Şiddetten kurtulmak isteyen kadınlar devlet eliyle engelleniyor

Fotoğraf: Evrensel

Şiddetten kurtulmak isteyen kadınlar devlet eliyle engelleniyor

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 2 bin 115 görüşmenin sonuçları temel alınarak hazırladığı raporunu açıkladı.

Gizem ÖRNEK
İstanbul

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı 2017 yılında kendilerine başvuran ve destek alan 1001 kadın ve çocukla yapılan görüşmeleri raporlaştırdı. Toplam 2 bin 115 görüşmenin sonuçları temel alınarak hazırlanan rapor, kadına yönelik şiddetin boyutlarına dair önemli veriler sunarken şiddetten kurtulmaya çalışan kadınların polis, hastane, Aile Bakanlığı ve yargıda karşılaştığı engelleri de ortaya koyuyor. Mor Çatı’ya başvuran kadınların deneyimleriyle oluşturulan, çözüm önerilerine de yer verilen raporda, 6284 sayılı Aile Koruma Yasasının ve şiddetle mücadele mekanizmalarının kadınların güçlenmesindeki rolüne dikkat çekiliyor.

Şiddetten kurtulmak için devlet kurumlarına başvuran kadınların yaşadıklarına ilişkin anlatımlar ve toplanan veriler, hem İstanbul Sözleşmesinin hem de 6284 sayılı kanunun etkin bir şekilde uygulanmadığını gösteriyor. Karakola başvuran kadının şikâyetine engel olmaya çalışan polis, kadını eve geri göndermeye çalışan ŞÖNİM personeli, kadını kocasıyla barışmaya ve uzlaştırmaya çalışan avukatlar, kadınların şikâyetlerini işleme koymayan savcı, kadının ekonomik desteklere başvurmasına engel olan mülki amirler...

Kadınlar çoğu zaman “şiddeti durdurmak, şiddetten kaçınmak veya şiddetin tahribatını azaltmak için” çeşitli taktikler geliştiriyor, ancak attıkları bu bireysel adımların farklı yönlerden desteklenmeye ihtiyacı var. Başka bir ifadeyle “Güçlenme sürecinin öznesi kadınlardır, ancak bu sürecin şekillenmesinde önleyici ve koruyucu kamusal destek mekanizmaları önemli rol oynuyor.” Bu bakımdan, başvurdukları mekanizmaların işlediğini görmeye ihtiyaçları var.

ESAS OLAN ÖNLEYİCİ TEDBİR

Rapor, kadınların şiddet uygulayanla aynı ortamda yaşamayı sonlandırmasının şiddeti durdurmak için yeterli olmadığı durumlarda, adreslerinin ve resmi kayıtlarının gizlemesini sağlayan 6284 sayılı kanunun önemli bir mekanizma olduğuna vurgu yapıyor. Ancak esas olanın önleyici tedbirler olduğunun da altını çiziyor.

Rapordaki önemli bir vurgu da sosyal hizmet alanında bütüncül politika oluşturulmasının gerekliliği konusunda; “Kolluk kuvvetleri, ŞÖNİM’ler ve ASPİM’lerde karşılaşılan kötü uygulamaların birbirine benzemesi ve çoğunlukla personelin tutumundan kaynaklı sorunlarla karşılaşılması, sosyal politika hizmetleriyle ilgili bütüncül politikaların oluşturulması gerekliliğine işaret ediyor. Bunun başarılabilmesi için sorumlu personellere yönelik eğitimlerin devamlılığını ve bu eğitimlerin işlevinin düzenli olarak değerlendirilmesini garanti altına alan düzenlemelere ihtiyaç var.”

CAYDIRMANIN BİNBİR YOLU UYGULANIYOR:

SUÇLUYOR

♦ Kolluğa başvurduğunu belirten kadınlardan 92 farklı kayıt oluşturuldu. Bunların yüzde 50’sinde (46 kayıt) kadınların kötü uygulamalarla karşılaştığı tespit edildi. Kadınlar, kolluk personelinin, şikâyetçi olmalarının önüne geçmek için süreci uzatmak, baskı uygulamak, suçlayıcı ve cinsiyetçi ifadeler kullanmak, caydırıcı bilgiler paylaşarak göz korkutmak gibi tutumlarıyla karşılaştıklarını anlattı.

BİLGİLENDİRMİYOR

♦ ŞÖNİM’lere başvuran kadınların paylaşımları sonucu kayıt altına alınan 47 farklı deneyimin yüzde 62’sinde (29 kayıt) kadından yana olmayan uygulamalar tespit edildi. Bunların başında kadınların hakları ve faydalanabilecekleri mekanizmalar konusunda bilgilendirilmemesi; caydırıcı ve yanlış bilgiler paylaşılması; sığınak ve diğer uzman desteklerine ilişkin taleplerin darp raporu veya tedbir kararı olmadığı için veya kadının şiddet uygulayana geri dönebileceği gibi gerekçelerle kabul edilmemesi; kadınların eve dönmeye veya şiddet uygulayan kocalarıyla barışmaya zorlanmaları geliyor.

BARIŞMAYA ZORLUYOR

♦ Sosyal yardımlardan faydalanmak, ŞÖNİM olmayan illerde uzmanlaşmış desteklerden faydalanabilmek, örneğin sığınağa gidebilmek için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerine başvuran kadınların paylaşımları sonucu 35 farklı deneyim kayıt altına alındı. Bunların yüzde 23’ünde (8 kayıt) başvurularda aksaklıkların öne çıkarılması ve cesaret kırıcı, caydırıcı bilgiler paylaşılması gibi uygulamalarla karşılaşıldı.

Örneğin ASPİM’e başvuran bir kadın, kurum personelinin “Burası hukuk devleti değil, uğraşsan da bir şey olmaz, kaç kurtul” dediğini aktardı.

Başka bir kadın, sığınağa gitmek ve bu süreçte çocuklarının Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün koruması altına alınması için başvurduğunda, kurum personelinin sığınak talebini ve güvenlik risklerini ciddiye almadığını, çocukları kuruma teslim etmesine engel olarak çocuklar için ayni ve nakdi yardım sağlayıp kendisini evine geri gönderdiklerini belirtti.

Başka bir ilde de sığınak talebinde bulunan kadının Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü tarafından kocasıyla görüşmeye ve barışmaya zorlandığı tespit edildi. Kocasıyla yeniden bir araya gelen kadın, sığınağa gittiği için cezalandırıldığını, daha fazla şiddete maruz kaldığını anlattı.

Dini nikâhlı kocasından fiziksel ve psikolojik şiddet sebebiyle ayrılmaya çalışan bir kadının ekonomik destek talebiyle yaptığı başvuru, kadın şikâyetçi olmadığı için, “Sen yine döner barışırsın” denilerek keyfi bir yaklaşımla kabul edilmedi.

ADLİ İŞLEM YAPMIYOR

♦ Adli yardımdan faydalanmak ya da CMK avukatı talebiyle barolara başvuran kadınların paylaşımlarıyla kayıt altına alınan 47 farklı deneyimden yüzde 26’sında (12 kayıt) kadından yana olmayan uygulamalarla karşılaşıldı.

Barolar tarafından atanan avukatların toplumsal cinsiyete dair farkındalıkları olmadığı ve 6284 sayılı kanun kapsamında kadınların yararlanabileceği haklar konusunda bilgi sahibi olmadıkları durumlarla karşılaşıldı. Örneğin avukatların kadınları dava açmamaları, uzlaşmaya gitmeleri, barışmaları yönünde telkinlerde bulunduğu, kadınların beyanları ve talepleri doğrultusunda hizmet sunmadıkları görüldü.

♦ Şiddet uygulayanla ilgili şikâyette bulunmak veya 6284 sayılı kanun kapsamındaki tedbirlerden faydalanmak için savcılıklara başvuran kadınların paylaşımlarıyla 31 farklı deneyim kayıt altına alındı. Bunların yüzde 38’inde (12 kayıt) kadından yana olmayan uygulamalarla karşılaşıldı. Kadınlar savcılıklarda en sık şikâyet ve taleplerinin işleme alınmaması gibi keyfi tutumlarla karşılaştı. Kadınların cesaretlerini kıracak şekilde, suçlayıcı tarzda davranıldığı, bunlar sonucunda kadınların adli işlem başlatmakta zorlandığı ya da başlatamadıkları görüldü.

EKONOMİK DESTEK VERMİYOR

♦ Geçici maddi yardım, ayni ve nakdi yardım, ekonomik destek ve çocuklar için ekonomik ya da eğitim desteği gibi taleplerle mülki amirliklere başvuran kadınların paylaşımları sonucu 26 deneyim kayıt altına alındı. Bunların yüzde 30’unda (8 kayıt) kadınların taleplerinin karşılanmadığı veya yanlış yönlendirildikleri ortaya çıktı.

Kadınların paylaştığı üç farklı deneyimde, taleplerinin akrabalarının ya da şiddet uygulayan kocanın “kadına bakabileceği” gerekçesiyle kabul edilmediği ve ekonomik destekten mahrum bırakıldıkları görüldü.

Bir başka örnekte sığınak talebiyle kaymakamlığa başvuran kadın ise ŞÖNİM’e değil, evrak kayıt birimine yönlendirildi ve memurlar tarafından “sığınakların kötü yerler olduğu, çocuklara uygun olmadığı, çocuğunu düşünüyorsa sığınağa gitmemesi gerektiği” gibi telkinlerle caydırıldı.

SIĞINAK AÇMIYOR

♦ Ekonomik destekler, sosyal yardımlar, psikolojik destekler ve sığınak desteğinden faydalanmak için belediyelere başvuran kadınların paylaşımları sonucu 21 farklı deneyim kayıt altına alındı. Bunların 2’sinde kadından yana olmayan uygulamalarla karşılaşıldı.

Yerel yönetimler hizmet alanını çoğunlukla ekonomik desteklerle sınırlıyor ve sosyal ve psikolojik destekleri ya da sığınak desteğini kendi sorumluluk alanında görmüyor. Nüfusu 100 binin üzerindeki belediyeler yasal olarak sığınak açmakla yükümlü olsalar da 2017 yılında 217 belediyeden yalnızca 32’sinin sığınağı vardı.

ÇOCUKLARI KORUMUYOR

♦ 6284 sayılı kanun kapsamındaki tedbirlerden faydalanmak, suçu şikâyet etmek için ya da kadına yönelik şiddetle ilgili bir dava kapsamında mahkemelerden hizmet alan kadınların paylaşımları sonucu 23 farklı deneyim kayıt altına alındı. Bu kayıtlardan birinde, kadının kendisine ve çocuğuna cinsel ve psikolojik şiddet uygulayan eşine açtığı velayet davasında; çocukla görüşen pedagogların velayetin babaya verilmemesi ve babayla görüş izninin kaldırılmasını tavsiye eden raporuna rağmen mahkemenin aksi yönde karar aldığı görüldü. “Korkma bir daha yapmaz” şeklinde çocuğu şiddetten korumaktan uzak, şiddet uygulayanı koruyan bir yaklaşımın yanı sıra “Bir daha bu konu için gelirsen çocuğu yurda veririm” denilerek anne tehdit edildi.

KEYFİ DAVRANIYOR

♦ Şiddet sonucu ortaya çıkan bedensel veya ruhsal sağlık sorunları nedeniyle, şiddeti belgelemek, darp raporu almak veya kürtaj olabilmek için sağlık kurumlarına başvuran kadınlarla görüşülerek 41 farklı deneyim kayıt altına alındı. Burada karşılaşılan keyfi uygulamaların tamamı (7 kayıt), kadınların yasal kürtaj hakkından yararlanmalarının engellenmesine ilişkin. Kadınlar, yasal kürtaj süresi içindeyken ve diğer tüm koşulları sağlamışken taleplerinin keyfi şekilde ya da kürtajın yasak olduğu gerekçesiyle reddedildiğini aktardı.

EN FAZLA HUKUKİ DESTEK TALEP EDİLDİ

♦ 2017 yılında Mor Çatı’ya en çok 25-34 yaş aralığındaki kadınlar başvurdu. Mor Çatı’dan destek alanların 45’i çocuktu.

♦ Profilleri farklı olsa da kadınlar temel olarak hukuki, sosyal ve psikolojik desteklerle sosyal yardım talep ettiler.

♦ Kadınların yüzde 32’si (317 kişi) ise sığınak desteği talep etti.

♦ Kadınlar en çok haklarıyla ilgili bilgi edinmek ya da doğrudan avukatla görüşmek, hâlihazırda devam eden adli başvurularıyla ilgili merak ettiklerini sormak, dilekçe yazdırmak, hukuki kurumlarla ilgili yönlendirmeler şeklinde destekler istedi. 562 kez hukuki destek talep edildi, bu sayı tüm görüşmelerin yüzde 56’sına tekabül ediyor.

♦ Kadınların yüzde 13’ü psikolojik destek talep etti. Yalnızca kendileri için değil, şiddete tanık olan ya da maruz kalan çocukları için de psikolojik destek istediler.

PSİKOLOJİK ŞİDDET EN YAYGIN ŞİDDET TÜRÜ

♦ Kadın ve çocukların en sık maruz kaldığı şiddet biçimi psikolojik şiddet. Başvuran kadınların 676’sı kendilerine uygulanan şiddet türlerinden birinin psikolojik şiddet olduğunu belirtti.

♦ 443 kadının fiziksel şiddete uğradığını paylaştı. Ateşli silahla vurma, bıçaklama, üzerine yürüme, yakmaya çalışma, boğmaya çalışma, cisimle bedene vurma, dayak, eşyaları kırma bu fiziksel şiddetin biçimleri arasındaydı.

♦ 172 kadın ve çocuk cinsel şiddete maruz kaldığını paylaştı. En sık karşılaşılan cinsel şiddet biçimi tecavüz. Diğer şiddet türlerinde de görüldüğü gibi cinsel şiddeti uygulayanlar çoğunlukla koca, baba, abi, amca, partner, eski partner, eski koca, arkadaş gibi kadınların tanıdığı kişiler.

♦ 199 kadın ekonomik şiddete maruz kaldı. Kadınlardan 59’u beraber yaşadıkları kişinin eve hiç para bırakmayarak ya da çok az para bırakarak, eve ve çocuklara dair sorumluluk almayarak şiddet uyguladığını anlattı.

♦ 45 kadın ısrarlı takibe maruz bırakıldı. Kadınlar, bu şiddet türünü “rahatsız edilmek”, “taciz edilmek”, “musallat olmak” gibi ifadelerle tanımlıyor.

www.evrensel.net