5 ayrı mahkemede 21 akademisyen yargılandı

Fotoğraf: Cansu Pişkin/EVRENSEL

5 ayrı mahkemede 21 akademisyen yargılandı

'Terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla yargılanan 21 akademisyen, 5 ayrı mahkemede hakim karşısına çıktı.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

“Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı barış bildirisini imzaladığı için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla haklarında dava açılan 21 akademisyen 5 ayrı mahkemede hakim karşısına çıktı.

Bölgedeki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlallerinin ve çatışmalı sürecin sona ermesi için 1123 akademisyen “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı barış bildirisini imzalayarak kamuoyuyla paylaşmıştı. Geçtiğimiz yıl, 200’ü aşkın imzacı akademisyen hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla ayrı ayrı davalar açılmıştı. Açılan davalar kapsamında yargılanan 21 akademisyen bugün İstanbul 24, 29, 37, 34, 35. Ağır Ceza Mahkemelerinde hakim karşısına çıktı.

2 AKADEMİSYENİN İLK DURUŞMASI GÖRÜLDÜ

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyen Serhan Şahin’in ilk duruşması görüldü. Şahin mahkemeden savunmasını sunabilmek için süre istedi. Şahin avukatı İnayet Aksu, mahkeme bünyesinde görülen diğer akademisyen davaları ile birleştirme talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, birleştirme talebini reddederek savunmaların hazırlanması için duruşmayı 22 Ocak 2019’a erteledi.

Şahin’in ardından akademisyen Sibel Yardımcı’nın yargılamasına geçildi. Yardımcı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu müvekkilinin doğum izninde olduğunu belirterek mahkemeye raporunu sundu. Avukat Eyüboğlu, suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek derhal beraat talebinde bulundu. Eyüboğlu, derhal beraat talebinin reddedilmesi durumunda dosyanın, mahkeme bünyesinde süren aynı mahiyetteki davalarla birleştirilmesini talep etti. Derhal beraat ve birleştirme taleplerini reddeden mahkeme, duruşmayı 15 Ocak 2019’da erteledi.

DOSYALAR ARASINDA HUKUKİ BAĞLANTI YOKMUŞ

34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Akademisyen Ahu Sökmenoğlu, savunmasında bildirinin suç unsuru barındırmadığını söyleyerek beraatini talep etti. Sökmenoğlu’nun avukatı savunma için süre talep etti. Mahkeme bir sonraki duruşmayı 12 Şubat 2019’a erteledi.

Sökmenoğlu’nun ardından Fuat Ercan’ın yargılamasına geçildi. Savunmasında iddianameyi eleştiren Ercan, bilimsel gücü olan akademisyenlerin tek bir kişinin direktifi ile imza attığı yönündeki suçlamanın hayal ürünü olduğunu söyledi. İddianamedeki suçlamaların subjektif ve mesnetsiz olduğunu söyleyen Ercan beraatini talep etti. Ercan’ın avukatı, birleştirme ve derhal beraat taleplerinde bulundu. Duruşma savcısı, suça konu bildirinin aynı olması dışında yargılamalar arasında şahsi, fiili, hukuki irtibatın bulunmadığını iddia ederek, birleştirme durumunda sanık sayısının fazla olması sebebiyle yargılamaların uzayacağı gerekçesiyle birleştirme talebinin reddini istedi.

Mahkeme, davaların birlikte görülmesini zorunlu kılacak derecede hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle birleştirme talebinin reddine karar verdi. Duruşma 12 Mart’a ertelendi.

SAVCIDAN İDDİANAMEYLE EŞ DEĞER MÜTAALA

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyen Funda Karapehlivan da savunma yaptı. Karapehlivan savunmasında, bildiriyi internet ortamında görerek imzaladığını ve bildirinin suç unsuru oluşturmadığını ifade etti. Karapehlivan, mahkemenin ceza vermesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istedi. Savunmaların ardından mütalaasını açıklayan savcı, iddianamedeki suçlamaları tekrarlayarak akademisyenlerin Bese Hozat’ın talimatıyla metni imzaladıklarını iddia etti.

Savcı mütalaasında, “Öz yönetimlere sahip çıkın talimatının akabinde 1128 kişi, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kasıtlı, planlı kıyım, vatandaşları fiilen açlığa terk etmekle, vatandaşlara işkence ve kötü muamele etmekle, sürgün politikası uygulamakla suçlayan bildiri yayınlandı. Bildiri PKK/KCK’ya destek niteliği taşıyor, devleti katliam yapmakla suçluyor. Bildiri, PKK’nın cebir şiddetini övmüş, meşru göstermiş ve basın yayın yoluyla üzerine atılı suçu işlemiştir” diyerek Karapehlivan’ın TMK 7/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme, Karapehlivan ve avukatlarına esasa ilişkin savunma yapmaları için süre vererek duruşmayı 12 Mart’a erteledi.

Hakkında dava açılan akademisyenlerden Derya Akdemir’in yurtdışında olduğunu söyleyen avukatları süre talep etti. Mahkeme süre talebini kabul ederek bir sonraki duruşmayı 12 Mart’a erteledi.

‘SAVUNULAN TEK ŞEY BARIŞ’

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyenlerden Egemen Cevahir, iddianamenin somut delilden yoksun olduğunu belirterek üzerine atılı suçlamayı reddetti. Metni ifade özgürlüğü kapsamında imzaladığını söyleyen Cevahir, beraatini talep etti. Mahkeme esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcıya gönderilmesine karar vererek duruşmayı 12 Mart’a erteledi.

Aynı mahkemede yargılanan bir diğer akademisyen Erdem Yörük’tü. Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yörük savunmasında, “Bildiride savunulan tek şey barıştır. Ülkenin her yerinde barış istediğim için metni imzaladım. Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkımı kullandım. Vicdani gerekçelerle toplumsal barış ve güvence talepli bir metindi. Suçlamaları kabul etmiyor beraat talep ediyorum” dedi. Yörük’ün avukatı derhal beraat ve suç vasfının 301 kapsamında değerlendirilmesi taleplerinde bulundu. Taleplerin reddine karar veren mahkeme, mütalaanın hazır edilmesi için duruşmayı 12 Mart’a erteledi.

Yörük’ün ardından akademisyen Deniz Erkmen’in yargılamasına geçildi. Erkmen’in avukatı müvekkilinin yurtdışında olduğunu belirterek süre talep etti. Süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 14 Mart’a erteledi. Akademisyen Fırat Erdoğmuş da hakim karşısına çıktı. Erdoğmuş savunmasında, bildirinin şiddet içermediğini belirterek, bildiriyi barış amaçlı imzalandığını söyledi. Mahkeme mütalaanın hazırlanması için duruşmayı 14 Mart’a erteledi.

4 AKADEMİSYENİN DURUŞMASI 9 OCAK’A ERTELENDİ

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyen Egemen Kepekçi de savunma yaptı. Kepekçi savunmasında, internette dolaşırken bir haber sitesinde gördüğü metni sorumluluk bilinciyle barış çağrısı olarak imzaladığını söyledi. Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Kepekçi’nin, “Devleti katliam yapmakla suçlayarak terör örgütünü koruma kollama maksadıyla hareket ettiği” gerekçesiyle cezalandırılmasını istedi. Kepekçi’nin avukatları esas hakkındaki savunmaları için mahkemeden süre talep etti. Mahkeme süre talebini kabul ederek bir sonraki duruşmayı 9 Ocak 2019’a erteledi.

Daha sonra akademisyen Bülent Eken’in yargılamasına geçildi. Savcı aynı mütalaayı Eken için de tekrarladı. Eken’in avukatları mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etti. Bu nedenle duruşma 9 Ocak 2019’a ertelendi.

Aynı mahkemede yargılanan Akademisyen Ferda Karagöz Özenç hakkındaki suçlamaya ilişkin savunma yaptı. Özenç savunmasında, bildiriyi kendi iradesiyle imzaladığını ve kimseden talimat almadığını söyledi. Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, aynı mütalaayı tekrarlayarak Özenç’in cezalandırılmasını istedi. Mütalaaya karşı savunma yapmak için süre isteyen Özenç’in avukatlarının talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 9 Ocak 2019’a erteledi.

Aynı mahkemede yargılanan Hediye Esra Ercan da savunmasında, bildiriyi imzalama amacının barış olduğunu söyledi. Savcı aynı mütalaayı Ercan için de sunarak cezalandırılmasını talep etti. Duruşma 9 Ocak 2019’a ertelendi.

MAHKEME BAŞKANI GÖRÜNTÜLERDEN RAHATSIZ OLDU

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyen Ayşe Huri Özdoğan da savunmasında bildiriyi özgür iradesiyle ve barış sürecine katkı amaçlı imzaladığının altını çizdi. Savcı diğer 4 akademisyen için sunduğu mütalaayı tekrarlayarak Özdoğan’ın cezalandırılmasını istedi. Duruşma savunmaların hazırlanması için 29 Kasım’a ertelendi.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün hakim karşısına çıkan son akademisyen Şebnem Korur Fincancı’ydı. Fincancı savunmasını, hazırladığı slayt gösterisi ile güçlendirmek istedi. Fincancı’nın görsel ve sözlü olarak yaptığı savunması mahkeme başkanı Akın Gürlek tarafından, siyasi olduğu gerekçesiyle durduruldu. Mahkeme Başkanı Gürlek, sokağa çıkma yasakları sırasında öldürülen insanların fotoğraflarının yer aldığı slayt gösterisinin duruşma salonunda gösterilmesine karşı çıkarak Fincancı’nın iddianameye bağlı savunma yapmadığını öne sürdü. Fincancı, bildiriyi bir talimat doğrultusunda değil insan hakları savunucusu olarak kendi iradesiyle imzaladığını söyledi. Duruşma savcısı aynı mütalaayı Fincancı için de okudu ve cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme, esasa ilişkin savunmaların hazırlanması için duruşmayı 13 Aralık’a erteledi.

SAVUNMA İÇİN SÜRE TALEP ETTİLER

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan akademisyen Ali Ahmet Altınel savunma için süre talep etti. Duruşma 20 Aralık’a ertelendi.

Altınek’in ardından akademisyen Nazım Dikbaş’ın yargılamasına geçildi. Dikbaş da savunması için süre talep etti. Duruşma 27 Aralık’a ertelendi.

DEĞİRMENCİOĞLU HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Evrenseş yazarı, barış imzacısı Serdar Değirmencioğlu hakkında da dünkü yargılamalarda yakalama kararı çıkarıldı. Değirmencioğlu’nun avukatı Ayşe Serdar, müvekkili Değirmencioğlu’nun yurt dışında olduğunu söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı “Kaçıyor mu?” diye sordu. Serdar, “Türkiye’de çalışma ortamı olmadığı için yurtdışında çalışıyor, kaçmıyor” diye yanıtladı ve derhal beraat ve birleştirme yönünde taleplerini sundu.

Savcı, derhal beraat talebinin reddine karar verilmesi yönünde ara mütalaasını açıkladı. Mahkeme heyeti, “çağrı kağıdını tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine” Değirmencioğlu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verdi. Avukat Serdar’ın çağrı kağıdını kimin teslim aldığı sorularını yanıtsız bırakan başkan salonu terk etti.  Çağrı kağıdını kimin teslim aldığını dosyadan inceleyen Serdar, kağıdın teslim edildiği ismin dahi dosyada yer almadığını ve usule uygun tebligat yapılmadığını söyledi.

Bir sonraki duruşma 14 Aralık’ta görülecek. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ekim 2018 14:58
www.evrensel.net