Dilipak: Ben 'eğitim'e, 'spor'a, 'kültür'e, 'aydınlanma'ya karşıyım

Fotoğraflar: @aDilipak/Twitter

Dilipak: Ben 'eğitim'e, 'spor'a, 'kültür'e, 'aydınlanma'ya karşıyım

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Ben 'eğitim'e, 'spor'a, 'kültür'e, 'aydınlanma'ya karşı biriyim" ifadelerini kullandı.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Koç, spor, vesaire.." başlığıyla yayımlanan yazısında "Ben 'eğitim'e, 'spor'a, 'kültür'e, 'aydınlanma'ya karşı biriyim" ifadelerini kullandı.

"Birileri beni, çocuklarımı 'eğmesin'ler, 'eğitmesin'ler. Biz 'Raina' diyenlerden değiliz, dostlarımıza bile 'Unzurna' diyenlerdeniz" diyen Dilipak, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Spor yapacaktık, onlara göre sağlıklı yaşamak için. Spor aslında Biyolojide 'Bitkilerin ya da bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan ve yaşamın sürekliliğini sağlayan üreme yeteneğindeki hücrelere verilen ad' idi.. Aslında 'Sporla üreyen bitkiler', bitkilerin en ilkel bölümünü oluşturuyorlardı. Batı 'Cultur'una göre, 'İnsanın doğal yaşam biçimini/forumu'nu korumak için spor yapması gerekiyordu.

Eğitim de aslında okul üzerinden 'Kültürel bir norm' oluşturmak için gerekli idi. Bu anlamda norm, toplumsallaşma sürecindeki grup üyelerinin sosyal ilişkilerinde ortaya çıkan ve 'birey'lerin grup içinde nasıl davranacaklarını belirleyen kural ve beklentilere verilen ad idi. Yine beyaz efendilerimiz bizi normalleştirmek için bize 'İlahlık' ve 'Rablik' taslıyorlardı. Yoksa 'anormal' olmuş olacaktık ve dışlanacaktık. Ya da 'insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar' olarak damgalanacaktık, tıpkı Darvin'in yaptığı gibi. 'Norm' batılı efendilerimizin (!) bizim için, birey, toplum ve devletler ölçeğinde koyduğu 'uyulması gerekli kural'lara verilen ad'dır.

Mesela, kültür de, aslında, aynı zamanda hayvanlar için, tarımsal ürünler içinde kullanılır. 'Kültür ırkı' (İng. culture race) dediğinizde 'Ekonomik açıdan önemli bazı hayvan ve endemik bitkilerin özel koşullar alanda yetiştirilmesiyle oluşturulan ırklar'a verilen ad'dır. Bizdeki kültür, benzer bir amaç ve yöntemle insanlara karşı uygulanır. Yani tarım ve hayvancılıkta aranan mükemmeliyetçiliğin insana uygulanmasıdır ki, burada amaç, ekonomik, siyasi, sosyal ve seküler bir amaçtır.

Umarım, niye 'Okul'a, 'Eğitim'e, 'Spor'a ve 'Kültür'e karşı olduğumu anlatabildim. 'Aydınlanma felsefesi' bu anlamda 1789 Fransız devrimi ile Fransız Kültürünün evrenselleştirilmesi adına oluşturulan Laik ve Seküler bir 'Modernleştirme' sürecidir. Yani Batılılaştırmaya yönelik, batı değerlerini 'Modern / Çağdaş' bir akım olarak 'Moda' haline getirmeye çalışan bir akımın adıdır. Aydınlanma, Batı siyasasının, iktisadının, teoloji, tarih ve yağmasının kutsanması ve evrenselleştirilmesi adına bir operasyonun adıdır aslında. Onun için ben bir Müslüman olarak ne batılı anlamda 'Sağcılığı', ne Aydınlanma felsefesinin ürünü olan 'Aydın' olmayı kendime yakıştırmam. 'Sivil' olmak bile, 'Politik toplum' diye bir olguya karşı dengeleyici bir argüman olarak, zaruret gereği ihtiyadla, arızi olarak kabulleneceğim bir nitelemedir." (HABER MERKEZİ)

Yazının tamamını okumak için tıklayın…

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Aralık 2018 09:35
www.evrensel.net
ETİKETLER Abdurrahman Dilipak