından itibaren yaşamının her döneminde politik bir kişi olan Türkali, TKP'nin eski üyelerindendi. Karakterlerinde Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli hatta Kemal Tahir gibi isimlerin yaşam ve söylemlerinden aktarımlar yaptı.

Vedat Türkali, 1942’de evlendiği eşi Merih Pirhasan’la 31 Ekim 2013’te vefat edene kadar birlikte yaşadı. 1944’te doğan kızı Deniz Türkali oyuncu ve 1951’de doğan oğlu Barış Pirhasan kendi gibi senarist, yönetmen, şair ve yazar olacaktı.

Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 tarihinde Yalova Devlet Hastanesi'nde 97 yaşında hayata veda etti.

DOĞUMU VE GENÇLİĞİ: YER SAMSUN, 1919’UN MAYISI

Vedat Türkali, asıl adıyla Abdulkadir Pirhasan, 13 Mayıs 1919’da Samsun’da Kürkçüoğlu Mahallesi’nde doğdu. Vedat Türkali’nin ilk soyadı Demirkan’dı ama Pirhasanoğulları'ndan geldiği için 1950'li yıllarda mahkeme kararıyla Pirhasan soyadını aldı. Ancak eserlerini Vedat Türkali takma adı ile yazdı.

Vedat Türkali, ilkokul, ortaokul ve liseyi Samsun’da okudu. Samsun Lisesindeki öğrenimin ardından İstanbul’a giderek askeri öğrenci olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1942 yılında mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlendi.

İSTANBUL ŞİİRİ NASIL YAZILDI?

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Bu dizelerle başlayan İstanbul şiirinin şairi Vedat Türkali, şair olduğunu söylemekten imtina etti. Bir söyleşisinde, “Ben şiirden çok iyi anlarım. Çok da kullanırım. Ama şiiri anlamak başka bir şeydir, şair olmak başka… Nazım varken, Yahya Kemal varken insan şiirden ürker” sözleriyle neden kendine şair demediğini anlattı.

Vedat Türkali, “Bekle Bizi İstanbul” adıyla bilinen “İstanbul” şiirini hiç gelmeyecek bir yoldaşını beklerken, Konya Akşehir’de yazdı. Hakan Güngör, Evrensel’de yayınlanan “Vedat Türkali’nin yumruğu yalnızca yazı yazmak için indi” başlıklı yazısının bir bölümünde şiirin yazıldığı koşulları anlatmıştı. Mücadele için bekleyiş, doğum yapacak eşine ve İstanbul’a özlem ona Akşehir’de “İstanbul” şiirini yazdırmıştı.

Güngör, Vedat Türkali’nin ölümü ardından yazdığı yazıda “Vedat Türkali öldü diyorlar, pek emin değilim. 'Bir Gün Tek Başına' ölmezken, 'Mavi Karanlık' ölmezken, 'İstanbul' şiiri ölmezken Türkali ölür mü?” demişti.

YÜZYILIN ORTASINDA CEZAEVİ İLE TANIŞTI

Vedat Türkali, üniversite eğitimi ve evliliğinin ardından öğretmen subay olarak o dönem Konya, Akşehir’de olan Maltepe Askeri Lisesi'nde ve İstanbul Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklandı, 9 yıl ceza aldı, 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kaldı.

1958’de cezaevinden çıktığında işsizdi. Cumhuriyet gazetesinde düzeltmenlik yapmaya başladı. Bu işi onun “Yeşilçam Dedikleri Türkiye” adlı romanını yazmasına da vesile olacaktı. Romanda, adını vermeden gazetenin yöneticisi Nadir Nadi Abalıoğlu’yu eleştirince Cumhuriyet gazetesindeki işinden oldu.

BİR GÜN TEK BAŞINA VE GÜVEN

Türkali, Rıfat Ilgaz ile beraber “Gar Yayınları” adlı yayın evini kurdu. Daha sonra Yılmaz Güney ile tanıştı. Onun yüreklendirmesi ile 1960 yılında “Dolandırıcılar Şahı” ile senaristliğe başladı. Senaryosunu yazdığı onlarca filmde toplumsal sorunlara değindi ve gerçekçi bakış açısını elden bırakmadı.

Vedat Türkali asıl ününü 'Bir Gün Tek Başına' adlı romanıyla duyurdu. Türkali eserinde, 27 Mayıs öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımını yansıttı.  

Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği'nin davalarından yargılandı. 90’lı yıllarda yaşadığı Londra’da “Güven” adlı romanını yazdı. Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) tarihçesi niteliğinde kaleme alınan Güven'in ilk adımları 1956 yılında Türkali cezaevindeyken atılmıştı.

Fatih Polat, Vedat Türkali’nin romancılığını Bir Gün Tek Başına ve Güven üzerinden anlattığı yazısında şöyle diyor:

“Vedat Türkali romancılığı 1974 yılında okurla buluşan ilk kitabı ‘Bir Gün Tek Başına’ ile güçlü bir çıkış yapar. 31 yıl sonra basılan ‘Güven’ ise, yazarın ağır bir emek süreci sonunda kaleme aldığı romanıdır. Diğer romanları da okurda özgün bir tat bırakır ancak onun romancılığında bu iki romanın yeri ayrıdır.”

SİNEMA KUŞAĞI, TELEVİZYON KUŞAĞI

Vedat Türkali, kimi için “Bekle Bizi İstanbul” şiirinde, “Tophanenin karanlık sokaklarında/Koyun koyuna yatan” çocukları anlatan şairdir. Kimi için, Günsel ve Kenan’ın aşkının romanı Bir Gün Tek Başına’yı kaleme alan büyük yazardır. Kimi içinse, Karanlıkta Uyananlar’ın senaristidir...

Yukarıdaki cümlelerle anlatıyor Şair Ayşegül Tözeren Vedat Türkali’yi Evrensel’de yayınlanan yazısında.

Tözeren, Türkali’nin sinemayla ilişkisini anlattığı yazıya şöyle giriş yapmıştı:

Yazar, sinemayla ilişkisini anlatırken, kendi kuşağını, “sinema kuşağı” olarak adlandırmayı seçiyor, bir sonraki kuşağıysa “televizyon kuşağı”… Televizyonu sinemanın evlere sızması olarak niteliyor Türkali… Kitap okuma oranlarının düşük olduğu Türkiye’de, tanınırlığını büyütenin sinema olduğunun da farkında: “İyi satan kitaplar bizde on binlerle ölçülür; sinemanın ise on bir milyon seyircisi var. Hem de çoğunlukla abece’yi bile sökemeyenlerden.”

“O ŞEHİR ZAFER ŞARKILARINI YİNE DE BEKLEYECEKTİR”

Nuray Sancar... Vedat Türkali’yi ölümünün ardından Evrensel’de anlatan kalemlerdendi. “Ölümüne kadar geçen, neredeyse bir asırlık zaman içinde Türkiye’nin dönüm noktalarının, siyasal çatışmaların, sosyal ilişkilerdeki değişimin ve bütün bunların dünyadaki altüst oluş süreçleriyle ilişkisinin edebiyat için muazzam bir kaynak olduğunu en iyi bilen entelektüellerden biri olarak sahip olduğu şansı sonuna kadar kullandığı söylenebilir” diyordu Sancar “Boşuna çekilmedi bunca acı, bekle bizi!” başlıklı yazısında.

Şu cümlelerle son buluyordu yazı:

Biz’dir Vedat Türkali. Tophane’nin karanlık sokaklarındaki kirli çocukların, 15-16 Haziran destancısı işçilerin, örgütünü arayan militanların, Kürtlerin, öteki ezilenlerin; itilip kakılanların adına söylemiştir ne söyleyecekse.Bilir; boşuna çekilmemiştir bunca acı. O şehir/ülke şimdi haramilerin elindeyse bile, orada, mavi patiskaları yırtan gemileriyle “kavgamızın şehri” zafer şarkılarıyla geçişimizi bekleyecektir.Vedat Türkali’yi kaybetmiş olabiliriz; ama o şehir zafer şarkılarını yine de bekleyecektir. “Süleymaniye’de güneş” kaybolmayacaktır.Çünkü miras bizdedir usta.

ONLARCA SESİN YÜZ BİNLERCE SESE KATTIĞI ŞARKI: BEKLE BİZİ İSTANBUL

Türlü edebi ve politik nedenlerle bu Vedat Türkali derlemesinin pek çok yerinde geçen İstanbul şiiri Onur Akın tarafından bestelenmiş, 1994’te yine Onur Akın’ın kurduğu Grup Baran tarafından hazırlanan Yediveren albümünde yer almıştı.

“Tophanenin karanlık sokaklarındaKoyunkoyuna yatanKirli çocuklarınla bekle biziBekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi” sözleri 12 Eylül darbesince ezilmeye çalışılan, 90’larda yeniden fışkıran toplumsal mücadelenin şiarlarından olmuştu.

 

Aynı yıllarda Edip Akbayram tarafından da seslendirilen şarkı, “Haramilerin saltanatını yıkacağız” diyenler için etkisini hep sürdürdü.

 

Şarkı, Yönetmen Kazım Öz’ün Bahoz Filminde Vedat Yıldırım’ın yeniden uyarlaması ile seyirci ile buluşmuştu.

“Bekle Bizi İstanbul”, Ferhat Tunç’tan Sevinç Eratalay’a, İlkay Akkaya’dan Birol Topaloğlu’ya, Kardeş Türküler’in çok sesli korosuna kadar onlarca ses tarafından yeniden yeniden hayat buldu. Büyük Çınar’ın “Bekle dinamiti tarihin/Bekle yumruklarımız/Haramilerin saltanatını yıksın/Bekle o günler gelsin İstanbul bekle/Sen bize layıksın” diyerek verdiği müjde böylece onlarca sesten yüz binlere, milyonlara ses oldu.

VEDAT TÜRKALİ’NİN ESERLERİ

Romanları:

1974 - Bir Gün Tek Başına

1983 - Mavi Karanlık

1986 - Yeşilçam Dedikleri Türkiye

1989 - Tek Kişilik Ölüm

1999 - Güven (2 cilt )

2004 - Kayıp Romanlar

2009 - Yalancı Tanıklar Kahvesi

2014 - Bitti Bitti Bitmedi

Vedat Türkali’nin Filmleri:

Yönetmen :

1965 - Sokakta Kan Vardı (Sinema Filmi)

1972 - Kopuk (Sinema Filmi)

1972 - Korkusuz Aşıklar (Sinema Filmi)

Senaryo :

1960 - Dolandırıcılar Şahı (Sinema Filmi)

1961 - Allah Cezanı Versin Osman Bey (Sinema Filmi)

1961 - Kızıl Vazo (Sinema Filmi)

1961 - Otobüs Yolcuları (Sinema Filmi)

1961 - Seni Kaybedersem (Sinema Filmi)

1961 - Tatlı Bela (Sinema Filmi)

1962 - Belalı Torun (Sinema Filmi)

1962 - Bir Gecelik Gelin (Sinema Filmi)

1962 - Şehirdeki Yabancı (Sinema Filmi)

1962 - Üç Tekerlekli Bisiklet (Sinema Filmi)

1962 - Ümitler Kırılınca (Sinema Filmi)

1964 - Ayrılan Yollar (Sinema Filmi)

1964 - Duvarların Ötesi (Sinema Filmi)

1964 - Erkek Ali (Sinema Filmi)

1964 - Karanlıkta Uyananlar (Sinema Filmi)

1964 - Kızgın Delikanlı (Sinema Filmi)

1965 - Sokakta Kan Vardı (Sinema Filmi)

1972 - Kopuk (Sinema Filmi)

1972 - Korkusuz Aşıklar (Sinema Filmi)

1972 - Malkoçoğlu Kurt Bey (Sinema Filmi)

1974 - Bedrana (Sinema Filmi)

1975 - Kara Çarşaflı Gelin (Sinema Filmi)

1977 - Güneşli Bataklık (Sinema Filmi)

1979 - Üç Film Birden

1984 - Eski Filmler

1986 - Fatmagül'ün Suçu Ne (Sinema Filmi)

Eser:

1975 - Bir Gün Mutlaka (Sinema Filmi)

1986 - Fatmagül'ün Suçu Ne (Sinema Filmi)

2010 - 2011 - Fatmagül'ün Suçu Ne? (TV Dizisi)

Şiir:

1979 - Eski Şiirler Yeni Türküler

Oyun:

1971 - 141. Basamak

1976 - Bu Ölü Kalkacak

1985 - Dallar Yeşil Olmalı

Anı:

1985 - Bu Gemi Nereye

1989 - Savunmalar

2001 - Komünist

VEDAT TÜRKALİ'NİN ALDIĞI ÖDÜLLER

1965 - Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Karanlıkta Uyananlar

1970 - TRT Oyun Ödülü (Dallar Yeşil Olmalı)

1974 - Milliyet Yayınları Roman Yarışması Birincilik Ödülü- 'Bir Gün Tek Başına' adlı romanıyla

1976 - Orhan Kemal Roman Armağanı

1977 - Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü, Kara Çarşaflı Gelin

2016 - Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü'ne layık görüldü.

(KÜLTÜR SERVİSİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Burkina Faso'da kiliseye saldırı: 7 kişi yaşamını yitirdi

SONRAKİ HABER

Gazeteci Oruç’un eşi: Eşimin tek silahı kalemidir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa