ABD'nin bölgesel yıkım planı: Sünni Arap NATO

Fotoğraf: Wikimedia Commons

ABD'nin bölgesel yıkım planı: Sünni Arap NATO

Rai Al Youm Yazarı Abdulbari Atwan, ABD'nin Körfez ülkelerinden Sünni Arap NATO'su kurma girişiminin tehlikelerine değindi.

Abdulbari Atwan / Rai Al Youm

ABD’nin, Körfez ülkelerinden bir “Sünni Arap NATO” kurma girişimleri ciddi bir aşamaya giriyor. Bu ittifak için resmi açıklama ekim ayında Washington zirvesinde yapılacak. Mısır ve Ürdün, İran nüfuzuna karşı savaş kisvesi altında ona katılmayı kabul edecek mi?

ABD ve İran arasında artan sözlü tehditler savaşına paralel olarak ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin bu günlerde, İran’ın bölgedeki artan nüfuzuna karşı durmak, füze savunma ağı kurmak ve terörle mücadele stratejisi geliştirmek hedefi ile Mısır ve Ürdün’ün yanı sıra Arap körfez devletleri ile yeni bir askeri güvenlik ittifakı kurmak için yoğun temaslarda bulunduğu belirtildi.

ABD Başkanı Trump’ın talebi üzerine sekiz davetli devlet liderinin katılımı ile 12 ve 13 Ekim tarihlerinde Washington’da yapılacak zirve bir Sünni Arap “NATO İttifak” oluşturmayı hedefliyor. İttifak ABD’nin bölgedeki müttefikleri ile sınırlı olacak.

Bu hareketin, öngörülebilir gelecekte İran’a karşı askeri eylem öngören bir Avustralya raporuna denk gelmesi dikkat çekicidir. Avustralyalı yetkililerin, Washington’un önümüzdeki ay muhtemelen İran’daki nükleer tesislerini bombalamaya hazırlandığını söyledikleri kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın Husi “Ensarullah” hareketini geçtiğimiz çarşamba günü Kızıldeniz’de iki petrol tankerine saldırdığı ve bunlardan birinin küçük çaplı yara aldığı suçlaması ve güvenlik sağlanana kadar Suudi petrolünü Bab al-Mandab kapısından geçirmeyi durdurma kararı ile ilgili medya dalgası Amerikan gözetiminde bu yeni ittifakın kurulmasına hazırlanmak için bir dayanak olabilir. Çünkü Suudi Arabistan ve BAE, hem dünya ticaretinin yüzde 5’ine ev sahipliği yapan ve günde 5 milyon varilden fazla petrolün geçtiği bu stratejik boğazın güvence altına alınması için uluslararası müdahale edilmesini ve hem de önemli Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması tehditlerinin engellenmesini istiyor.

Bu ABD planının ilk bakışta öne çıkan birkaç ana noktası:

1. Mısır ve Ürdün’ün tam olarak bu ittifaktaki konumu nedir? İki ülke, önümüzdeki ekim ayında Washington’da yapılacak zirveye katılacak mı?

2. İsrail’in bu yeni ittifakla ilişkisi nedir? Onun bir üyesi mi? Bu üyeliğin karakteri gizli mi yoksa açık mı olacak?

3. Bu ittifakın yolunda bir engel olabilecek körfez krizi nasıl kaldırılacak? Bu konuda Katar devleti, ABD-Suudi Arabistan- BAE şartlarına uygun olarak İran ile mevcut ayrıcalıklı ilişkilerinden vazgeçecek ve bütün bağlarını koparacak mı?

4. Yeni Arap Amerikan ittifakının temel direklerinden biri haline getirmek amacıyla Katar’daki ABD askeri üssünü genişletmek için bir buçuk milyar dolarlık bedelin resmi olarak duyurusu yapıldı mı?

ABD planının detayları hakkında bir gizlilik ortamında bu soruların herhangi birine cevap vermemiz bizim için erken olabilir. Ancak, ABD-İran arasındaki karşılıklı tehdit savaşının, tam üyelik maliyetlerini ödeyerek bu yeni ittifaka girmeyi haklı çıkarmak için Arap halkları ve özellikle de Körfez ülkeleri arasında bir panik ve terör hali yaratma etkisini dikkate alıyoruz.

Bu, İsrail’in açık ya da gizli ana unsurlarından biri olacağı “Sünni Arap NATO” mevcut bölünmüş durumu ve bölgedeki mezhep ayrımını derinleştirecek. İsrail’in çıkarına ve vatandaşlarının korkusunu yatıştırmak için “Şii” İran ve bölgedeki müttefiklerine ve özellikle Lübnan ve Filistin’deki direniş hareketlerine karşı savaşmak için “Sünnileri” harekete geçirecektir.

Bu yeni mezhepçi ittifakın, İran’a karşı savaş hazırlığında savunma yeteneklerini güçlendirmek bahanesiyle, körfez devletlerinden milyarlarca dolarları sağmanın yeni bir yolu olacağı açıktır. Trump’un isteğine karşı koyamayan bu ülkeler, tartışmasız ödedikleri ABD askeri faturasının büyüklüğü nedeniyle belki de bir sonraki Washington zirve toplantısından boş kasalar veya ağır borçlarla çıkabilirler.

Körfezdeki kardeşler, yanan ateşin içine hem atılan odun hem de atılan odunun finansörü olacakları sonucu belli olmayan büyük bir bölgesel savaşa sürükleniyorlar. Bu savaşı Amerika kazansa bile, zaferi bölgenin yıkımı ve yüz binlerce insanının öldürülmesi olacaktır ve İran roketler omuzunda hareketsiz durmayacak kaçınılmaz olarak karşılık verecektir.

(Çeviren: Yusuf Ertaş)

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Temmuz 2018 12:46
www.evrensel.net
ETİKETLER ABD