10 Mart 2019 11:25

Venezuela’da toplumsal yaşam

Venezuela'nın başkenti Caracas'a giden Mustafa Yalçıner, ülke ekonomisinin genel durumu ve bunun toplumsal yaşama etkilerini yazdı.

Venezuela’da toplumsal yaşam

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

Paylaş

Mustafa YALÇINER

Maduro 2018’de asgari ücrete dört kez zam yapıyor. Tümünün ardından bugün Venezuela’da asgari ücret 18 bin bolivar. Uluslararası rayiç bakımından, 1 dolar, ufak oynamalarla son günlerde yaklaşık 3 bin bolivar. Yani bolivarın değeri oldukça düşük ya da dolar ve avro türünden döviz bolivar karşısında oldukça değerli.

Hatırlanacaktır, bir dönem TL’nin, bir süre başına “yeni” sıfatı eklenmiş olan bugünkü TL’den farklı olarak, altı fazla sıfırı vardı. Yani bugünkü 1 TL, birkaç sene önce 1 milyon TL’ydi. Şunun için önemli ki, herhangi bir ulusal paranın değeri sonuna kaç sıfır aldığıyla değil, ama alım gücüyle ölçülüyor. Yoksa sıfırları bir yana TL eskiden de TL’ydi, bugün de öyle. Sadece konuşurken, eskiden büyük rakamlarla konuşuluyordu. Paranın değerini anlamak için sonundaki sıfırlarına değil, belirli miktarıyla kaç ekmek, kaç sigara alındığına ya da otobüs veya sinema biletinin kaç TL olduğuna bakmak gerekiyor.

soğan

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

Bu açıdan yaklaşıldığında bolivarın durumu şöyle. Asgari ücret 18 bin bolivar demiştik. Ekmek fiyatıyla ölçüm yapmak zor. Venezuela’da somun ekmek kullanılmıyor. Aslında ekmek pek tüketilmiyor. Belirli bir miktar küçük boy hamburger ekmeği türünden bir ekmek üretiliyor. O da epey tatlı. Ekmek değil, ama şeker çok tüketiliyor Venezuela’da. Fazla içilmeyen çay ve bol kullanılan kahve bile şekerli geliyor. Ekmek için un ithal ediliyor, çünkü ülkede buğday üretimi yapılmıyor. Mısır ve belirli bir bölgede pirinç üretimi var. Kahvaltıda yuvarlak 3-4 cm çapında yağda kızartılarak mısırdan yapılan bir tür ekmek, öğle ve akşam yemeklerinde de pilav kullanılıyor.

sosisçi

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

VENEZUELA’DA KITLIK MI VAR?

Yiyecek maddeleri şu günlerde hiç de ucuz değil. Amerikan-Avrupa propagandası Venezuela’da kıtlık varmış gibi yayın yapıyor. Durum hiç de öyle değil. Avrupalıların da destekledikleri Amerikan ambargosunun belirli bir etkisi olmuş, ancak yiyecekler bakımından asıl etkisi beslenmenin eskisine göre pahalanması. Yoksa yiyecek satanlar başta olmak üzere bütün dükkanlar mal dolu. Sorun şurada ki, yiyecek dışındaki mallar, örneğin tekstil ürünleri fazla satılmıyor ya da yoksullar tarafından satın alınmıyor demek daha doğru. Neden mi? Bir kot pantolon vitrinde 20-25 bin bolivar çünkü.

manav

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

Çok yaygın olan seyyar satıcılarda 1 kg soğan 3500, domates ise 1000 bolivar. Bizim hükümet erkanının “Bizden kötüsü de varmış” deyip hemen sevinmesi gerekmiyor; çünkü bizde soğan tanzimde 4 TL’yken, zararına satmaya zorlanmalarına rağmen tanzim olmayan kentlerle marketlerde daha da pahalı. Ama bizde asgari ücret yaklaşık 2000 TL, Venezuela’da 18 bin bolivar.

YOKSULLAR NASIL BAŞA ÇIKIYOR?

Soğanı ölçü alırsak, bizim zamanında 6 fazla sıfırımız varken, bolivarın TL’ye göre üç sıfırı fazla. Atılsa, asgari ücret 9 kat yüksek olacak. Tabii ki, böyle hesap yapılamaz. Venezuela’da bir asgari ücretle yaklaşık 5 kg soğan alınabiliyor. Bizde, tabii ki karşılaştırılamayacak kadar fazla alınabilir.

Caracas

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

Ancak “kazın” bir “ayağı” başka! Venezuela’da asgari ücret 18 bin bolivar, ama bir işçinin geliri bundan ibaret olsa geçinmesi olanaksız. Neden mi? Diyelim ki başı ağrıdı. Bir ağrı kesici ortalama 10 bin bolivar. Ya da bir işçi sadece domates alıp onunla idare ederek bir ayını geçirmeye çalışsa, bu olacak şey değil. Ayda 18 kilo domates alabilecek. Günde yarım kg.’dan az fazla düşecek. Ve ailesi ortalama 3 ya da 4 kişi olsa, ki ortalama böyle, adam başına günde 100 gr.’dan biraz fazla domates yenebilecek. Çözüm şöyle bulunmuş: Venezuela’da yoksullar kiradan muaf. Toplu konutlarda ya da gecekondularda oturanlar kira ödemiyor. Bir miktar elektrik ve gaz parası ödüyorlar ki, onun da çoğu sübvanse ediliyor. Üstelik yiyecek maddeleri de öyle. Komünler halinde örgütlü olanlar beslenmelerini parasız karşılıyor. Eğitim ve sağlık için de para harcamıyorlar, bu hizmetler parasız. Bir başka parasız olan şey, metro ve yükseklerdeki gecekondulara ulaşım için yapılmış teleferik hatları. Sıkıntı çekilmiyor mu, tabii ki çekiliyor. Ama yoksullar kapitalizm koşullarında hangi ülkede sıkıntı çekmiyor ki? Türkiye’de mi? Kuyruklar boşuna yeniden keşfedilmedi! ABD mi? Milyonlarca insan sokaklarda yaşıyor. Avrupa ülkeleri bu açıdan ABD ile yarışamasa bile, onlarda da sokakta yaşayanlar az değil. Depozitini almak için çöpten teneke kutu toplamaysa yaygın!

Maduro

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

KRİZ, ORTA TABAKAYI ETKİLEDİ

Sıkıntı, yoksullardan çok eskiden az-çok hali vakti yerinde olan ve fazla sıkıntı çekmeyenler bakımından belirgin. Bu nedenle eskiden belirli bir düzeyde gelire sahip olan örneğin üniversite hocaları ya da orta düzey mühendis ve teknisyenler türünden ya da düpedüz küçük esnaf olarak küçük burjuvazinin orta ve üst kesimleri şimdilerde sıkıntı çekmeye başlamış. Aldıkları ücret ya da gelirlerinin alım gücü eskisine göre azalmış. Bu kesimden muhalefete kaymalar yaşanmış. Yoksulların durumunda fazla değişiklik olmamış, bu politik eğilimlerine de yansıyor, o açıdan da fazla bir değişiklik yok.

Caracas

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

BÜROKRASİ SORUNU

Ancak eskiden birse şimdi beş misli bürokrasiden şikayet ediliyor. Bürokrasi yoksulların inisiyatif almalarının önündeki başlıca engellerden. Kolaylıkla çözülebilecek bir sorun yılan hikayesine dönüyor ve çözümsüz kalıyor. Ancak bal tutanın parmağını yalayacağı semirtici sorunlar kolaylıkla ve halkın çıkarlarının tersine “çözülüyor”. Örnek mi? Üç-dört yıldır altın arama işi teşvik ediliyor. Eleğiyle kazmasını kapan maden bölgesine seğirtiyor. Devlet de maden çalıştırıyor. 2018’de 650 milyon dolarlık altın üretilmiş. Altın dediysek, o da petrol gibi. Petrol nasıl yeterince rafine edilemiyorsa altın da diğer metallerden arındırılamıyor ve cevher halinde ihraç ediliyor. Türkiye en çok altın ithal eden ülkelerden biri. Geçtiğimiz yıl Venezuela’dan 900 milyon dolarlık altın gelmiş. Ne karşılığında mı? Yiyecek maddeleri. Ramazan paketi türünden paketlenmiş üzerinde Türk malı yazan yiyeceklere Caracas’ta çok rastlanıyor. Bir de süt tozuna. Bari kendimize yetecek kadar olsa! Başka ülkelerden de alınanlardan derlenip gönderiliyor Venezuela’ya.

Caracas

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

TEK MESELE AMBARGO DEĞİL

Ekonomik sıkıntıların yalnızca Amerikan ambargosuyla açıklanması olanaksız. Ambargonun etkisi olduğu kesin. Ancak Venezuela, sadece şimdi değil, Chavez tarafından da kabullenilen, ama daha öncesinden gelen bir “petrol ülkesi” örneği. Bu yönden Arap ülkelerine benziyor. Ne doğru dürüst bir sanayii var ne tarımı. Hiç değilse tarıma dayalı hafif sanayiye sahip olmadığı ve tarım alanları daraldığı gibi kırsal nüfus toplam nüfusun yüzde 4’üne düşmüş. Pancarını, tütününü kotalayarak tarım ürünleri bakımından hızla kendine yeter olmaktan çıkan Türkiye’nin geleceğini işaret ediyor sanki Venezuela. Büyük baş (özellikle domuz) ve kanatlı hayvan üretimi 1980’lerin ortalarına kadar oldukça ileri boyutlardaymış. Ancak hızla sıfırlanmış! Şimdi biraz sebze, coğrafyanın doğal meyvelerinden ananas ve muzla kahve, az da pirinç üretimi var. Geri kalanlar petrol ve altın karşılığı ithal ediliyor.

Caracas

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

ÇİN DOST SANILIYOR

Eskiden ağırlığı ABD ile olan dış ticarette şimdi öne çıkan Çin. Petrolü Rusya’nın yanı sıra en başta o alıyor ve karşılığında her şeyi satıyor. Bir sıkıntı da buradan oluşuyor; Amerika net biçimde ve halkın ezici çoğunluğu tarafından düşman görülürken, Çin, Türkiye gibi dost sayılıyor. Sanki babasının hayrına mal gönderiyor sanılıyor. Oysa bir yandan krediye boğmuş ülkeyi (18 yılda 60 milyar dolar) bir yandan mala. Şimdiden taraftarı bir burjuvazi oluşmuş denebilir. “Boli-burjuvazi” denenler şimdi sırtlarını Çin’e dayamaya yönelmişler. Bu, ordu ve generaller bakımından da böyle. Böylelikle kendilerini güvende hissediyorlar. Geleneksel tekelci burjuva muhalefet ve yüz milyon dolardan fazla para dökmesine rağmen Amerikan emperyalizmi orduyu en başta bu nedenle çözemedi bugüne kadar.

Chavez

Fotoğraf: Mustafa Yalçıner/Evrensel

Kriz atlatılamaz ve böyle gider, hatta ambargonun da etkisiyle ekonomik durum daha da ağırlaşırsa ne olur –bunu şimdiden söylemek zor! Ciddi ve köklü bir Amerikan emperyalizmi karşıtlığı var. Ancak midelerin guruldamasının önünün alınması da şart!

Yerel Seçim 2019 İl il adaylar ve seçim sonuçları
ÖNCEKİ HABER

Balıkesir Adayı Şuayyip Çetin seçim çalışmasını Bandırma'da sürdürdü

SONRAKİ HABER

Ali İsmail'in ölümüne yol açan polis, Gezi davasında "şikayetçi" çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa