Neon Kafes’te çalışmak

Fotoğraf: Pixabay

Neon Kafes’te çalışmak

Uzun çalışma saatleri, geceleri çalışmak ve hafta sonu, bayram gibi günlerde çalışmak zorunda kalmak, AVM çalışanlarının en çok yakındıkları konu.

Prof. Dr. Nurcan ÖZKAPLAN

“AVM’de çalıştığınız zaman mevsimleri göremiyorsunuz, küçücük bir pencereye dahi hasretsiniz. Cam yok, oksijen yok, bir nevi hapishane”. Kadın, 51 yaşında, boşanmış

Alışveriş merkezleri (AVM) ürün bolluğu ve mekan içi hemen her şeyin çok ayrıntılı bir şekilde hesaplandığı, insanları tüketime çekecek ya da en azından burada vakit geçirmelerini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Özelde alışveriş merkezlerinin, genelde ise yeni tüketim araçlarının en önemli özelliği, insanlara tüketirken daha çok zaman ve para harcatmak üzere tasarlanmış olmalarıdır. Işıklar içinde, karnavalsı bir başıboşluğu ve hayal alemini davet eden mağazalar, kapitalist sistemin cazibe merkezleridir. “Zaman-mekan algımızı değiştirir; doymak bilmeyen arzunun kolayca tatmin edileceğine dair bir yanılsama yaratır”. AVM mağazalarında çalışan satış elemanlarının hangi koşullarda çalıştığını, satış işinin özelliklerini ve mağazalardaki genç kadın ve erkeklerin işlerini nasıl algıladıklarını merak ederek, biz üç akademisyen kadın (Nurcan Özkaplan, Ece Öztan ve Ester Ruben) bir araştırma yaptık. Amacımız AVM’lerdeki mağazalarda çalışan emekçileri görünür kılmak ve seslerini duyurmaktı.

AVM'lerin Yorgun Gençleri kitap kapağı

İstanbul’da farklı niteliklere sahip 10 AVM’de, 11 farklı sektörden, toplam 21 marka ve 130 mağazada gerçekleştirdiğimiz 404 anket ve 30 derinlemesine görüşmeler aracılığıyla, emek süreçlerini toplumsal cinsiyet, yaş ve sınıf kesişimleri bağlamında analiz ettik. 2014/2015 döneminde yapılan araştırmamız, önce raporlaştırıldı; 2018 yılında ise Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından kitap olarak yayımlandı. Araştırma sonuçlarına göre; satış elemanları, 18-25 yaş aralığında yoğunlaşmaktadır; çoğunluğu lise mezunudur. Sosyal beceriye dayanan satış işi için genç, esnek çalışma saatlerine uyumlu ve bedensel/duygusal denetimini  müşteriyi memnun edecek şekilde mağazanın emrine sunmak yeterli görünmektedir.

Hizmet sektöründe ve özellikle AVM’lerdeki mağazalarda çalışan satış elemanlarının işi müşteriyle çok yakın ilişkiye dayandığı için, iş tatminin en önemli bileşeni müşteri memnuniyeti ve müşteri-merkezli satış taktikleridir. Satış işinde, üretim ve tüketim aynı zamanda gerçekleşir ve tüketici de ortak-üretici gibi davranır. Böylece, çalışma koşulları işveren-çalışan-tüketici üçgenindeki uzlaşma ve çatışmalarla şekillenir. Satış danışmanı bu aracılık  görevini, toplumsal olanın yeniden üretimini gerçekleştirecek şekilde yapar; yani cinsiyete dayalı iş bölümü ve toplumsal cinsiyet rollerine uygun davranışlar şeklinde.

Sosyal beceri, formel bir eğitime dayanmayan, çalışanın kendi kişiliğine, tutum ve davranışlarına yansıyan yetenekler olarak tanımlanır. Bu beceri, duygusal emek kontrolü kadar, estetik emeği de yani çalışanın nasıl göründüğünü, konuştuğunu ve giyindiğini de kapsar. Literatürde “neon kafes” metaforuyla satış işinde çalışanların, ışıltılı, prestijli, modern bir işyerinde,  “kültürel olarak ideal olan beden/ideal vücut” tasarımını ürün satışını garanti edecek şekilde yansıtır. Bu yolla, satış elemanı işteki güzellik imajını içselleştirip, teşvik ettikçe, kendi arzularının, beden imajının ve kişisel tüketiminin emek sürecine içkin enteg-rasyonunu gerçekleştirmiş olur. Satış personelinin “İyi görünüşü” ve “İyi izlenim vermesi” sadece müşteri memnuniyeti açısından değil, işverenin mağazada sunduğu imajın tüketimle ilişkisi açısından da önemlidir. Aslında, işveren düşük ücret ödeyerek kiraladığı satış danışmanı vasıtasıyla, marka ile bütünleşmiş ve indirimli satışlara yönelmiş bir ‘orta-sınıf estetiğini’ de satın almış olur.

Çoğunluğu bekar olan satış elemanlarının, genel kanının aksine yüzde 40’ı kadındır; yani satış işi çoğunlukla kadın işi değildir. 5 yıldan daha fazla süredir çalışanların ve müdürlerin çoğunluğu erkektir. Kadınların iş gücü devri daha yüksek çıkarken; daha iyi çalışma koşulları arayarak sık sık mağaza/mağaza şubesi/AVM değiştirmek yaygın bir pratik olarak görünüyor.

Çalışanların tamamının sigortalı olduğu satış işinde çalışma saatleri uzun ve öngörülemez şekilde değişkendir. AVM mağazalarında günlük çalışma süresi ortalama 8-12 saattir; şift (vardiya) ve satıştan prim, çalışma rejiminin ana eksenidir.  Günde yarım saat ile bir saat arasında yemek molası verilmektedir. Mağazadan mağazaya ve sektöre göre çok farklılaşan bir çalışma rejiminden bahsetmek gerekir.

Uzun çalışma saatleri, geceleri çalışmak ve hafta sonu, bayram gibi diğer çalışanların tatilde olduğu günlerde çalışmak zorunda kalmak, AVM çalışanlarının en çok yakındıkları konudur. Uzun çalışma saatleri ve yoğun iş temposu, sürekli ayakta hizmet, hafta sonu ve tatil günlerinde çalışma ile bir arada düşünüldüğünde mağazalardaki mesailer, yalnızca bekar ve çocuksuz olmayı değil, genç olmayı da gerektiren bir rejim görünümündedir.

Performansa dayalı ücret sistemiyle birlikte sigortalı istihdam, bu işin en cazip yönlerinden biri olarak görünmektedir. Yol parası (mağazalarda çalışanlar için servis/taşımacılık hizmeti yok), yemek için yapılan tikıt (ticket) ödemesi, yılbaşı ve bayramlarda hediye çeki ve mağaza ürünlerinden indirimli satın alma hakkı gibi, çok çeşitli ve mağazadan mağazaya değişen yan ödemeler de söz konusudur. Ayrıca ücret büyük ölçüde, aday satış elemanı ile yöneticiler arasında yapılan kişisel pazarlığa da bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. Çalışanların haftanın 6 günü uzun saatler boyunca kapalı ortamda, hiç oturmadan, sürekli hareket halinde ve her koşulda güler yüzlü çalışmalarının ancak adil, saygılı ve sevecen mağaza müdürleriyle mümkün olduğunu düşünüyoruz. Görüşme yaptığımız satış danışmanları da kendilerine saygılı davranan, sıkıntılarını paylaşan, yemek molalarını birlikte geçirdikleri satış danışmanlarının çalışma şevklerini arttırdığını söylediler.

Sektörler de  cinsiyete göre katmanlaşmıştır. Örneğin ayakkabı-çanta mağazaları ve erkek giyim mağazalarında çalışanların büyük çoğunluğunun erkek olduğu saptanmıştır. Çocuk mağazalarıysa kadın ağırlıklıdır. Kadın giyim ve karma giyimdeyse kadın-erkek oranları dengelidir. Erkek giyim sektörü, yaş ortalamasının da diğer sektörlere göre daha yüksek olduğu bir alan olarak göze çarpmaktadır. Müşteri talebinin bu katmanlaşmada belirleyici olduğu görülmektedir.

Sendikalı satış elemanı ve sendikalaşmaya ilgi çok düşüktür. Satış danışmanları arasında prim sisteminin getirdiği rekabetin yanı sıra, kendisi de bir tüketici olarak çalıştığı mağaza ve/veya mağaza ürününe “sadakat” duyması, yani iş aidiyeti satış danışmanlarının işteki değersizleşme/yabancılaşma duygularıyla baş etme stratejisi olarak okunabilir. Neoliberal, “girişimci benlik” olarak, aktif bir özne olarak satış elemanları farklı uzlaşma/mücadele taktikleri geliştirmektedir. Zira şirket kültürünün nüfuz etmesiyle, çalışma artık birey için sadece bir “kısıt” değil, ama daha çok kendini gerçekleştirmesi için bir fırsat olarak algılanmaktadır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet rolleri kadınsı ve erkeksi olarak ikili ve sabit değil, akışkan, duruma göre inşa edilen ve geçici niteliğiyle satış işinin bir özelliği olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışanlar uzun ve öngörülemez çalışma saatleri, sosyal ortamlarından tecrit eden esnek  çalışma rejimine, kendi öznelliklerini firma/mağaza kültürü ve işyeri denetimine tabi kılarak direniyorlar ve/veya uyum sağlıyorlar. Zira girişimci benlik sadece makro düzeyde, neoliberal politika ya da mekanizmalarla değil, mağazada günlük satış işinde kadın ve erkek çalışanlar tarafından yeniden ve yeniden inşa ediliyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Aralık 2018 16:38
www.evrensel.net
ETİKETLER Nurcan ÖzkaplanAVM